
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Öcalan suçsuz, PKK’lılar suçlu olur mu!
Bir Bakan eskisi bu kadar aracı ne yapar!
Aydöner haksız mı!
Bu kadar para nerede saklandı
Numan Bey bir şey demeyecek misiniz!
Öcalan suçsuz, PKK’lılar suçlu olur mu!
Fatih Altaylı
Ağustos 25, 2026
Yazı İçeriği
Öcalan suçsuz, PKK’lılar suçlu olur mu!
Bir Bakan eskisi bu kadar aracı ne yapar!
Aydöner haksız mı!
Bu kadar para nerede saklandı
Numan Bey bir şey demeyecek misiniz!
“Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen ve Beşiktaş Belediyesi’ni merkeze alarak İstanbul’daki pek çok belediyeye yayılan dava sonuçlandı.
Dava kimi mahkumiyetler açısından beklediğim gibi sonuçlanırken, bir beraat açısından tam bir hukuk katliamına dönüştü.
Geçen yaz cezaevindeyken bu davanın iddianamesini detaylı biçimde okumuştum.
İBB Davası’na oranla çok daha sağlam, çok daha tutarlı bir dava gibi duruyordu.
Davada dingildeyen unsurlar da yok değildi.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Karalar’a ve Adıyaman Belediye Başkanı Tutdere’ye yönelik suçlamalar davanın en fazla dingildeyen taraflarıydı. Keza Esenyurt Belediye Başkanı Özer de buraya sanki torbada bulunsun diye eklenmişti. Bu davadan pek çok sanık için mahkumiyet çıkması şaşırtıcı olmayacaktı. Bazı sanıklar ceplerine para atmamıştı ama sadece Aziz İhsan Aktaş’ın sağladığı imkanları bilerek veya bilmeyerek seçim çalışmasında kullanmışlardı. Bunlar belediyelerde olmadık şeyler değildi ama kırmızı ışıkta pek çok kişi geçer, cezayı yakalanan öderdi. Belli ki, bir ceza ödeyeceklerdi.
Ödediler de.
Davaya sonuçları açısından bakınca Zeydan Karalar’a büyük bir haksızlık yapıldığını söylemek mümkün. Ahmet Özer’i de “O kadar içerde tuttuk, boş geçmeyelim” kabilinden cezalandırmışlar, çok belli.
Ancak bu dava bir yandan da Türk yargı tarihinin en büyük ayıplarından birine de imza atıyor.
Aziz İhsan Aktaş, yani varolduğu söylenen suç örgütünün lideri, işlendiğine kanaat getirilerek başkalarının cezalandırılmasına neden olan tüm suçların ortağı, azmettiricisi, faili “Beraat” ettiriliyor.
Bunun hiçbir yasada yeri yok.
Eğer belediye başkanları suçlu ise, belediye başkanları ile birlikte bu suçu işleyen ve örgüte adını veren kişi suçsuz olamaz. Suçsuzluğun kanıtı olarak beraat edemez. İtirafçılık, çete liderini suçtan arındırmaz. Arındırması için, belirli şartlar vardır. Adli makamlar harekete geçmeden, suç ortaya çıkmadan gidip suçu kendiniz bildirirseniz ve bir suç örgütünün çökertilmesini sağlarsanız o zaman belli koşullarda cezasızlık olabilir. Ancak burada durum bu değil.
Örgüt lideri suçsuz görülüp beraat ediyor ama onunla birlikte hareket edenler ceza alıyorsa, PKK’lı teröristlerin mahkum olup, Öcalan’ın beraat etmesi gibi bir durum ortaya çıkar.
Bana sorarsanız bu dava Yargıtay’dan döner.
Mahkumiyetler açısından değil, bu beraat açısından.
Bir Bakan eskisi bu kadar aracı ne yapar!
İdris Naim Şahin…
Bir zamanların İçişleri Bakanı. 2 yıl boyunca bu önemli ve etkili koltukta oturdu. Öncesinde pek çok ilçede Kaymakamlık yaptı. İBB’de genel sekreter yardımcılığında bulundu. Sonra AK Parti’den vekil oldu, en sonunda bakan yapıldı.
Kendisini bakanlığı döneminde de çok eleştirdik.
Sadece biz gazeteciler değil, partisinden de eleştirenler, daha doğrusu bakan olmasına gülenler oldu. Bazı AK Partililer “İdris Naim Şahin bakan olmayı çok istiyordu oldu. Burhan Kuzu da çok istiyor belki onu da kısa süreliğine bakan yaparlar” diye gırgır yapıyordu bakan olunca.
