İstanbul 28°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Yabancı gözü ile zirve

  • Umut ve ümit katili CHP

  • Bu mudur Galatasaray ananesi

  • Sansürlenen o yazı

  • Bodrum lebalep dolu

detail banner reklam

Yabancı gözü ile zirve

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 12, 2026

Yazı İçeriği

  • Yabancı gözü ile zirve

  • Umut ve ümit katili CHP

  • Bu mudur Galatasaray ananesi

  • Sansürlenen o yazı

  • Bodrum lebalep dolu

NATO Zirvesi sonrası yıllardır bu zirveleri takip eden, kıdemli bir gazeteci tanıdıkla konuştum.

Zirve izlenimlerini almak için.

Söylediklerini aynen aktarıyorum:

“Brüksel’de yapılanları saymazsak, bu benim gördüğüm zannederim 11. zirve toplantısı. Şunu açıklıkla söyleyebilirim, organizasyon kalitesi açısından gördüğüm en iyi zirveydi. Saat gibi işledi, her şey çok kusursuzdu hatta fazla kusursuzdu. Bunu hem tüm heyetler, hem de tüm gazeteciler teyit edecektir. Türkiye bu tür tüm organizasyonları çok başarılı yapıyor. Bence gereğinden fazla para harcayarak bu kusursuzluğu sağlıyorlar. Tam NATO adına yakışır şekilde askerî bir kusursuzlukla işledi her şey.

Her şeyin Cumhurbaşkanlığı Sarayı içinde olması herkes açısından büyük kolaylıktı. Başka hiçbir NATO ülkesinde böyle bir Saray ve ortam bulmak mümkün değil. Bu bizim için iyiydi ama Türkiye imajı açısından çok iyi miydi emin değilim. Çok şık ve etkileyiciydi ama ne bileyim kelimeye dökemeyeceğim ya da dökmek istemediğim bir his veriyordu.

Organizasyon olarak çok başarılı idi ama içerik olarak çok başarılı mı dersen olumlu konuşamam. Trump’ın sizin Cumhurbaşkanı’nın hatırı için bile olsa gelmesi iyiydi. Amerika Başkanı olmadan NATO zirvesi olmaz. Ama Trump’ın varlığı bir yandan da başarılı bir zirve olmasını engelleyen faktör oldu. Hiçbir konu sağlıklı ele alınamadı. Trump’ın Türkiye ile ilgili olumlu cümleleri sizin açınızdan iyiyi ve hatta galiba olduğundan daha iyi algılandı ama Trump’ın hiçbir sözü gerçek bir ciddiyetle algılanmıyor. Avrupa Trump’a ‘3 yıl daha sabredelim nasılsa gidecek’ diye bakıyor.

NATO Genel Sekreteri’nin Trump’a olan düşkünlüğü de yanlış değerlendiriliyor. Rutte ne yapacağı belli olmayan bir adama karşı NATO’nun kurumsal yapısını korumak için böyle davranıyor. Bir anlamda pışpışlıyor demek mümkün.

Dediğim gibi organizasyon çok iyiydi. Biz bu zirvelerde kötü sandviçler yemeye alışkınız ama Türkiye yemek konusunda da, hediyeler konusunda da çok bonkör davrandı. Benim gibi Türk misafir ağırlama geleneğini bilenler şaşırmadı ama genel olarak ‘Bu kadarını beklemezdik’ diyenler çoğunlukta idi. Çok açık söyleyeyim, Türkiye herkesi olumlu etkiledi.’ dedi.

Liderlere silah hediye edilmesinin nasıl bir etki yarattığını da sordum.

“Biz de bunu sonradan fark ettik. Doğrusu şaşırtıcı bir hediye. Biz en fazla bir Türk çinisi, bir Türk halısı falan beklerdik. Revolver biraz garip oldu, garip de karşılandı. Herkes bunun altında diplomatik bir mana aradı. Tehdit mi, biz sizi koruruz mesajı mı, kendinizi koruyun demek mi istediler, anlayamadı kimse. Pek hoşa giden bir hediye olmamış, onu anlıyorum. Zaten pek çok lider bu silahı ülkesine götürmemiş bile. Herkes şaka yollu da olsa ipek bir halı daha makbule geçerdi diye şakalaşıyor. Bir yandan da bu hediyenin anlamını çözmeye çalışıyorlar.”

