
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Libido ve siyaset
BAE savaşa girer mi!
150 milyonluk palavra
Lobb
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Libido ve siyaset
Fatih Altaylı
Mart 29, 2026
Yazı İçeriği
Libido ve siyaset
BAE savaşa girer mi!
150 milyonluk palavra
Lobb
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım da CHP’li belediyelere yönelik operasyonlardan payını aldı ama ilginç bir şekilde Uşak’ta, evindeyken değil Ankara’da seyahatte iken otel odasında gözaltına alındı.
Rezalet de burada patladı.
Yalım’ın odasına gelen polisler belediye başkanının yanında 21 yaşında genç bir kadın da buldular.
Normalde olması gereken şuydu.
Kadın kimlik tespiti yapılıp, GBT denilen suç ve arama kaydına bakıldıktan sonra konuyla alakası olmadığı için konuya dahil bile edilmez ve serbest bırakılır.
Tutuklama tutanağına da adının gizli olarak yazılması gerekirdi.
Eğer başkan CHP’li olmasa idi böyle yapılırdı.
CHP’li olunca başkanın yanındaki kadının adı tüm medyaya servis edildi, görüntüleri iktidara yakın kanallarda erotik film edasıyla oynatıldı.
Peki Başkan’ın evlilik dışı ilişkisi suç mu!
Suç değil elbet ama ayıp.
Belediye çalışanıyla olması katmerli edepsizlik.
21 yaşında. Çocuk sayılır.
Anası babası kamu kurumu diye gönül rahatlığı ile emanet etmiş belki de.
Rezillik.
Rezillik ama CHP’ye özgü de değil.
Kısa süre önce AK Partili Adapazarı Belediye Başkanı’nın özel kalemiyle olan aşkını kadının kızı kürsülerden haykırdı.
Bırakın onu bir Diyanet İşleri Başkanlığı yöneticisinin evlilik dışı ilişkisinin sonuçlarını dün öğrendik.
Bunlar ilk de değil.
Bir seçim arifesinde MHP’nin milletvekili aday kadrosu değişmişti bunun beteri görüntülerle.
CHP’de genel başkan koltuğundan olmuştu.
İktidar partisinden de az skandal patlamadı bu tür.
O zaman FETÖ suçlanırdı bu görüntülerin çekilmesi ve servis edilmesi ile ilgili.
Burada ise görüntüleri servis eden emniyet.
Haaa, tüm bunlar Özkan Yalım adlı belediye başkanını temize çıkarır mı!
Asla.
Bir yanda CHP memleket elden gidiyor diye bağıracak.
Onlarca belediye başkanı, yüzlerce bürokrat CHP’li diye cezaevinde tutulacak.
Onlarca gazeteci muhalif diye hapiste olacak.
Özgür Özel meydan meydan gezip 100 miting yapacak, koskoca bir iktidar gücü ile savaşırken anası ağlayacak.
Uşak Belediye Başkanı uçkurunu tutamadığı için, Ankara seyahatine yanında sevgilisini götürmeden duramadığı için parti hedef olacak, ne kadar olduğunu bilemeyeceğimiz bir yara alacak.
CHP bu herifi bugün partiden atmalı, hatta s..tir etmeli.
İdeolojisi ve memleket aşkı donunun içindekinden daha önemli olanın siyasette işi yok.
Libidosuna memleketi feda edeni kimse savunmamalı.
BAE savaşa girer mi!
Savunma sanayinde önemli uluslararası bağlantıları olan bir tanıdıkla konuştum dün.
O beni aradı.
“Savaş bize şimdilik yaradı” dedi.
“Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nden çok sipariş gelmeye başladı Türk savunma sanayi şirketlerine. Ne varsa talep ediyorlar diyebilirim. İHA, SİHA, İDA mühimmat, roket ne varsa, ne verebiliyorsak.”
“Yani işleriniz iyi. Ne kadar sürer bu?” diye sordum.
“Sürmez” dedi.
“Birleşik Arap Emirlikleri, biraz da Amerika’nın zorlaması ile her an savaşa müdahil olabilir. Yeni geldim. Hava şahinlerden yana. Türkiye ve birkaç ülke daha bunları aklıselime davet ediyor ama girmeleri an meselesi.”
“O zaman sizin işler daha azılır” diye damarına bastım.
“Pek öyle değil. Savaş tedarik zincirlerini çok bozdu. Şu anda pek çok hammaddede büyük sıkıntı var. Dünya çapında. Yakında kimse hiçbir şey üretemez hale gelebilir. Petrokimya sanayi durma noktasına doğru gidiyor. Aklının ucundan geçmeyecek ürünlerde yokluk başladı. Bu tüm dünya ekonomisini vuruyor. İş öyle bir hale geldi ki, İran savaştan en az zarar gören ülke olabilir.”
“Yani?”
“Bu sürdürülebilir olmaktan çıktı. Türkiye de o siparişleri karşılayamaz çünkü savunma sanayimizin dışa bağımlı yönü bu tedarik sorunlarından etkilenir. Globalleşmenin etkisini görüyoruz, net. Artık savaşlar bile sürdürülebilir değil.”
