İstanbul 17°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Gövde gösterisine kan doğrandı

  • Trump ile dostluk ilk kez işe yaradı

  • MÜSİAD’ın yerinde önerisi

  • Mesele hırsızlık değil, nereye kullanıldığı

detail banner reklam

Gövde gösterisine kan doğrandı

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Haziran 25, 2026

Yazı İçeriği

  • Gövde gösterisine kan doğrandı

  • Trump ile dostluk ilk kez işe yaradı

  • MÜSİAD’ın yerinde önerisi

  • Mesele hırsızlık değil, nereye kullanıldığı

Adını verip, başını belaya sokmak istemediğim bir dostumun görüşlerini paylaşmak istiyorum bugün.

Türk futbolunun tam göbeğindedir.

Onun desteği olmadan futbolda bir federasyon kurulmaz, kurulamaz.

Ama federasyon başkanı kim olursa olsun ondan desteğini ve yardımını da esirgemez.

Kendisini ise federasyon yönetimlerinde pek görmeyiz. İşine gücüne bakan, doğru düzgün bir adamdır.

Mevcut federasyon başkanı ile de arasının pek iyi olduğu söylenemez fakat açık açık bir muhalefet de yapmadığını bilirim.

Milli takımın Dünya Kupası finallerinden en erken elenen takım olmasına çok üzüldüğünü tahmin ediyordum. Fikrini sorunca derdini döktü.

“Türkiye’nin Dünya Kupası’nda başarılı olamamasının elbette birçok nedeni var ama yine de iki konuda önlem alınsa idi her şeye rağmen bir üst tura çıkardık.

1. Kamp yeri doğru seçilseydi: Haziran ayında Arizona’da sıcaklık 50 derece. Gölgede. Milli takım idmanı 50 derecede, güneşin altında yani herhalde 60-70 derece hissedilen bir sıcaklıkta yaptı. Sonra 20 dereceye soğutulmuş otelde konakladı. Oradan kalktı, 50 derecelik kuru sıcak bir iklimden maç yapmak için 29 derece ama nemli Los Angeles’a, okyanus kıyısına gitti. Buna bir de jet-lag’i ekle. Hangi spor hekimine, fizyolojiste sorsan bunun intihar olduğunu söyler. Kardeşim, İbrahim Bey sen FIFA Başkanı’nın yakın arkadaşı olduğunu söylüyordun. Söylesene Infantino’ya, kankana sana başka bir yerde kamp versin. Vermiyor mu, git kirala. Paran mı yok! Para var ama bunu düşünecek bilgi, donanım var mı!

2. Hazırlık maçları: Rakiplerinin oyun sistemine uygun takımlarla hazırlık maçı yapsana. Belli ki Paraguay ve Avustralya senin gücünde olmadığı için savunma yapacak. İkisi de fizik futbol oynayacak. Sen de ona uygun takımlarla maç ayarlasana. Hazırlık maçı kazanmak için değil, hazır olup olmadığını anlamak için yapılır. Sen Amerika ile her türlü baş edersin. Açık oynayan takım. Sen de açık oynuyorsun. Ama diğer ikisi öyle değil. Bunlarla berabere kalsan 2 puan, Amerika’yı yen 5 puan. Çıkarsın üst tura. Ki doğru hazırlansan onları da yenersin. En azından iddianı son maça taşırsın.

Sana bir de bilgi vereyim.

Cumhurbaşkanımız bu rezalete çok ama çok sinirlenmiş.

Amerika maçına iş insanları, siyasiler ile büyük bir çıkartma yapmak üzere tüm hazırlıklar yapılmış. Tam bir gövde gösterisi yapılacakmış. Hatta belki tribünde Trump ile yan yana maç izlemek için de bazı çabalar varmış. Peş peşe iki yenilgi tüm bu hazırlıkları boşa çıkarmış.”

24 yıl sonra gittiğimiz bir Dünya Kupası’nı böylesine boşa harcamış olmanın bir bedeli olur mu bilmem.

Ama bana gelen bilgiler böyle.

Çok iyi olduğu söylenen bu jenerasyon elbette ilerde de başarılar elde edecektir.

Kesin olan, bunun bu federasyon ve bu başkan ile olamayacağı

Belli ki, irmik var, yağ var, tencere var.

Olmayanın ne olduğu da belli.

Trump ile dostluk ilk kez işe yaradı

Trump demişken, ABD Başkanı dün bir kez daha Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı övdü, övmek ne kelime bir kez daha yere göğe koyamadı.

Trump bazen öyle konuşuyor ki, Türkiye’yi CAATSA yaptırımları altına alan, Türkiye’yi F-35 programından şutlayan, Türkiye’ye örtülü bir silah ambargosu uygulayan acaba başka bir başkan mıydı diye düşünüyor insan.

Yok ama eminim ki, tüm bunları yapan da yine Trump’tı.

Neyse mesele o değil.

Trump Erdoğan’ı övdü. Trump’ın övgüsü iyi bir şey midir, kötü bir şey midir emin olamıyorum ama Erdoğan ile Trump arasındaki iyi ilişkinin Türkiye’nin lehine sonuçlar vermeye geç de olsa başladığını da görüyorum.

Bunlar arasında en önemlisi Halkbank davası.

Reza Zarrab üzerinden İran’la yürütülen ilişki ve para transferi meseleleri ortalığa dökülünce ABD Türkiye ile büyük gerginlik yaşadı.

O günleri hatırlayın, Türkiye’nin SWIFT kanallarının kapatılması, Türkiye Cumhuriyeti’ne 30 ila 60 milyar dolar arasında ceza kesilmesi konuşuluyordu.

Türkiye bu cezayı ödemeyebilirdi elbette ama bu sefer de İran benzeri bir ekonomik sıkışmışlığa sürüklenir, Rusya gibi dolar kullanamaz hale gelirdi.

Ticaret büyük oranda darbe yerdi.

Trump-Erdoğan ilişkisi sayesinde bu dosya yaklaşık 15 yıl sonra da olsa kapandı. Tepemizde sallanan kılıç indirildi.

Diyebiliriz ki, “Ama iş bu hale zaten iktidarın hatası yüzünden gelmemiş miydi!”

Elbette onların yüzünden gelmişti ama en azından kendi hatalarından kaynaklanan riski ortadan kaldırdılar.

Umarım Türkiye’ye daha ucuza mal olmuştur ki, öyle görünüyor. Şimdilik.

Uçak motorlarının gelecek olması da, eğer gerçekten gelecekse, olumlu bir gelişme.

Ama yine de ABD’nin ipiyle asla kuyuya inilmeyeceğini iktidara hatırlatmak lazım.

Hele o çirkin mektuplar hâlâ Trump’ın lokantasının duvarında asılıyken.

MÜSİAD’ın yerinde önerisi

MÜSİAD Başkanı bir grup gazeteciyi davet edip sohbet toplantısı yapmış.

TÜSİAD iyiden iyiye sessizleşir, kabuğuna çekilirken, MÜSİAD daha aktif olmaya çalışıyor.

Doğrusu da bu.

TÜSİAD söylese “gözaltı” ile sonuçlanabilecek en basit talep ya da öneriler MÜSİAD’dan gelince, karşılanmasa bile en azından soruşturma ile sonuçlanmıyor.

Belli ki, kurumun adına göre bir niyet okuma söz konusu.

MÜSİAD Başkanı’nın gazetecilere söyledikleri arasında bir öneriyi çok kayda değer buldum.

“Devlet Planlaması”.

MÜSİAD Başkanı şöyle demiş: “Devlet koordinasyonu ve yönlendirmesi şart! Sahiplik kastetmiyorum. Bu sorunu kamu müdahalesiyle, daha devletçi bir yöntemle aşabiliriz. Yeniden merkezi planlama lazım. Sevk ve idare devlette olmalı.”

Demek istiyor ki, “Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapatmak hataydı.”

Öylesine doğru ki!

YouTube’da İlhan Kesici ile yani Devlet Planlama Teşkilatı’nın son iyi müsteşarı ile bir program yapmıştık ve orada ben de aynı şeyi söylemiştim.

Planlamasız devlet olmaz.

Ekonominin, yatırımların, önceliklerin, hangi sektörleri ne şekilde destekleneceğinin veya desteklenmeyeceğinin kararı, akşam dostlarla yapılan sohbetlerle, güvenilir tanıdıkların önerileriyle yapılmaz.

O öneriler olsa bile bunlar bir planlama süzgecinden geçmeden, artısı eksisi en rasyonel ve devletin imkan ve kabiliyetlerini bilen gözlerle incelenmeden hayata geçirilmez.

Geçirilirse sonuç bu olur.

Kimse bana “Cumhurbaşkanlığında bununla ilgili bir kurul var zaten. DPT’ye benziyor” demesin.

Bilim ve Teknoloji Kurulu ile Ekonomi Kurulu DPT’nin yerini tutmaz.

Bu kurullar olsa bile, bunların önerileri, bunların çalışmaları nihai olarak DPT veya benzeri “yetkinlikte” bir kuruma getirilir.

Yön buradan tayin edilir.

Bizim sistemde ya da sistemsizlikte son söz elbette Cumhurbaşkanı’na aittir.

Ancak bir Cumhurbaşkanı da ancak kendisine verilen bilgiler kadar doğru kararlar alabilir.

Mesele hırsızlık değil, nereye kullanıldığı

Tam da beklendiği gibi oluyor her şey.

CHP’li belediyelere operasyonların ardı arkası kesilmiyor, bir CHP’li belediyenin başkanı ve çalışanları gözaltına alınmadığı gün “Aaa, bugün operasyon yok mu?” diye uyanıyoruz yataktan.

Gözaltılar, tutuklamalar o kadar sıradanlaştı ki, artık haber değeri dahi kalmadı.

İki satırla geçiştiriyor herkes, “Bilmem ne belediyesine operasyon” diyor “Başkan ve şu kadar çalışan gözaltında” diye geçip gidiyor haber gözümüzün önünden.

Gözaltına alınanların tutuklanması ise haber bile değil.

Siyasetçiler açısından tutuklanma ile sonuçlanmayan gözaltı yok gibi.

Aslında sulh ceza hakimliklerine gerek yok. Yetki doğrudan savcılıklara verilse yeridir.

Önüne getirilen belediye başkanını tutuklamayan Sulh Ceza hakimine hakim denmiyor artık.

İyi de, CHP kayyum vasıtasıyla zaten ele geçirilmiş ya da etkisizleştirilmişken, partinin cumhurbaşkanı adayı hapse atılmış ve en azından CHP tarafından aday gösterilmeyeceği kesinleştirilmişken, kayyumun kurultay yapmayacağı iyiden iyiye belli olmuşken hala bu operasyonlar niye!

En anlaşılabilir neden şu: Muhalefet partisinin mali kaynaklarını ortadan kaldırmak.

Şunu hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de siyasetin finansman kaynaklarından en önemlisi yerel yönetimler, belediyeler.

Yarın arkadaş meclisinde “Bilmem nereye belediye başkanı oluyorum” deyin arkadaşlarının büyük çoğunluğu şaka yollu da olsa “Ohh, yaşadık bizim araziye de imar verirsin” ya da benzeri cümle kurar mı kurmaz mı!

Bu Türk toplumunda, Türk siyasetinde ne yazık ki içselleştirilmiş ve normalleştirilmiş bir durumdur.

İster inkar edin ister etmeyin.

Ben 19 Mart’a kadar tüm siyasi partilerin bu alanda bir konsensüs içinde olduğunu düşünürdüm.

Bu konsensüs 19 Mart’ta bozuldu.

Çünkü CHP belediyelerden elde ettiği kaynaklarla iktidar yolunu yapmak istedi.

İktidar da bu yolu yaptırmam, dedi. Elindeki gücü kullanmaya başladı.

Mesele yolsuzluk yapmak değildi, mesele o kaynaklarla iktidara yürümeye çalışmaktı.

İşte operasyonların sürme nedeni de bu.

Kurulması muhtemel “yeni parti”nin finansmanını engellemek.

Bu partiye geçmesi muhtemel belediyelerin önünü şimdiden kesmek, “Özel’e destek olmayın” mesajını vermek.

Ama şunu da söyleyeyim.

Özel’in kayyum yönetimiyle çok da bal börek olması ve tam bir anlaşma sağlaması da çok istenen bir şey değil.

En ideal senaryo, yeni parti kuran ama tüm kaynakları kesilmiş bir Özgür Özel.

Ne zaman insan oluruz?

En büyük hırsızlığın umut hırsızlığı olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Amaç siyasi zararı azaltmak
Köşe Yazıları
Amaç siyasi zararı azaltmak

Fatih Altaylı

Ekim 4, 2026

TFF’de istifa ya da istifalar yakın
Köşe Yazıları
TFF’de istifa ya da istifalar yakın

Fatih Altaylı

Ekim 2, 2026

SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı
Köşe Yazıları
SPK hâlâ suç duyurusunda bulunmadı

Fatih Altaylı

Ekim 1, 2026

  • Videolar

Tümü
Hilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota Hilux görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı ile Direksiyonda Teke TekHilux'un hızlı evrimi! Yeni Toyota HiluxYeni Toyota Hilux tüm gücüyle sahnede! Direksiyonda Teke Tek’in bu bölümünde Fatih Altaylı, gelişmiş arazi performansı ve sportif detaylarıyla öne çıkan bu özel versiyonu test ediyor. Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim
Ekim 2, 2026
Yapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Emre Onur Kahya & Fatih AltaylıYapay zeka 2030'da insanlığı yok edecek mi?00:00 Giriş 01:34 Yapay zeka üzerine çalışma yapmak için yurtdışına gitmesi 04:36 Jacob Coxon'un paylaştığı twit ve yapay zeka tehlikesi 20:51 Hugging Face saldırısı 36:33 Hugging Face nedir? 39:41 Hugging Face bu saldırıyı farketmese ne olurdu? 46:52 Yapay zeka devletlerin elinde daha mı güvenli? 55:41 Yapay zekanın gelişimi insanlara gösterilenin daha mı ilerisinde? 1:13:33 Yapay zeka çok tehlikeli hale gelmesi durumunda fişini çekmek mümkün mü? 1:19:03 Kapanış #işbirliği
Eylül 27, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ali Türkkan & Fatih AltaylıFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Şampiyon olacağım dedim oldum!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:33 Dünya Gençler Şampiyonluğu ne demek? 02:30 Kaç pilot yarışıyor? 03:37 Ralli pahalı bir spor mu? 04:33 Otomobil sporuna nasıl başladı? 06:42 Bu işten ne zaman para kazanmaya başladı? 07:01 Neden ralliyi tercih etti? 08:59 Ralli mi, pist mi daha zor? 10:09 Dünya Şampiyonası’na nasıl katıldı? 11:29 Sponsorları az mı? 13:07 Yarışlarını nasıl izleyebiliriz? 14:37 Bu seneki hedefi ne? 17:57 WRC ile WRC2 arasında ne fark var? 19:18 Rallide araç kullanımında başka bir boyuta geçiliyor mu? 21:22 Dünya şampiyonu olunca ne hissetti? 22:48 Eğitim hayatı nasıl ilerledi? 23:59 Kariyer planlaması nasıl olacak? 25:20 Ford ile şampiyon olmaya devam edebilir mi? 26:55 Bir yıllık çalışma takvimi nasıl ilerliyor? 27:52 WRC2’de hedefi ne? 28:22 Federasyon yeterince destekliyor mu? 30:01 Formula 1 izliyor mu? 30:30 En zor otomobil sporu hangisi? 32:12 Nasıl bir antrenman programı izliyor? 33:14 Özel hayatını nasıl etkiliyor? 34:37 İşin duygusal boyutu nasıl? 38:54 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 27, 2026