Sonrasında pek çok skandalla anıldı Şahin. THY uçağını havalimanında vali ile sohbet etmek için bekletmesi, Van depremindeki yetersizliği, bir memurundan azar işitiyormuş izlenimi veren görüntüler, Gülen Cemaati bağlantıları gibi konularla hep gündeme geldi.
Sonunda görevden alındı.
Ve 17-25 Aralık diye bilinen sürecin hemen ardından “Kürt açılımını” bahane ederek AK Parti’den istifa etti.
Sonrasında parti parti dolaştı. Millet ve Adalet Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi demeden hepsine girdi çıktı.
Ordu’da İYİ Parti’den aday olamayınca, son anda Saadet Partisi'nden belediye başkan adayı oldu.
Ve birkaç gün önce, adına tahsisli yani “Bakan kullanımında olması gereken” bir aracı, yargıdan kaçmaya çalışan bir “Suç örgütü-Cemaat lideri”ne kiraladığı ortaya çıktı.
Ancak rezaletin bununla sınırlı olmadığını da yine yargı sayesinde öğrenmiş bulunuyoruz.
Bu bakan eskisinin adına tahsisli üç aracın daha suç örgütleri tarafından kullanıldığını, İdris Naim Şahin’in “Bu araçları ben kullanacağım” diyerek TBMM Başkanlığı'ndan onay ve tahsis aldığı başka araçlar da olduğu ve bunların da suçla bağlantılı kişilere kullandırıldığı ortaya çıktı.
Burada mesele İdris Naim Şahin olmaktan çıkıyor. Bir sütü bozuk her yerden çıkabilir, adam zannettiğiniz birileri, suç örgütleri ile bağlantılı olabilir. Yakalanıp hesabı sorulduğu sürece bunlar olabilir şeylerdir.
Ancak asıl büyük sorun sistemsel bir yanlışa işaret eden uygulama, bir eski bakana bildiğimiz kadarı ile en az 3 otomobilin tahsis edilmiş olmasıdır. Bildiğimiz üç diyorum, kimbilir belki de 20 otomobil tahsis edilmiş bile olabilir.
Bu nasıl bir uygulamadır.
Bir eski Bakan’a bir, bilemedin İçişleri Bakanlığı gibi kritik bir bakanlık yapmış olana bir de koruma ekibi için iki otomobil tahsis edersin. Bunları da kimin kullandığına bakar ve eğer kötüye kullanım var ise hemen tahsisi iptal edersin.
Üç, beş otomobil ne demek yahu. Buna bir kısıtlama getirmek, TBMM’nin saygınlığı açısından farzdır.
İdris Naim Şahin’in rezilliği, bu yanlışın sadece görünün tarafıdır.
Aydöner haksız mı!
Baki Aydöner adını hiç duydunuz mu!
Ben duymamıştım. Tutuklanınca duydum.
Sonra da cezaevinde kendisi ile tanıştık. CHP içinde sevilen bir isim. Bir dönem İBB’de Ekrem İmamoğlu ile birikte çalışmış, kökten CHP’li siyasetçi, aynı zamanda Parti Meclisi üyesi.
Kendisinin yanı sıra tutuklu olan kardeşi bir ara tahliye edildi ama sonra yeniden tutuklandı.
Baki Aydöner dün çok ciddi bir çıkış yaptı ve CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a oldukça ağır sözler söyledi.
Tezcan’ın cezaevinde kendilerini ziyaret edip, “Adınız tarihe altın harflerle yazıldı” diyerek teselli ettiğini ama kendi kızı ve damadının haklarında verilen gözaltına kararından sonra yurt dışında kaçak durumda olmalarını eleştirdi ve “Hakkında gözaltı kararı verilen yakınlarınıza söyleyin gelsin. Gelsin ki bu uygulamaların son bulması için tarihte yer edinmiş TV’lerdeki söylemleriniz eylem birlikteliğine erişsin. Yoksa devletimizin aldığı kararları sadece biz saygıyla karşılarken siz üzerimizden siyaset yapmış olursunuz"
Peki Baki Aydöner haksız mı!
Bülent Tezcan ve başka CHP’liler aylardır “Çağırsanız gelecek olan kişiler hakkında niye gözaltı kararı veriyor, niye tutukluyorsunuz” diye yargıyı eleştirmiyorlar mı!
Ve biz de bu eleştirileri haklı bulmuyor muyuz!
Peki hal böyle iken, bu eleştirileri yapan üstelik de hukukçu bir milletvekilinin söz konusu olan kendi kızı ve yakınları olunca yargıdan kaçması, yurt dışına çıkıp, geri gelmemesi ne kadar doğru!