“Savaş çok sürmez diyorsun.”
“Normalde bu ay bir şekilde sona erer ama Trump diye bir ruh hastası var. Normalde bir devletin başında değil, şirketinin başında olsa doktor raporuyla görevden alır mirasçıları. Bu manyak ABD’nin başında. Sanki tüm dünya ABD’den nefret etsin ve ABD’ye karşı birleşsin diye uğraşıyor. Bu adamın ne yapacağını kimse bilemez ama ona rağmen savaş bitirilecektir. Kimsenin bir şey kazanmadığı ve herkesin kaybettiği bir savaşı sürdüreceklerini zannetmiyorum.”
Açıkçası benim de başından beri düşüncem bu ama dünyadaki bu lider profili ile Trump’u kim durduracak!
Ancak ABD’nin iç dinamikleri.
Belki!
Dünyanın haline bakın aslında.
Öyle bir liderler profili ile karşı karşıyayız ki, düne kadar “deli” gözüyle baktığımız Putin, en aklı başında lider olarak duruyor.
Vay halimize.
Vay çocuklarımızın haline.
150 milyonluk palavra
Yalıkavak Marina’da bir teknede başlayan yangın hızla yandaki teknelere atladı ve 7 tekne yandı ve 7’si de sulara gömüldü.
Abartmayı seven medyamız hemen sigorta eksperi edasıyla hasarı belirledi.
“150 milyon dolarlık lüks tekneler yandı” diye başlıklar atıldı.
Merak ettim, gerçekten bu kadar hasar var mı diye şöyle bir baktım.
Ve güldüm.
Tam bir “Atma Recep, din kardeşiyiz” durumu.
Mesela “Rus oligarkın süper yatı” dedikleri tekne bir Ferretti 881.
Yaklaşık 15 yaşında.
Çok iyi bakımlıysa, tertemiz ise edeceği para 2 milyon hadi elimizi bol tutalım 2,5 milyon dolar. Normalde piyasada 1 bilemedin 1,5 milyon dolara sürüsüne bereket bu ebat tekne var.
Aynı teknenin biraz daha büyüğünün 2024 modelini 8 milyon dolar civarında bir paraya almak mümkün.
Medyamız bu 15 yaşında tekneye 30 milyon dolar fiyat biçmiş.
O paraya o yaşta 70 metre tekne alırsın, cebinde de para kalır.
Diğer tekneler de farklı değil.
İçlerinde değil 30, 10 milyon dolar edecek tekne yok.
Ama basınımız değeri biçti.
7 tekne 150 milyon dolar.
Ya sayı saymayı bilmiyorlar ya dayak yememişler denir ya.
Tam o hesap.
Lobb
Madem basınımızın palavralarından girdik konuya Pazar Pazar eğlenceli bir meseleye daha değinelim.
Yine hafta içinde medyamızda bir yazı gözüme çarptı.
Bir mahzende dünyanın en zengin ve en güçlü insanlarının ayak kalıpları varmış, falanmış filanmış.
Londra’daki merkezinde bu kalıplar saklanıyormuş. Ismarlama ayakkabıları çok ünlüymüş.
Anlatılan konu dünyanın en iyi ayakkabılarını yapan John Lobb.
Haberde anlatılanlar doğru ama yarı doğru.
Haberde anlattıkları John Lobb, Londra’da. St. James Street’teki John Lobb.
Fakat bugün dünyanın pek çok ülkesinde mağazaları olan, Paris’te Av. St. Germain’de, Rue François Premier’de, Saint Honoré’deki Hermès’in içinde ya da New York Madison Avenue’daki John Lobb ile haberde anlatılan ve mahzeninde binlerce tahta kalıpta, pek çok ünlü ismin ayakkabı kalıbı olan John Lobb aynı John Lobb değil.
Fransız Hermès, İngiliz ayakkabı yapım geleneğinin zirvesi sayılan John Lobb’a 1970’lerde bir teklifte bulundu.
“Markanı bize sat”
John Lobb bu teklife uzun pazarlıklar sonucu bir şart öne sürdü.
Londra’daki mağaza ve imalat John Lobb’da kalacaktı.
Ancak diğer ülkelerde markanın sahibi Hermès olacaktı.
Hermès de bu ağır şartı kabul etti.
Şimdi Londra’da St. James’deki mağaza ve bu mağazanın üretimi orijinal John Lobb.
Diğerleri ise Hermès’in kontrolündeki bana göre “çakma” John Lobb.
O meşhur tahta kalıplar ise orijinal John Lobb’da ve Londra’da.
Orada ayak kalıbı olan pek çok ünlü Türk de var.
John Lobb ve bir gazeteci meslektaşımız ile olan komik anımı da keyfimin yerinde olduğu bir gün anlatırım inşallah.
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Mutlu olmanın yolunun mutlu etmek olduğunu anladığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar





