İstanbul 18°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Vadiye düşmek

  • Vali mi!

  • Fazla haber tetikler

  • Alıştık mı!

  • Bokunu çıkarmak

detail banner reklam

Vadiye düşmek

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Nisan 16, 2026

Yazı İçeriği

  • Vadiye düşmek

  • Vali mi!

  • Fazla haber tetikler

  • Alıştık mı!

  • Bokunu çıkarmak

Tüm suçu tek bir Bakan’ın üzerine yıkarak bu meseleden kurtulamayız.

Mevcut Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kurulduğu gün, YouTube yayınımda “Bu kabinenin en zayıf halkası Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir” demiş ve bunu sık sık tekrarlamış biri olarak söylüyorum bunu.

Tüm suçu tek bir kişinin üzerine atıp vicdanımızı yıkayamayız.

Bakan elbette suçlu.

Eğitimden başka her şeye maydanoz olduğu için, eğitimin sorunları ile uğraşacağına Cumhuriyet rejimi ile hesaplaşmaya çalıştığı için, hiçbir şeyde sorumluluk almayıp, her şeyde başkalarını suçladığı için, kifayetsiz olduğu ama bunun farkında olmadığı için elbette suçlu.

Ama tek suçlu değil.

Açık söyleyin bana, Kahramanmaraş’taki okul saldırısını her an olabilir diye bekliyor muydunuz, beklemiyor muydunuz!

Aylardır, yıllardır bunun işaretleri gelmiyor muydu!

Okullarda şiddet, okullarda akran zorbalığı giderek daha görünür hale gelmemiş miydi!

“Suça sürüklenen çocuklar” diyerek hafife aldığımız meselede o çocuklar “okullardan” çıkmıyor muydu!

Pazarda Ahmet Minguzzi’yi bıçaklayan çocuğun, bunu okulda yapmıyor olmasının tek nedeni, okula gitmiyor olması değil miydi!

Okul müdürünün burnunu kıran babanın çocuğunun okulda şiddet uygulamasının önünde ahlaki ya da toplumsal bir engel var mıydı!

Bugün Silivri’de dev mahkeme salonlarında yüzlercesini birlikte yargıladığımız Casperlar ve Daltonlar çetelerine mensup 14-15 yaşında çocuklar bu okulların öğrencileri değil miydi!

Milli Eğitim Bakanı tüm bunları görmezden geldiği, eğitimin asıl sorunları bunlarken o tüm bu sorunlarla değil Cumhuriyet’le hesaplaşmaya çalıştığı için, aydın bir nesil değil kindar bir nesil yetiştirmek istediği için suçludur elbet.

Ama tek suçlu değildir.

Sadece Kahramanmaraş’ta bir talebe tarafından öldürülen 8 mektep arkadaşı ve 1 öğretmenle sınırlı değildir mesele.

Ya da iki gün önce Siverek’te olan ve ucuz atlatılan bir başka okul saldırısı ile de ilgili değildir. Daha derindir.

Daha köklüdür.

Sadece eğitimle, milli eğitimle, sadece bir bakanlığın görev alanı ile sınırlı da değildir.

Ben bu meselenin köklerini 2000’li yılların başına taşırım hep.

Bir diziye, “Kurtlar Vadisi” dönemine.

Bence tarihte hiçbir dizi, hiçbir senaryo bir topluma ya da bir millete bu dizi kadar büyük zarar vermemiştir.

Şiddeti, kendi hukukunu yaratıp uygulamayı, ihkakı hakkı, çeteleşmeyi, mafyalaşmayı, kendini hukukun ve adaletin üzerinde görmeyi hiçbir dizi bu kadar kutsamamış, hiçbir senaryo böyle bir yolu aydınlatmamıştır.

O yıllarda sıklıkla bu dizinin toplumsal sonuçlarının neler olabileceğini yazıp anlattım. Bu dizinin toplumu nasıl dönüştüreceğini, nasıl olumsuz etkileyeceğini anlattım. Bugünleri anlattım.

Onlarca kez yazdım, dizinin yapımcıları, senaristleri bana kızdı. Hatta dava bile ettiler.

Zaten yazdıklarımı da kimse umursamadı.

Dizinin senaristleri, yapımcıları elbette bunu bilerek yapmadılar ama bilerek yapmak veya bilmeyerek yapmak sonucu değiştirmiyordu.

Bu dizi ile birlikte şiddeti kutsamak moda oldu.

Kurtlar Vadisi’ni başka vadiler, başka kurtlar izledi.

Hakkı, hukuku kendi gücünde arayan, adaleti küçümseyen kuşaklar böyle yetişmeye başladı.

Vurdumduymazlıkla bu körüklendi.

Şiddet dolu bir topluma dönüştük.

Eğitimin modern, çağdaş, ileriye dönük gençler yetiştirmek yerine, ideolojiye hizmet edecek şekilde yeniden organize edilmeye çalışılması da üzerine tuz biber ekti.

Öğretmenin giderek küçümsenmesi, okul yönetimlerinin bakanlık tarafından ciddiye alınmaması, ülkedeki genel hukuksuzluk hepsi toplanınca sonuç bu oldu.

Zaman zaman ABD “Büyük Türkiye”ye benzemeye başlarken, biz de beklendiği üzere en azından bu gibi konularda dünyanın en kalitesiz ülkesi olan ABD’ye dönüşüp “Küçük Amerika” olduk.

Okulda şiddet, sokaklara giderek egemen olan varoş semt çeteleri, umutsuzlaşarak şiddete yönelen alt sınıf gençleri.

Bu olay tam bu mudur, bilemem.

Ama evinde 5 silah bulunduran ve bunu evdeki çocuğun erişebileceği yerde saklayan “emniyetçi” baba büyük olasılıkla bir Kurtlar Vadisi neslidir.

Okul müdürünün uyarısına rağmen, profil fotoğrafına bir şiddet faili, bir okul baskıncısının fotoğrafını koyan çocuğun durumunu anlayamamış olmak ise bambaşka bir ortak sorumsuzluktur.

Bu, elinde pastayla mum üflerken fotoğrafını görüp “Bu çocuk mu 9 kişiyi öldürdü?” diye sonuçlanan bir aymazlığa giden bir körlüktür.

Kurtlar Vadisi diye başlamış, sabah programları ile sürmüş bir şiddet ve hukuksuzluk vadisidir.

Bu vadilere düşmek kolaydır.

Çıkmak ise hayli zor.

Vali mi!

Kahramanmaraş’ta olanlar bir felaket de, Tunceli’de olanlar değil mi!

6 yıl önce Tunceli’de bir genç kız kayboluyor. Gülistan Doku.

6 yıl boyunca tek bir adım ilerlemeyen ve hatta kapatılmak istenen soruşturma dosyası kısa süre önce yeniden açılıyor ve aralarında dönemin Tunceli valisinin de olduğu bir grup gözaltına alınıyor.

Dosyayı açanın, açtıranın, gereğini yapmaya başlayanın eline sağlık.

Yeniden açılan dosya ile ilgili öğrenmeye başladıklarımız ise korkunç.

Kayıp vakası aslında bir cinayet.

Tanıklar ve sanıklar arasında yurt dışına kaçanlar var.

Ve bunlardan biri, Tunceli Barosu’na yazdığı bir notta, cinayeti işleyenin valinin oğlu olduğunu anlatıyor.

Bu nasıl olduysa bugüne kadar hiç ortaya çıkmamış bir durum, konuşulmamış bir iddia.

Bir diğer iddia ise çok çok daha vahim.

Gülistan Doku, valinin oğlu tarafından vuruluyor, muhtemelen yanlışlıkla.

Ardından hastaneye kaldırılıyor.

Ancak kurtarılamayınca hastaneden alınıyor ve hastane kayıtları valinin gücüyle silinip ortadan kaldırılıyor. Kamera görüntüleri bile yok ediliyor.

Çok “iddialı” bir iddia.

Fazla ortaklı bir suça işaret ediyor.

Vali, hastane yönetimi, o anda orada bulunan herkes farklı ölçülerde suçun ortağı.

Bu iddiaların tamamı değil, yarısı bile doğru olsa, hatta onda biri bile doğru olsa büyük bir felakete işaret ediyor.

Devletin valisinin suç örtbas ettiği ülkede, herkes her şeyi yapar.

Fazla haber tetikler

Bu tip saldırılarla ilgili haberleri fazla uzatmamak gerekir.

Çünkü ne yazık ki, bu haberler gençler üzerinde tetikleyici ve hatta özendirici olabiliyor.

Bu yüzden bu haberleri en kısa sürede gündemden düşürmek ve çözüme odaklanmak gerek.

Aksi takdirde başka okul saldırıları ile karşılaşmamız an meselesi.

Bunun mahkeme kararları ve yasaklarla değil, medyanın kendi içinde oluşturacağı bir konsensusla, bir uzlaşma ile yapılması ise en doğrusu.

Alıştık mı!

Yukarıda bahsettiğim iki olay da korkunç değil mi!

Ama daha korkunç bir şey var.

Korkunç olayları umursamaz hale gelmiş olmamız.

Hepiniz gibi benim de arkadaşlarımla oluşturduğumuz WhatsApp gruplarımız var.

Çok değil, bildiğim kadarı ile aktif üç WhatsApp grubunun içindeyim.

Dün bu olaylar olunca, bu olayları ve bunlarla ilgili gelişmeleri mensubu olduğum gruplarda paylaştım.

Neredeyse kimse tınmadı bile.

Bir grupta grup üyelerinden birinin dün doğan torunu, diğerinde Arda’nın golleri, hafta sonunda planladıkları yemek organizasyonu çok daha fazla konuşuldu.

Maraş’taki okul baskını, Doku soruşturması gibi konular “Ah vah, yapma ya, bu çocuk muymuş” gibi birkaç nida ile geçip gitti.

Üstelik de bu gruplar genelde ülke meselelerine duyarlı, entelektüel düzeyi yüksek kişilerden oluşuyor.

Buna rağmen bu şiddet çok da etkilemedi.

Şaşırdım ve ürktüm.

Bu kadar mı alışmışız diye üzüldüm.

Bokunu çıkarmak

Dün öğlen otomotiv sektöründen dostlarla yemekteydim.

En sevdiğim konulardan, otomobillerden söz ediyoruz.

Birdenbire telefonum çalmaya, peş peşe mesajlar gelmeye başladı.

Hayırdır inşallah diye bakmaya başladım.

“Geçmiş olsun, sen bunu da atlatırsın, kesin yurt dışında tedavi ol, en iyi doktor bu” diyen bir grup mesajın yanı sıra bir de “Hayırlı olsun, çok doğru karar, geç bile kaldın” diyen bir başka grup mesaj.

Telefonlardan birine yanıt verince durumu anlayabildim.

Palavracının biri “Fatih Altaylı kanser” demiş, sonra da eklemiş “Siyasete giriyor”.

Tövbe estağfurullah.

Kansersem tedaviye girerim, niye siyasete gireyim.

Manyak mıyım!

Ama ne kanserim ne de siyasete giriyorum.

Neyim varsa zaten söyleyen biriyim, gizlim saklım yok.

Kanser olsam kanserim derim. Değilim.

Siyasete de girmiyorum, herkes müsterih olsun, kanser de değilim, ne kimse üzülsün ne kimse sevinsin!

Ayrıca olsam bile bunu açıklamak başkasına mı kalmış.

Balıkesir’in bir sahil kasabasında yaşayan 84 yaşında anam, 85 yaşında kayınvalidem var.

Kızım Almanya’da yaşıyor.

Böyle bir şeyi duyunca halleri ne olur diye düşünmeden at yalanı.

“Altaylı kanser”.

Yok, kanser değil.

Öldü de, haberi yok.

Bari annemi arayıp bunun yalan olduğunu söyleyeyim de paniklemesin diyorum ama “Ya doğru ise ve saklıyorsa” diye düşünmesi de mümkün.

Akşam eşimin “Ara” demesi ile arıyorum ama geç kalmışım.

Zevzek bir komşu “Fatih kansermiş, geçmiş olsun” diye haberi vermiş, annem yüksek tansiyonla hastanede.

Yardımcısı ile konuştum, “İyi iyi, merak etmeyin” dedi.

İyi de, kadıncağıza bir şey olsa hesabını kim verecek.

Kızım Allah’tan kimin kim olduğunu biliyor da inanmamış.

Ama böyle bir yalancılık olur mu, böyle bir sorumsuzluk olur mu!

Yıllardır FETÖ emriyle benimle uğraştınız tamam ama bu kadarı fazla artık.

Bokunu çıkardınız.

Hoşt.

Ne zaman insan oluruz?

Yalanın bile haddi hududu olduğu zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Tahliye adalet gereğidir
Köşe Yazıları
Tahliye adalet gereğidir

Fatih Altaylı

Mayıs 14, 2026

İhanetin her türlüsü
Köşe Yazıları
İhanetin her türlüsü

Fatih Altaylı

Mayıs 12, 2026

Eczane rafları çok şey anlatıyor
Köşe Yazıları
Eczane rafları çok şey anlatıyor

Fatih Altaylı

Mayıs 11, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Sezen Aksu’nun ilk albüm teklifini reddettim” görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Emre AltuğFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Sezen Aksu’nun ilk albüm teklifini reddettim”Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:38 Konservatuvara ne zaman başladı? 04:36 Şarkıcılık kariyeri nasıl başladı? 08:35 Müzik eğitimi aldı mı? 11:18 Oyunculuk kariyeri nasıl başladı? 14:48 Çağla Şikel ile olan geçmiş evliliği 26:11 Planlanan bir dizi projesi var mı? 29:05 Rusya'daki popülerliği 30:39 "Bir Pop Masalı" projesi 41:54 Evlenmeyi düşünüyor mu? 45:24 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Mayıs 10, 2026
Yapay zeka kimin kontrolünde? görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Altan Çakır & Ozan Sihay - Teke Tek BilimYapay zeka kimin kontrolünde?Espresso, cold brew, filtre kahve; tek cihazda. Ninja Luxe Café Premier'ı keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/collections/ozel-fiyatlar?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_April26 https://www.sharkninja.com.tr/products/ninja-luxe-cafe-premier-espresso-makinesi-es601eu?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_kahve_makinesi_April26 Shark PowerDetect Clean&Empty ile güçlü algılama ve Auto-Empty sistemiyle toza temas etmeden hijyenik temizliği keşfedin: https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-powerdetect-clean-empty-sarjli-dikey-supurge-gold-ip3251eut?utm_source=Fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_ninja_supurge_April26 #işbirliği 00:00 Giriş 01:58 Üniversitelerdeki "Veri Bilimi ve Analitiği" bölümü 05:10 Üniversitelerin öğretimlerini 3 yıla düşürme planı 09:16 Türkiye ve dünyanın diğer ülkeleri arasında araştırma kültüründe farklılıklar var mı? 18:44 Yapay zeka uygulamalarının birbirlerinden farkları neler? 22:54 Physical AI nedir? 33:50 Yapay zeka ile ilgili neden bu kadar panik var? 38:07 Yapay zeka ile yapılan müziklerin hakları kime ait oluyor? 49:23 Yapay zeka kimlerin kontrolünde? 50:56 Egemen yapay zeka nedir? 54:52 Yapay zeka en hızlı hangi alanlarda gelişiyor? 1:01:15 Yapay zeka hayal edebiliyor mu? 1:13:31 Egemen yapay zekaya sahip olabilecek uluslar 1:19:41 Yapay zeka insanlara karşı kendi uygarlığını oluşturabilir mi? 1:32:13 Yapay zeka kültürü oluşacak mı? 1:46:11 Kapanış
Mayıs 10, 2026
Tatlı su kamyoneti değil! Toyota Hilux GR Sport incelemesi görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekTatlı su kamyoneti değil! Toyota Hilux GR Sport incelemesiTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:06 Hilux’ın tarihi 05:01 Hilux’ın en dolu modeli: Hilux GR Sport 07:45 Hilux’ın donanımları 13:35 Tasarım özellikleri 19:00 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Mayıs 4, 2026