İstanbul 17°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • BYD’ye ceza yolda

  • KK ile ÖÖ aynı mı!

  • Bu istifa hiç hoş olmadı

  • Yuh artık

  • Ev

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

detail banner reklam

BYD’ye ceza yolda

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Nisan 7, 2026

Yazı İçeriği

  • BYD’ye ceza yolda

  • KK ile ÖÖ aynı mı!

  • Bu istifa hiç hoş olmadı

  • Yuh artık

  • Ev

  • NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Geçen hafta şubat ayının en çok satan otomobil markaları açıklandı.

Listede ilginç bir sürpriz vardı.

Dünyada en çok satan otomobiller arasında yer alan, elektrikli araç kategorisinde dünya lideri olan ve Türkiye’de de vergi avantajının yanı sıra fiyat kalite orantısındaki pozisyonu ile çok rağbet gören BYD (Beyond Your Dreams) beklenenin aksine ilk 10’da yer alamadı.

Bırakın ilk 10’u, ilk 20’de yoktu ve satış sayısında oldukça aşağılarda kaldı.

2 yıl önce Türkiye’de bir üretim tesisi kuracağını açıklayıp, bunun için ilgili bakanlık ile bir de anlaşma imzalayan ve vergi indirimi alan marka henüz bu fabrikanın temelini atmadığı için zaten tartışmaların odağındaydı.

Yakın zamana kadar talep patlaması nedeniyle önünde kuyruk olan BYD’nin şimdi de satış sayılarında ciddi bir azalma söz konusu idi.

Lüks Alman markalarını aratmayacak donanım ve konforu, vergi indiriminin de sağladığı avantajla sunan markanın bu kadar az satmasının arkasındaki gerekçe neydi?

Birkaç günlük araştırma ile bunu öğrendim.

Biliyorsunuz, Türkiye’de üretim yapan markaların bazı kriterleri karşılayan modelleri için ciddi bir vergi indirimi var.

Renault, FIAT, Toyota, Ford gibi üreticiler bu indirimlerden faydalanabiliyor ve Türkiye’de üretmedikleri bazı modelleri de daha avantajlı bir şekilde ithal edebiliyorlar.

BYD de Türkiye’de yatırım anlaşması yapınca, bu markaya da “fabrika tamamlanıncaya kadar” ithal edeceği araçlarda vergi indirimi sağlandı.

Bunun için de bir kota verildi.

Fabrika inşaatı tamamlanıp, üretim başlayıncaya kadar BYD belirlenmiş sayıda aracı Türkiye’ye getirip satabilecekti. 1 yıl içinde de Türkiye’de fabrikayı kurması bekleniyordu.

8 Temmuz 2024’te imzalanan anlaşmaya göre BYD Türkiye’de, muhtemelen Manisa civarında 1 milyar dolar yatırımla yılda 150 bin araç kapasiteli bir üretim tesisi ve AR-GE merkezi kuracaktı. 5.000 kişiyi istihdam edecek yatırımın 1 yıl içinde tamamlanıp üretime geçilmesi öngörülüyordu.

Anlaşma BYD Yönetim Kurulu Başkanı ile Sanayi Bakanı Kacır arasında imzalanmıştı.

BYD’nin Türkiye’deki satışlarının gerilemesinin nedeni işte bu anlaşma.

Çinli marka anlaşma şartlarına uymadı.

1 yıl içinde tesisin hayata geçmesi bir yana, neredeyse 2. yıla gidilirken henüz tesis için çivi bile çakılmadı.

Ve üretim öncesi vergi avantajlı araç ithali için verilen kota da doldu.

Bakanlık kotayı artırmayı ya da yeni kota vermeyi düşünmüyor çünkü BYD yatırım sözünü gerçekleştirmemekte direniyor.

Dahası Türkiye, BYD’ye pek yakında ciddi bir ceza kesebilir hatta kesecek.

BYD sözünü tutmadığı ve yatırımı yapmadığı için 1 milyar dolarlık yani kuracağı tesisin bedeli kadar bir ceza ödemek zorunda kalacak Türkiye’ye.

Buna rağmen tesis kurulamıyor ve marka da bu durumun kendilerinden kaynaklanmadığını, Çin hükümetinin Türkiye’de yapılacak bu yatırıma bir türlü onay vermediğini belirtiyor.