Başkalarının evlatları üzerinden siyaset yapıp, söz konusu kendi kızın olunca yargıdan kaçmasına izin vermek, bunu kendinde hak görmek ne kadar ahlaki.
“Ben bu yargıya güvenmiyorum” deme hakkına da sahip değilsiniz. Güvenmediğiniz yargı tarafından tutuklanmış kişileri övüp, konu kendi çevrenize geldiği zaman “Kaçak” güreşmek hiç ama hiç ahlaki değil.
Elbette kimse evladının, kızının hapislerde çürümesini istemez ama başkalarına talkın verirken, salkımı yutmak da bir siyasetçi için hiç ama hiç kabul edilebilir bir şey değil.
Bu kadar para nerede saklandı
Antalya’nın tutuklu büyükşehir belediye başkanı Muhittin Böcek, daha önce yapmadım dediği ne varsa şimdi yaptım diyor.
CHP’li yöneticilere, Ekrem İmamoğlu’na on milyonlarca dolar para verdiğini, aday olabilmek için 15 milyon Euro’yu İmamoğlu’na rüşvet olarak aktardığını söylüyor. Bunu da Havala sistemi üzerinden yaptığını iddia ediyor.
Herkes de haklı olarak “Bir adam belediye başkan adayı olabilmek için niye 15 milyon Euro rüşvet verir, demek ki belediye başkanlığında daha fazlasını çalmayı umuyordu” diye eleştiriyor.
Ancak bana göre çok daha önemli bir soruyu kimse sormuyor!
“Böcek sen bu parayı nereden buldun?”
Nereden kazandın manasında sormuyorum bu soruyu.
Türkiye’de “Nereden buldun” yasası olmadığı için bu soru kimseye sorulamıyor.
Ben daha basit bir şey soruyorum.
“Bu para nerede duruyordu?”
Öyle ya 15 milyon Euro boru değil.
Bayağı bir yer tutar. Evde saklanacak, yatak altına koyulacak para değil. Hepsi 500’lük banknot olsa 300 balya eder. 100’lük olsa 1500 balya eder. Bu para evde, kasada saklanacak bir miktar değil.
Peki nereden çıktı bu para.
Bir banka hesabında mıydı, dev bir kasada mıydı, birinden borç olarak mı alındı, borç olarak alındıysa veren kimdi ve o bu parayı nerede tutuyordu, bir gayrimenkul satılarak mı elde edildi, o gayrimenkul neydi, kim aldı, parasını nasıl verdi!
Benim asıl merak ettiğim mesele bu.
Bunca para neredeydi!
Numan Bey bir şey demeyecek misiniz!
Başkanlık sistemi ile beraber Türkiye Büyük millet Meclisi’nin artık sembolik bir yer haline geldiği eleştirileri sürekli yapılıyor.
Bu eleştirilere genel olarak katılmıyorum. TBMM isterse saygınlığını artırabilir ve sembolik görüntüsünden çıkabilir.
Bu TBMM’deki partilerin, daha doğrusu çoğunluğun tercihidir.
İsterlerse saygınlıklarını sürdürebilir, Meclis’in önemini ve değerini arttırabilirler.
Ancak görüldüğü kadarı ile özellikle kolluk kuvvetleri açısından TBMM’nin artık hiçbir kıymeti harbiyesi kalmamış.
Dün gazilere destek vermek için oturma eylemi yaptıkları yere giden İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nun başına gelenler bunun en güzel kanıtı.
Diyeceksiniz ki, CHP milletvekilleri İstanbul’da kayyum G.T’ye direnirken gözlerine gaz sıkılıp coplanmaları yeterli kanıt değil miydi!
Yeterli idi ama orada pek geçerli ve inandırıcı olmasa da en azından “Yargı kararını uyguluyorduk” savunması yapılabilir, bu kez o da yok.
Bir milletvekili, Ankara’nın göbeğinde, gazilere destek vermek isterken emniyet güçleri tarafından tartaklandı, dövüldü, yerde tekmelendi ve kalp spazmı geçirerek hastaneye kaldırıldı.
Kalbinde 4 stent olan Türkoğlu orada ölebilirdi de!
Bu çok açık biçimde TBMM’nin saygınlığının artık tanınmadığının göstergesidir.
Buna ne sert tepkiyi muhalefet partileri değil, TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş göstermek zorundadır.
Ne zaman insan oluruz?
Başkalarının çocukları üzerinden kahramanlık yapmadığımız zaman
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