Umut ve ümit katili CHP

Yemin ederim insanın içinden siyasetin S’sini yazmak gelmiyor. Bir yanda kendi partisindekiler dahil, toplumun sinir uçlarıyla oynamayı vazife edinmiş bir Milli Eğitim Bakanı, kendisine verilen görevi ve yetkiyi kullanarak kendince “yeni bir tarih” yazmaya çalışıyor. İstiklal Harbi’ni yok sayacak yeni bir tarihi çocuklara dayatmaya çalışırken, en milliyetçi olduğunu söyleyenlerden gık bile çıkmıyor.

Arkadan sövüyorlar ama politik tavırları sessizlik.

CHP desen tam felaket hatta rezalet. Türk siyasetinin gördüğü en aşağılık trol takımı, en ilkesiz tipler partinin tepesine oturtulan kifayetsiz sayesinde elde ettikleri sözde gücü en aşağılık şekilde kullanmaktan imtina etmiyorlar.

Özgür Özel sayesinde makam kapmış belediye başkanları satışa geçmiş. “Ulan bunlara mı oy verdirdiler bize, yarın kim bilir kimlere oy vermek zorunda kalacağız” diyen muhalif seçmen apolitikleşiyor.

Kayyumbaşı “Ben Özgür Özel’e Beşiktaş Belediye Başkanı Akpolat’ı aday gösterme dedim. Hırsız olduğunu biliyordum” diyor. Kayyumbaşının yancıları ‘Rıza Akpolat’ı İmamoğlu ispinyonladı’ diye açıklama yapıyorlar. Yalancılıkta bile anlaşamıyorlar.

Kayyumbaşı yönetimi Beşiktaş Belediyesi’ni hırsızlıkla suçluyor, o dönemde Beşiktaş Belediyesi’nde görevli olan ve kayyumgiller tarafından savcılık iddiaları doğru kabul edilen Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney tahliye olur olmaz işverenini peşinen hırsız ilan eden kayyuma yanlayan bir görüntü çiziyor.

Kimi önemli medya figürleri, tarafsızlık adı altında kayyumcuları toplum gözünde kurtarmaya yönelik söylemler geliştiriyorlar. Milletin öfkesi iyice kabarıyor.

Muhalefet öylesine birbirine girmiş vaziyette ki, AK Parti tüm siyasi hayatının en az eleştirildiği dönemini yaşıyor. AK Parti’ye muhalefet etmek diye bir şey kalmadı.

Ve tüm bunların sorumlusu olanlar durumdan son derece memnun. Vatandaş mutsuz, keyifsiz ve hepsinden önemlisi ümitsiz ve hatta umutsuz.

Ve sadece küçük bir grup gazeteci ya da hâlâ düşünmeye çalışan vatandaş bir şeyler yapmaya, bir şeyler söyleyerek umudu taze tutmaya çalışıyor. Bir haftalık bir rüzgardan sonra Deniz Göktaş da unutuldu gitti.

Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete.

Allah sonumuzu hayrede.

Ki pek de mümkün görünmüyor.

En azından kısa vadede.

Bu mudur Galatasaray ananesi

Turan Yücel Galatasaraylı bir avukat.

Yıllar önce, 1980’lerde üniversite talebesiyken benim ekipte yer alırdı. Spor muhabiri ve yazarı olarak. Sonra avukat oldu ama spor yazarlığını hiç bırakmadı. Yan uğraş olarak sürdürdü, Galatasaray üzerine yazılar yazdı. Artık pek bir bağımız yok, zaman zaman Galatasaray genel kurullarında karşılaşır, ayak üstü sohbet ederiz. Galatasaray ile ilgili yazılarını da okurum. Bazen katılırım fikrine, bazen de katılmam.

Önceki gün Turan Yücel, Galatasaray yönetimini eleştiren bir yazı kaleme aldı.

Ancak yazısı, yer aldığı internet sitesinden aniden buharlaştı. Yok oldu. Bana da bunu haber veren Ahmet Yüce oldu.

Şaşırdım.

Eleştiren ama gayet nezaketle yazılmış bir yazı idi.

Birkaç kişiye sorup ne olduğunu öğrenmeye çalıştım.