Yatırımın aksamasının, gecikmesinin hatta belki tamamen iptal edilecek olmasının nedeni çok net değil.

Çin hükümetinin daha önce uygun gördüğü bu yatırımı şimdi engellemesinin nedeni elbette açıklanmıyor.

Çin tarafında herkes bunu Türkiye’nin dış politikasındaki değişime ve Türkiye’nin Çin ve Rusya ya da kısaca BRICS ekseninden iyice uzaklaşarak yeniden ABD eksenine katılmasının Çin yönetiminde yarattığı tepkiye bağlıyor.

Bu sorunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir Çin ziyareti ile çözmesi elbette mümkün ama zannederim o da Çin ile yeniden yakınlaşmayı pek de istemiyor.

İlginç olan ise bu yatırımın muhtemelen Macaristan’a kayacak olması.

Oysa Macaristan’ın ve lideri Viktor Orban’ın siyasi tutumu da Türkiye’den farklı değil.

Seçimde Başbakan Orban’ın düşecekmiş gibi bir görüntü vermesi de Macaristan’ın tutumunda bir değişikliğe işaret etmiyor.

KK ile ÖÖ aynı mı!

Sevgili Cüneyt Özdemir çok ciddi bir haksızlığa imza attı ve Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel ile eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu arasında hiçbir fark olmadığını yazdı.

Bu bence bir siyasetçiye yapılmış en büyük haksızlıklar sıralamasında ilk beşe girecek kadar büyük bir haksızlık.

Aralarında her şeyden önce çok ciddi bir çalışkanlık farkı var.

Özgür Özel, benim gördüğüm en çalışkan CHP genel başkanı. Bülent Ecevit’ten bile çalışkan.

Kılıçdaroğlu ile aralarındaki farklara gelecek olursak.

Şöyle başlayalım.

Eğer Kılıçdaroğlu CHP genel başkanı kalsaydı, bugün İBB Başkanı hapiste olmaz ve CHP’ye yönelik operasyonlar yürütülüyor olmazdı ve bu bile Özel ile Kılıçdaroğlu’nun aynı olmadığının bir kanıtı.

Peki, niye İBB Başkanı hapiste olmazdı, niye operasyonlar yürütülmezdi!

Anlatayım.

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nu İBB Başkanlığı için aday göstermezdi biliyoruz. İmamoğlu aday olmadığı için kazanamazdı, İstanbul’u AKP alırdı ve İBB’ye yönelik bir operasyona da gerek kalmazdı. İktidarın İBB’li başkanı içeri atacak hali yoktu.

Operasyonlar da yürütülmezdi çünkü Kılıçdaroğlu’nun CHP’si yerel seçimden 1. parti olarak çıkamaz, Manisa’yı, Balıkesir’i, Bursa’yı, Denizli’yi, Uşak’ı, Kütahya’yı, Adıyaman’ı kazanamazdı.

Kazanamadığı için bu illere yönelik de bir operasyon söz konusu olamazdı.

İzmir’i kazanırdı ama AK Parti’ye pek de rahatsızlık vermiş olmayacağı için Tunç Soyer de içeride olmaz, belediyenin başında olurdu muhtemelen.

Haliyle mitingler falan da yapılmazdı.

CHP’nin başında Kılıçdaroğlu olsaydı, büyük ihtimalle Kürt açılımı da olmazdı.

İktidarın seçim kazanma kaygısı olmayacağı için HDP’yi kendi yanına çekme ihtiyacı hissetmez ve riskli bir Kürt açılımına ortağı vasıtası ile bile olsa bir kez daha girmezdi.

CHP’nin başında Kemal Kılıçdaroğlu olsa CHP şu anda Anayasa değişikliği için AK Parti ile masada olurdu.

Kılıçdaroğlu bunu “Biz oturmasak da bizim partiden transferler yaparak bu değişikliği yapacaklar. Ben en azından partiyi koruyorum” diye izah ederdi.

Bu arada Ekrem İmamoğlu İBB Başkanı olmasa bile ne olur ne olmaz denilerek yine de tutuklanmış ya da en azından diploması iptal edilmiş olabilirdi.

Yani Cüneyt’ciğim, Özel ile Kılıçdaroğlu arasında epey bir fark var.

