
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Kesici: Kemal Bey, Özgürgiller’in ayrılmasını ister
Amerikan rezilliği
Madem istediniz, medyaya verilen kredilerini konuşalım mı!
Yok öyle bilmiyorum diye sıyrılmak
Kesici: Kemal Bey, Özgürgiller’in ayrılmasını ister
Fatih Altaylı
Haziran 22, 2026
Yazı İçeriği
Kesici: Kemal Bey, Özgürgiller’in ayrılmasını ister
Amerikan rezilliği
Madem istediniz, medyaya verilen kredilerini konuşalım mı!
Yok öyle bilmiyorum diye sıyrılmak
CHP’de olan biteni konuşmak için İlhan Kesici’yi aradım.
Duymuşsunuzdur, Kesici’nin adı Kayyum Kılıçdaroğlu’nun 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday göstereceği isimler arasında zikrediliyor.
Yani Kayyum’un 2028’e kadar kurultay yapmayacağı da böylelikle ortaya çıkıyor.
Ben ise Kayyum’un İlhan Kesici’yi aday yapacağını hiç zannetmiyorum çünkü daha önce de adı geçmiş ve “İlle sağ kökenli birini yapacaksan İlhan Kesici var” dendiği zaman Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstermişti.
İlhan Kesici’yi aramamın nedeni ise CHP’de hem Özgür Özel’e, hem de Kayyum yönetimine aynı oranda mesafeli olmasıydı.
Bunu cezaevinde beni ziyaret ettiği zamanlarda yaptığımız sohbetlerden biliyordum.
Seçtiği bir grup belediye başkanını ziyaret etmekle yetiniyor, İmamoğlu’na asla uğramıyordu. Butlan Davası’nı ve Kılıçdaroğlu’nun bu davadaki tutumunu ise son derece yanlış bulduğunu geçen yazdan beri söylüyordu.
Arayıp ne düşündüğünü sorunca “Araya girip aklı selime davet edince her iki taraftan küfür yiyoruz. İki tarafın trolleri de konuştuğumuza pişman ediyor. Belli ki aklı selimi isteyen yok.” dedi.
Ama yine de biraz konuştuk.
“Parti açısından, muhalefet açısından işler hiç iyi gitmiyor ve bana öyle geliyor ki bu daha başlangıç.” diye söze girdi.
“Bu iş çok kötü oldu. Ben sağ siyasetin tavrını iyi bilirim. Milli Görüş de, mukaddesatçılar da, siyasal İslamcılar da adına ne dersen de, CHP’den hiç hazzetmezler. Onların nezdinde CHP İsmet Paşa’dır ve İsmet Paşa’yı da Stalin ile, Hitler ile eş tutarlar hatta beter görürler. Şimdi fırsat bu fırsat deyip CHP’yi lime lime edecekler. Daha başlamadılar. Şu anda CHP’nin kendi kendini yıpratmasını izliyorlar. Bu fasıl bitince başlarlar ve bu olanları kampanya haline getirirler. Bunu herkes bilsin.”
Peki, yeni parti konusunda ne düşünüyor, parti kurulur mu, kurulmalı mı?
“Kurulur mu, kurulmalı mı benim meselem değil. Ama şunu biliyorum. Kemal Bey Özgürgiller’in partiden ayrılmasını ister. İstiyor. Ayrılmayın, partiyi bölmeyin falan der ama inanma. Laf olsun diye der. Ayrılmaları için her şeyi yapar. Damarlarına basar. Özgürgiller geri adım atsa, uzlaşmaya kalksa daha fazla üstlerine gider. Kemal Bey onları bu partide istemiyor. Çok açık.”
Yeni parti?
“CHP’de bunlar yaşandı. 1980 sonrası Ecevit’e 'Gel, partinin başına geç' dediler. Mustafa Üstündağ dedi. Ecevit partiye baktı ve ‘Bunlarla bir arada yaşanmaz’ diye gitti, yeni parti kurdu. Başbakan da oldu. Seçim de kazandı. CHP’yi baraj altında da bıraktı. Yani yeni parti olmaz diye bir şey yok. Şimdi bir halat çekmece oynuyorlar. Bir tarafta çoğunluk var, diğer tarafta ise destek verenler var. Kimse yerinden kıpırdamıyor. Sonunda olacak olan şudur: Halat kopar. Kopuncaya kadar çekecekler. Besbelli.”
Peki, bir uzlaşma ihtimali yok mu?
“Şu an için yok gibi. Ama Türk filmlerindeki gibi kızın başına tuğla düşer, otobüs çarpar gözü açılır onu bilemem. Ama son olarak şunu söylemem lazım. Özgür Özel’in tek hatası, parti hapishaneden yönetiliyor algısı oluştu ve bunu ortadan kaldıramadı. En önemli hatası bu olabilir.”