Bir süredir ortalıkta “Galatasaray Başkanı’nın danışmanıyım” diye dolaşan, bu unvanı kullanarak valilerle, emniyet müdürleri ile toplantılar yapan, davetler veren, sonradan Galatasaray görme biri var. Daha önce Galatasaray’da görmediğimiz tarzda ve tipte birisi. Adı Özkan Tamirak. Gazeteciymiş.

Tanımıyorum. Bilmiyorum.

İddia o ki, Turan Yücel’in yazısını o kaldırtmış.

Doğrusunu isterseniz biz Galatasaray’da böyle şeyler görmeye alışkın değiliz.

Galatasaray, geleneği gereği fikir özgürlüğünün hüküm sürdüğü, eleştirinin kabul görüp kutsal sayıldığı bir ortamdır.

Başkan danışmanı adı altında buralara sirayet edip, bu geleneği bozmaya kimsenin gücü yetmez.

Başkanların da, başkanların çevresindeki yöneticilerin de, avanelerinin de.

Turan Yücel’in yazısına katılırım veya katılmam. Önemli değil.

Ama o yazı özgürlüktür.

O yüzden de Galatasaray başkan danışmanının kaldırttığı o yazıyı ben şimdi buraya koyuyorum.

Hadi gücünüz yetiyorsa buradan da kaldırtın bakalım.

Sansürlenen o yazı

Fabrika ayarları

TURAN YÜCEL

Taraftar futbolda transfer müjdesi bekleyedursun, Galatasaray sessiz sedasız önemli bir transferi bitirdi ve halihazırda İstanbul İl Spor Müdürü olan Muhittin Özbay’ı Amatör Şubeler Direktörü olarak kulüp bünyesine dahil etti.

Yönetimdeki pek çok kişinin haberi dahi olmadan yapılan bu atama ile Galatasaray Başkanı bizzat ilgilendi ve gerekli makamlarla da görüşerek 2+2 yıllık bir sözleşme ile yönetim kurulu üyesi Mehmet Cibara’nın sorumlu olduğu 16 amatör şubeyi gelecek hafta başından itibaren geniş yetkilerle donattığı bu eski bürokrata teslim etmeye karar verdi.

Bu yeni durum kulübün profesyonel üst düzey idari kadroları için bir sürpriz oldu. Personel yeniden yapılanması için görevlendirilen yöneticilerin de bu ani gelişme karşısında şaşırdığı ve bir oldu-bitti ile karşılaştıkları için homurdandıkları malum. Bu transfer için yapılacak maaş ödemeleri ve yan haklar paketinin kulüp içi ücret dengelerini sarsacağı ve bu nedenle Sportif A.Ş. CEO’su ve diğer üst düzey idari kadronun da maaşlarında uyarlamaya gidilmesi söz konusu olabileceği konuşuluyor. Ne diyelim, yeni transfer hayırlı olsun.

ŞAHAN’I ATALIM RAHAT EDELİM

Galatasaray’da yaz tatili rehaveti ve şampiyonluk kutlamaları ile yavaşlayan tempo, Kemerburgaz’da yapılan A takım sezon açılışı ile biraz hareketlendi ve taraftarın transfer konusundaki endişeleri Galatasaray Başkanı’nın detaylı!, doyurucu! basın açıklaması ile giderildi. Şükürler olsun ki, merak ettiği tüm soruların cevabını almanın huzuruyla Galatasaraylılar o gece rahat uyudu. Hele bir de ‘komikçi Şahan Gökbakar’ kulüpten ihraç edilirse değmeyin Galatasaraylıların keyfine. Böylece, tüm sorunlar ortadan kalkmış, çatlak sesler layıkıyla susturulmuş olacak ve hep birlikte daha da mutlu, daha da derin uykulara dalabileceğiz… Ooh be dünya varmış!..

Geçen sefer voleyboldaki olumlu gelişmeleri yazmış, şubeden sorumlu yöneticinin heyecanını, icraatlarını paylaşmıştım. Bu kez benzer durum Basketbol şubesi için geçerli. Yeni yönetici olan Mecit Çetinkaya, mesaisini ve çevresini şube için kullanıp tüm sponsorluk hedeflerini tutturmuş. Basketbolda, bu genç arkadaşımızın bütçe sınırları ve belirlenen hedefler doğrultusunda kendisine emanet edilen işi hakkıyla yapacağı belli oldu. O’nu tebrik ediyor, Galatasaray’da ilerleyen zamanlarda büyük başarılara imza atacağına inanıyorum.

Diğer yandan, Galatasaray’da bundan önceki 6 başkan döneminde profesyonel Genel Sekreter olarak çalışan Selçuk Rıza İren’in, seçilmiş yönetim kurulu genel sekreteri Can Natan tarafından kulüp işleyişine dahil edildiğini duydum. Can’a, kendisini kimi zaman eleştirdiğim halde medeni ve diyaloğa açık olması sebebiyle teşekkür ederim. Fakat bu kez de son 4 yıllık süreçte- tüm teamüllere aykırı olarak yönetim kurulu toplantılarına aynı Selçuk Rıza İren’in alınmadığını öğrenince çok şaşırdım. Öyle ki; bu süreçte yönetim kurulu kararlarının bazen toplantılardan 2 ay sonra yazılıp yöneticilerin imzasına açıldığını, hatta kimi kararın toplantıda alınandan farklı yazıldığından şikayet edenlerin de haklı olabileceğini böylece anlamış oldum. Hal böyle iken bu yanlışa son verip eski normale dönmek gerekliliğini Can Natan’a tavsiye ederim.

KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRİNİ AĞIRLAR

Son yıllarda Galatasaray’da, yönetimlere seçilen başkan dahil 16 kulüp yöneticisine, yüzlerce personele, Sportif A.Ş. yönetimindeki artı 7-8 yönetim kurulu üyesine, CEO’ya, Genel Sekretere ek olarak bir de başkan danışmanlığı adı altında yeni bir yönetici sınıfı yaratılmaya başlandı. Bu uygulamanın son örneğini geçen hafta Bodrum’da yapılan bir tesis açılışında gördük. Sahilde iskele yapmanın yasak olduğu söylenen bir yerde, kartviziti ile Belediye ve Valilik nezdinde sempati kazandığı rivayet edilen bir başkan danışmanının Özbek ve yöneticileri tesisine davet ettiği, gelen diğer davetlilere yüklü hesaplar çıkardığı söyleniyor. Olayın detayını tam bilemesek de, bu söylentiler dahi can sıkıcı. Hele bu danışmanın, etrafındakilere futbolcu transferine dahil olduğunu, oyuncu isimleri tavsiye ettiğini söylediği konuşulmaya başlamışken, ilgililerin dikkatlerini çekmek şart oldu. Daha önce bu danışmanı Sportif A.Ş. yönetimine alın diye yazdık. O’nu alıp Serdar Güzelaydın’ı Sportif’e almamak Galatasaray için büyük kayıp olur diye ekledik. Sportif A.Ş.’nin yeni dönem sloganı da belli olur böylece: ‘körler, sağırlar birbirini ağırlar.’ Buraya kadar anlatmaya çalıştığım, son yıllarda artarak devam eden somut birtakım olaylar-tercihler ve bunlara benzer bir dolu icraat, Galatasaray genetiğine, ananelerine ve etik değerler skalasına uygun düşmeyen davranışlar olarak öne çıkıyor Yakın zamana kadar bu konulardaki uyarılar-sesler ‘ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz’ yaklaşımı ile ‘top çizgiyi geçti ya’ mottosu arasına hapsedilerek bastırıldı. Şimdilerde, Galatasaraylıların düşünce dünyalarında yükselen ve yakın gelecekte vücut bulacak olan bir ortak sesi-çığlığı duyuyorum. Eminim birçok Galatasaraylı da bunu duyuyor-hissediyor; bu iç ses ‘Fabrika Ayarlarına Dönmek Zamanı Geliyor’ diyor.

Bodrum lebalep dolu

Bugün biraz da Bodrum dedikodusu yapalım.

Siz bakmayın “Bodrum öldü bitti, yok oldu, bomboş artık kimse gitmiyor” diye yazanlara, yazılanlara.

Durum hiç ama hiç öyle değil. Okulların kapanması ile birlikte, yani geçen hafta itibarıyla Bodrum dolu ki ne doluluk.

Haziran ayını gerçekten boş geçiren Bodrum, temmuz ayıyla birlikte neredeyse yüzde yüz doluluğa ulaşmış vaziyette. Lokantalarda yer bulmak mümkün değil, sokaklar full, ucuz pahalı demeden tüm plajlar full. Trafik felaket durumda. Ulaşım İstanbul’un en kötü halinden daha kötü.

Geçen ay yandık bittik, bu yılı boş geçeceğiz diyen esnaf şimdi de “Bu yoğunlukla nasıl baş edeceğiz” derdinde. Ancak şunu söylemem lazım, yoğunluk tamamen yerli turistlerden oluşuyor, yabancı sayısı oldukça az. Gümbet’i yaşanmaz hale getiren İngilizler yok, Ruslar az.

Bodrum’un içi eski Bordum diyebileceğim yerler daha orta halli bir yoğunlukla karşı karşıya, Türkbükü ve Gölköy tarafı ise daha varlıklı ve gösterişli bir kitle ile doluyor.

Ben de “Bu kalabalığa dayanamam, yeter” diyerek İstanbul’a dönmeden önce biraz dolaştım.

Sizler için bir Bodrum rehberi hazırladım.

Önce Caresse’den başlayayım.

FUGA’dan Caresse’ye döndükten sonra Bodrum’un merkezindeki en keyifli yer haline gelen Caresse, benim denize girmek için Kültür Bakanlığı plajından sonra en sevdiğim yer. Gürültü patırtı olmadan, kaliteli bir müşteri kitlesiyle rahatça gün geçirebileceğiniz, iyi yemekler yiyebileceğiniz en iyi adres diyebilirim. Geceleri ise başka bir alem oluyor. Genelde Kenan Doğulu konserleri ile ünlü olsa da her yaz çok keyifli konserlere ev sahipliği yapıyor. Uzak da olmadığı için benim favori yerlerimden biri. Her yaz en az birkaç kez gidiyorum.

Türkbükü tarafı ise Maça Kızı’nı anlatmaya gerek yok, uluslararası kalite. Her ne kadar ben Gölköy tarafının denizini çok beğenmesem de Maça Kızı her zaman iyi seçenek, şefi Aret her zaman güzel yemek. Pahalı mı! Evet ucuz değil. Zaten kimseyi de kolundan tutup zorla götürmüyorlar.

Lucca taşınmış. Mandarin Oriental’den yeni yeri Seba’nın içinde bir yere geçmiş. Gidemedim. Gidenler “Bildiğin Lucca, kalite aynı” diyorlar.

Yeni ve moda yer ise WAM, “We Are Mediterranian” yani “Biz Akdenizliyiz.” Hem plaj, hem lokanta. Geçen sene Bodrum’da Marina’nın karşısına açılan şahane bir lokanta vardı. Karma. Bodrum’da alışılmadık derecede iyi bir mutfağı yaz kış sunuyorlardı. O ekip MESA sitesinin içinde WAM’ı açtı geçen hafta. Yemekleri de, plajı da çok iyi.

Antalya’nın muhteşem lokantası 7 Memet, bu yıl Bodrum’a gelmiş. The Edition Otel’in içinde bir lokanta açmışlar. Ne yalan söyleyeyim, gitmedim ama 7 Memet varsa işin içinde iyidir diye düşünüyorum.

Gölköy tarafında Loft’un içinde Paper Moon bu yıl da devam ediyor ve Bodrum klasiği haline geldi.

Geçenlerde Muzaffer Yıldırım’ın Stay grubuna el konmasıyla birlikte Bodrum’un en hoş plajı ve hem Dragon hem de Paraliaki lokantaları ile en lezzetli yerlerinden biri olan Bobo Beach’ın kapalı olmasına üzüldüğümü yazmıştım.

Boşuna üzülmüşüm. Zannederim TMSF Bobo’yu kiraya vermiş. Dragon’u yeniden açmak istemişler ama Dragon’un yönetimi “Bu kadar kısa sürede hazırlanamayız. Eğer isterseniz seneye yapalım” demişler. Buna karşın Paraliaki’nin yerine bir Akdeniz lokantası açıldı. Ama Akdeniz derken yanlış anlamayın, “Türk Akdeniz”i. Tüm bunları nereden biliyorum. Şef Türev Uludağ anlattı. Deprem sırasında Antakya’da haftalarca on binlerce kişiye yemek dağıtarak kalbimi kazanan Türev Şef, Paraliaki’nin yerine açılan Casa Cala’nın da işletmecisi olmuş. Açılışında avukat dostum Gönenç Gürkaynak’tan Fulya Terim’e, Çandaş Tolga Işık’tan Demet Akbağ’a, Mesut Yar’dan Nebil Özgentürk’e hayli tanıdık bir kalabalık vardı.

Bodrum’un merkezine yakın bir başka yeni lokanta ise Ankara’nın mezeleri ile ünlü meyhanesi Afitap. Onlar da bu yılın yenilerinden.

Yalıkavak Marina’daki Doğuş Grubu mekanları da aynen devam ediyor. Dün Zuma’da Kenan Doğulu sahne aldı mesela.

Yani anlayacağınız Bodrum dolu mu dolu, yeni yerler, yeni mekanlar peş peşe açılıyor.

Kapanan tek yer Scorpios olmuş. O da dediğim gibi Belediye yüzünden değil, mal sahibi ile yaşadığı anlaşmazlık yüzünden.

Bodrum o kadar kalabalık ki, ben bu hafta İstanbul’a dönüyorum.

Ne zaman insan oluruz?

Tüm medyayı satılık zannettirmediğimiz zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Kayyum Kemal Bey bağış paralarını ne yaptı!
Köşe Yazıları
Kayyum Kemal Bey bağış paralarını ne yaptı!

Fatih Altaylı

Temmuz 10, 2026

Hani imar yolsuzluğu çetesi bulmuştun
Köşe Yazıları
Hani imar yolsuzluğu çetesi bulmuştun

Fatih Altaylı

Temmuz 9, 2026

Dün tükürdüklerini bugün neşeyle yalayanlar
Köşe Yazıları
Dün tükürdüklerini bugün neşeyle yalayanlar

Fatih Altaylı

Temmuz 8, 2026

  • Videolar

Tümü
Yunan metin çevirilerinin bilime katkısı görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Celal Şengör & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimYunan metin çevirilerinin bilime katkısıShark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 05:01 Solvay Konferansı fotoğrafı 07:11 Solvay Konferansı fotoğrafı bugün çekilebilir mi? 10:36 İrlandalı keşişlerin kopyaladığı eski metinler 13:52 Aristo ve doğa bilimleri 24:32 Hrıstiyanlar nasıl gelişim gösteriyor? 27:53 Modern bilimin başlangıcı 35:44 Galile'den önceki bilim adamları problemleri fark edemediler mi? 38:09 İslam dünyasının geçmiş dönemde bilimde Batı'dan geride kalmasının sebepleri 46:50 Kapanış #işbirliği
Temmuz 5, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Koleksiyoner Mehmet ÇebiFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Ömürlük koleksiyonu 1,5 yılda yaptım!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:28 Saat koleksiyonu işi nereden çıktı? 19:01 Hangi saat markalarına sahip? 23:53 Koleksiyonerlik pahalı bir iş mi? 29:47 Türk hat sanatı hak ettiği yerde mi? 42:20 Murat Bardakçı'nın "Türk resmini sanattan saymam" cümlesi 51:15 Eserin değerini nasıl belirliyor? 1:05:07 Pandemi döneminde eserlerin fiyatları neden yükseldi? 1:08:36 Çatı Müze işi ne durumda? 1:19:20 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Temmuz 5, 2026
"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı" görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce"Ajda Pekkan ve Manifest Kuşağı"Sanatın büyülü dünyasına birlikte dalıyoruz! 🎨🎬🎶 Resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, danstan dijital sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede, farklı bir sanat dallarına dair özgün içerikler, keyifli sohbetler ve ilham veren hikayelerle karşınızdayız. 00:00 Giriş 00:15 Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisi 03:27 24 Haziran 2026 Scorpions İstanbul konseri 06:50 Kars'taki Gastronomi Film Festivali 08:36 Dua Lipa'nın evliliği 10:21 Fatih Altaylı evlilik hakkında ne düşünüyor? 13:28 Manifest grubu 17:02 Yaz ayındaki konserler 30:51 Fatih Altaylı'nın yakın tarihteki dünya hakkında düşünceleri 36:18 Christopher Nolan'ın "The Odyssey" filmi 36:40 İstanbul Caz Festivali 37:41 Fatih Altaylı dizi-film izliyor mu? 40:03 Kapanış #işbirliği
Temmuz 2, 2026