Dikkatine sunarım.

Bu istifa hiç hoş olmadı

Dün benim konuyla ilgili yazımın “pikselleri kurumadan” Yılmaz Özdil’in istifa ettiği haberi geldi.

Gazeteci İsmail Saymaz istifayı duyurdu.

Gün içinde taraflardan net bir açıklama gelmeyince akşam bir yemekte karşılaştığım İsmail Saymaz’a sordum. “Evet Abi, Yılmaz Abi’yle konuştum. İstifasını patrona iletmiş ancak patron henüz onaylamamış anladığım kadarı ile” dedi.

Dün CHP yönetimini bu konuda eleştirdim.

“Gazetecilerle uğraşmayın. Böyle yapınca AK Parti’den ne farkınız kalıyor? Bir yandan basın ve ifade özgürlüğünü savunup, bir yandan gazeteciyi hedef göstermek doğru mu?” dedim.

Al işte, durduk yere gazeteci kovduran ya da gazeteci istifa ettiren parti yönetimi ünvanı kazandınız.

Bunu bir güç gösterisi olarak görüyorsanız onu bilemem ama hiç doğru olmadı.

Oysa hiç müdahil olmasanız yine böyle bir gelişme olabilirdi.

Çünkü okur ve izleyici zaten tüketimden gelen gücünü kullanarak Sözcü grubuna tepki gösteriyordu.

Kanalın izlenme oranları düşüyor. Gazete okur kaybediyordu.

Televizyon mecburen yön değiştirecek ya da gücünü yitirecekti.

İzlenmediği için reklam gelirleri de düşecekti.

Yılmaz Özdil de yayın politikasını gözden geçirecekti.

CHP müdahil olarak hem kendine zarar verdi ve ilkelerini özümsemediği duygusunu uyandırdı hem de savunduğu basın özgürlüğüne zarar verdi.

Umarım CHP bu hatasından bir ders çıkarmıştır.

Umarım Yılmaz Özdil de görevinin başında kalır.

Yuh artık

Sosyal medyanın ahlak ve edep konularında ciddi bir erozyona neden olduğu çok açık ve ne yazık ki, konvansiyonel medya da bunu destekleyip azdırıyor.

Bir süre önce bir “öğretmenin” mini etek ile ders verdiği görüntüler medyaya “servis” edildi.

Fotoğraflardaki kişi gerçekten öğretmen miydi, gerçek o kıyafetle kara tahta önünde ders veriyor muydu bilmiyoruz.

Gözümüze sokulan tek şey, kara tahta önünde oldukça kısa bir etekle ders veren, dekoltesi de oldukça açık olan bir kadın görüntüsüydü.

Şimdi de aynı “öğretmenin” görüntüleri yine medyamızda.

“Öğretmenliği bıraktı, sosyal medyada özel içerik üreticisi oldu paraya para demiyor. Aylık geliri 1 milyon TL’yi buldu.”

Bunun meali şu.

“Sosyal medyada kendisine ayda 79,9 TL verenlere kıçını başını gösterip ayda 1 milyon TL kazanıyor.”

Altındaki gizli mesaj da şu.

“30 bin TL öğretmen maaşı ile ne sürünüyorsunuz. Siz de kıçınızı başınızı gösterip milyonlar kazanabilirsiniz. Ne kadar çok açarsanız o kadar zengin olursunuz.”

İş mi bu!

Bu mudur topluma verilen mesaj!

O kadın ne isterse yapar.

Beni ilgilendirmez.

Ama bunu marifet gibi, doğru bir para kazanma metodu imiş gibi, herkese örnek olacak bir işmiş gibi sunmak, tanıtmak ve hatta reklamını yapmanın bu topluma ne faydası var.

Medyada bunu pompalamanın bir tür “seksüel aracılık” ya da adlı adınca “pezevenklik” olduğunu söylersek ayıp mı etmiş oluruz!

Ev

Dün, biz ve dünya, bu manasız gündemle, savaşla, çatışmalarla uğraşırken NASA’nın yola çıkardığı Artemis projesinin uzay aracı Orion Ay yörüngesine girdi.

NASA 57 yıl sonra yeniden Ay’a ulaştı.

Amerika ilginç ülke.