Amerikan rezilliği
Dünya Kupası finallerinde milli futbol takımımızın düştüğü durum uluslararası medyada hem şaşkınlık hem de alayla izleniyor.
Hatta Almanya’nın Deniz Undav’ın iki golüyle maç kazanması sonrası “Türkler 0 - Kürtler 1” esprileri bile yapılıyor.
Ancak bana göre Dünya Kupası’nın en fazla utanması gereken ülkesi Türkiye değil, ABD.
Trump Amerikası’nın düzenlediği turnuvaya katılan takımlara yaptığı muamele affedilir gibi değil ve spor adına büyük utanç.
İran Milli Takımı’nın ABD topraklarında konaklamasına izin verilmiyor.
Maç için geldikleri ABD’den maç biter bitmez çıkmaları isteniyor.
Rezalet bununla da sınırlı değil.
Somalili, FIFA kokartlı bir hakem elinde diplomatik pasaportu olmasına rağmen Miami’de sınır polisi tarafından geri çevriliyor, ülkeye girmesine izin verilmiyor ve Somali’ye geri dönüyor.
Pek çok milli takım oyuncusu, ülkeye girerken köpeklerle aranıyor.
Sadece üçüncü dünya ülkelerinin takımları değil, dünyanın en güçlü pasaportlarından birine sahip Alman Milli Takımı dahi bu muameleye maruz kalıyor.
Ve en vahimi, bu rezaletlere kimse gıkını dahi çıkarmıyor.
Zaten uzun zamandır rüşvetle, yolsuzlukla, türlü rezillikle anılan ve spor ahlakını para ile satmış olan FIFA, kendi davet ettiği hakemin ülkeye sokulmamasına gıkını çıkaramıyor.
Rezil Infantino, ABD’ye yalakalık yapmaya devam ediyor.
Keza spor medyası ve genel olarak medya tüm bu rezilliklere gıkını çıkarmıyor, haber dahi yapmıyor. Eleştirel bir bakış getirmiyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nin bu aşağılık tutumu normalleştiriliyor.
Bu muameleyi yapan ABD değil de, Çin, Rusya ya da bir başka ülke olsa “insan hakları, özgürlükler” diye kıyameti koparacak olanlar, ABD’nin bu faşist uygulamaları karşısında gıkını çıkarmıyor.
Ve işin daha büyük rezaleti, bu ABD 2028 yılında da bir kez daha Olimpiyat düzenleyecek.
2028 Yaz Olimpiyatları Los Angeles’ta yapılacak.
Ve emin olun, aynı uygulama sürecek.
Ve emin olun, kimse gıkını çıkarmayacak.
Madem istediniz, medyaya verilen kredilerini konuşalım mı!
Memleketin hali bir acayip.
Deliler taş atıyor.
Yarım akıllılar çıkarmaya çalışıyor.
Tam akıllı zaten kalmamış gibi.
Son bomba, bir bankanın Halk TV ve Sözcü TV’ye toplam 100 milyon dolar kredi verdiği iddiası.
Birileri çıkmış “Niye verdin, geri çağırsana krediyi” diyorlar. İsim vermeye paçaları sıkmamış ama bahsettikleri banka çok açık anlaşılıyor, “botokslu eski genel müdür” diye aşağıladıkları ise Hakan Ateş. Onu da herkes anlıyor.
Banka adı zikretmemelerinin nedeni ise yaptıklarının Bankacılık Kanunu gereği suç olduğunu bilmeleri. Ama yasaya göre suçtan kurtulmaları mümkün değil.
Üstelik buranın bir özel banka olduğunu, şartları sağlayan herkese kredi vermesinin doğal olduğunu unutmuşlar.
Kamu bankalarının kaynakları ile medya satın alıp, 30 küsur milyarlık borcu ödemeyenlerin adını ağzına alamayanlar, özel bankaların bizi hiç ilgilendirmeyen kredi ilişkilerini sorguluyorlar.
Daha sonra Sözcü TV bir açıklama yapıyor ve söz konusu bankadan kredi falan almadıklarını, bunun büyük bir yalan olduğunu açıklıyor. Yani bir yalanı haber yapıyorlar.
Ama çok açık bir gerçeği yazamıyorlar.
Demirören Grubu’nun, Doğan Medya’yı satın alırken kullandığı yaklaşık 800 milyon dolarlık krediyi niye sorgulamıyorsunuz. Gizli bir şey değil. Hepimizin gözü önünde oluyor.
2025 sonunda bu alacak 33 milyar 910 milyon TL idi.
Basit mevduat faizi uygulansa bu borcun bugün itibarıyla 40 milyara dayanması lazım. Üstelik bu özel banka değil kamu bankası.
Yani batağı özel bankada olduğu gibi ortaklar cebinden değil, Hazine karşılıyor, bizim cebimizden.
Çiftçiyi, tarım sektörünü kredilendirmesi gereken bankanın, bir medya grubundan 40 milyara dayanan alacağı var ve bankanın takipteki alacaklarının yarısından büyük bölümünü bu tek kredi oluşturuyor.
Bunu sorgulamayıp, bir özel bankanın vermediği krediyi sorgulamak “gazetecilik” oluyor ve Ahmet Hakan başkalarının gazeteciliğini sorguluyor.
Biz de bu olup biteni izliyoruz.
Eskiden utanarak izliyorduk.
Artık gülüyoruz.
Yok öyle bilmiyorum diye sıyrılmak
Kayyum Kılıçdaroğlu’nun katıldığı programdaki sözleri ve kayyum olarak yaptığı uygulamalar tartışılmaya devam ediyor.
İktidar medyasından isimlerin “Bu kadar da soru sorulur mu?” eleştirileri ise tam rezalet.
Belli ki, gazeteciliği tam olarak unutmuşlar ya da belki hiç öğrenmemişler.
Bana göre programdaki en önemli eksik, Kılıçdaroğlu’nun kiraladığı ofislerin, kullandığı lüks araçların, ofislerdeki personelin maaşlarının hangi kaynaktan ödendiğinin sorulmaması idi. Sürekli arınmadan bahseden birinin, bu konularda da daha şeffaf olması gerekiyordu. Gerçi yanında eski Ataşehir Belediye Başkanı ve onun Kılıçdaroğlu tarafından milletvekili yapılan eşi ile dolaşan ve muhtemelen onlar tarafından fonlanan birinin “arınmadan” söz etmesi zaten komedi.
Kayyum Kılıçdaroğlu, kimsenin savunamadığı Murat Hazinedar’ı Beşiktaş’a belediye başkanı yapmakta bir beis görmemişti ve rezillikleri sonrasında görevden alınıp yargılanmaya başladığında partiden uzaklaştırmamıştı. Bunu herkes unutabilir ama ben unutmam. Hüseyin Avni Sipahi, Kılıçdaroğlu döneminde aynı belediyede belediye başkan yardımcısıydı ve tüm şikayetlere rağmen Kılıçdaroğlu bu kişiye dokunmamıştı.
“Ben 4 belediye başkanı hakkında Özgür Özel’i uyardım.” diyor.
Bunlardan biri yine kendisinin getirdiği şimdi Silivri’de olan Beşiktaş Belediye Başkanı, onu hepimiz biliyoruz. Peki, o başkanı aday göstermesi için Özgür Özel’i ikna eden kişinin, şu anda Kılıçdaroğlu’nun yanında olduğunu herkes biliyor mu!
Kayyum Kılıçdaroğlu’na şunu da sormak lazım, “Madem 4 belediye başkanının yolsuzluk yaptığını biliyordunuz, niye kendi genel başkanlığınız döneminde partiden uzaklaştırmadınız? Elinizdeki delilleri niye Özgür Özel’e vermediniz?”
Yoksa elinizde delil falan yoktu ve sadece kurultayda sizden yana tavır almadıkları için mi her zaman yaptığınız gibi dedikodulara dayanarak yolsuzluk suçlamasında bulundunuz?
Dedikodu demişken, yıllardır televizyonlara ve bazı gazetecilere para verildiğini iddia ettiniz. Ben de buradan “Sizin döneminizde Halk TV’ye ödeme yapılmadı mı?” diye sordum.
Ekrana çıkıp “Evet, biz de televizyonlara para verdik.” dediniz.
Siz ve yanınızdaki bazı pisliklerin diline doladığı gazetecilere para verilmesi konusunda ise “Bilmiyorum” dediniz.
Yok öyle, “Bilmiyorum” diyerek sıyrılmak Kayyum Bey, herkesi töhmet altında bırakıp “Bilmiyorum” demek yok.
Tüm kayıtlar elinizin altında.
Partiden hangi gazeteci para almış, açıklayacaksınız.
Ofisinizin, lüks araç filonuzun, yanınızda çalışanların nasıl finanse edildiğini açıklamanız nasıl şart ise, para alan gazetecileri açıklamanız da şart ya da çıkıp “Ben yine yalan söyledim. Para alan gazeteci falan yokmuş” diye özür dileyeceksiniz.
Ya da mesleğim adına ben size dava açacağım.
Ne zaman insan oluruz?
Yalancılar doğruluk satmaya kalkışmadığı zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