Bir yandan Trump gibi iğrenç ve hatta aşağılık bir adamı dünyanın başına bela ediyor, bir yandan da böylesine önemli ve keyifli işlere imza atıyor.

Gece katıldığım bir yemekte bir yandan da NASA’nın internet sitesinden bu anları izledim.

Ve New York Times, Orion uzay aracından çekilmiş bir Dünya görüntüsünü paylaştı. Bir önceki 57 yıl önce çekilmiş, “küçük mavi noktanın” çok daha net bir yenisini.

Ve şu başlığı attı: “Evimiz”

Buradaki saçma kavgaların aslında ne kadar gereksiz olduğunu anlatan şahane bir fotoğraf.

Ama ne yazık ki evde huzur yok.

Oysa gidecek başka yerimiz de yok.

NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?

Evimizi kirletmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Karalar: Yılbaşından önce Kurultay olmalı
Köşe Yazıları
Karalar: Yılbaşından önce Kurultay olmalı

Fatih Altaylı

Mayıs 23, 2026

Golü ye, tehlikeyi atlat
Köşe Yazıları
Golü ye, tehlikeyi atlat

Fatih Altaylı

Mayıs 22, 2026

Dostu olmayan adam
Köşe Yazıları
Dostu olmayan adam

Fatih Altaylı

Mayıs 21, 2026

  • Videolar

Tümü
"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı - Teke Tek Kitap"Atatürk'ü anlamak için tek kitap yeterli değil!"Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. 00:00 Giriş 03:27 Atatürk hakkındaki kitaplar 05:52 Lord Kinross'un "Atatürk" kitabı 11:13 Nutuk 12:38 Afet İnan'ın "Atatürk hakkında hatıralar ve belgeler" kitabı 20:25 Edward Casey "Mekânın kaderi" kitabı 21:26 Turan Farajova'nın "İstanbul Apartmanları" kitabı 24:21 Fabio Grassi'nin "Atatürk" kitabı 26:07 Ahmet Kuru'nun "İslam" kitabı 34:29 19 Mayıs 36:56 Şiir kitapları 39:12 Kapanış #işbirliği
Mayıs 19, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Alper KulFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Ticarette başarısız olduğum için tiyatrocu oldum”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:22 Trabzonlu olması 05:10 Amerika'da neden tiyatro okumaya gitti? 07:34 Boş vakitlerinde hammallık mı yapıyordu? 11:23 Ferzan Özpetek'le Hamam filmindeki rolü neydi? 13:00 BKM'nin kuruluşundan beri orada mı? 19:50 Oynadığı diziler neler? 23:49 Askerlik anıları 29:00 Güldür Güldür'de oynamak yorucu değil mi? 33:53 Güldür Güldür'den neden ayrıldı? 35:33 Barselo oyunu nedir? 38:15 En sevdiği branş hangisi? 39:38 Çocuklarının isimleri 40:27 “Erkekler kendini ifade etmekte zorlanıyor” cümlesi 43:43 Evlilik nasıl gidiyor? 48:21 Ticari girişimlerindeki başarısı? 1:00:11 Şu anda olan oyunları neler? 1:01:09 Ortam sanatçı açısından zorlayıcı mı? 1:04:03 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 17, 2026
Hantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Önder Ergönül & Fatih AltaylıHantavirüs, Covid-19’dan daha büyük tehlike mi?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 04:08 Hantavirüs nedir? 08:22 Hantavirüs türleri 10:29 Hantavirüs yayılan gemideki ilk vakalar ve dünyadaki geçmişi 24:01 Türkiye'deki hantavirüs vakaları 27:22 Hantavirüsün belirtileri 31:49 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi 37:58 Hantavirüs yayılan gemideki insanların karantinaya alınması gerekiyor mu? 39:26 Bu gemideki hantavirüs solunum yolu ile mi yayılıyor? 40:26 Dünya Sağlık Örgütü gemideki insanların durumlarını tek tek takip ediyor mu? 41:38 Koç Üniversitesi'ndeki çalışmaları nasıl gidiyor? 44:38 Hantavirüs ismi nereden geliyor? 45:33 Önümüzdeki dönemlerde korkmamız gereken yeni virüsler olacak mı? 46:27 Grip ve zatürre aşıları 47:46 Aşıların kalp krizi yapma riskleri var mı? 51:03 Kapanış
Mayıs 17, 2026