İstanbul 21°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • 50 yıldır bunu istemiyor muyduk!

  • Provokasyonda asıl tehlike

  • Yeni Parti ve AK Parti yükselişte

  • Uyduruk

detail banner reklam

50 yıldır bunu istemiyor muyduk!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ağustos 26, 2026

Yazı İçeriği

  • 50 yıldır bunu istemiyor muyduk!

  • Provokasyonda asıl tehlike

  • Yeni Parti ve AK Parti yükselişte

  • Uyduruk

PKK’nın kendini feshederek terör eylemlerine son vermesi karşılığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin atacağı adımlara yönelik eleştiriler bitmiyor.

Ekranlara çıkan kimi isimler ve kimi program sunucuları PKK’nın 40 küsur yıllık kanlı geçmişini hatırlatarak “Bunları unutacak mıyız? Bu eylemleri yapanlar aramıza mı karışacak! Yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak?” diye veryansın ediyorlar.

Haklılar gibi görünüyorlar ama haksızlar.

Bunun alternatifi ne!

Sonsuza kadar bu iç çatışmanın sürmesi ve tüm enerjimizi tüketmesi mi!

Bunu mu istiyoruz! Terör eylemlerinde bugüne kadar asker, polis, korucu toplam 8 bine yakın şehit verdik.

Bunun birkaç katı da sivil kayıp var. Kürt, Türk her etnisiteden.

Ne yapacağız. “Yanlarına kâr mı kalacak!” diye önümüzdeki 40 yılda bir bu kadar insanımızı daha mı kaybedelim.

Neredeyse her aileden en az bir şehit vermişiz, bir insanımızı kaybetmişiz.

Daha da sürsün mü!

PKK “Tamam, ben silah bırakıyorum” diyor ve terör örgütü olduğunu kabul ediyor.

Devlet de “Sen silah bırakırsan ben de intikam peşinde koşmayacağım” diye söz veriyor. Ne diyeceğiz, “Bırakma” mı!

Kolay değil bunu sindirmek, hissiyatı gayet iyi anlıyorum ama sürdürmek daha mı kolay!

Askere giden her evladın Doğu’ya gitme korkusunu yaşamaya devam mı etsin analar babalar!

Artık gazetelere haber bile olmayan al bayrağa sarılı tabutları yüklemeye devam mı edelim kargo uçaklarına!

Kimi sıvasız briketten, kimi kerpiçten yapılma şehit ailelerinin evlerine bayraklar 40 yıl daha mı asılsın!

Kamera karşısında cicili bicili kıyafetleri giyip “Bunlarla nasıl barışırsınız” deyip, akşam Bağdat Caddesi’nde huzur içinde Starbucks’ta kahve içmek kolay. Ya oğlu Güneydoğu’da, evladı Üzümlü Karakolu’nda askerlik yapan, her kapı çalındığında karşısında kötü haberi verecek bir subay görme korkusu içindeki anne aynı huzura sahip mi!

Aramıza karışıp siyaset yapacaklarmış!

Yapmıyorlar mı zaten!

HDP’nin, DEM’in ya da o sıradaki adı neyse o partinin milletvekili ve belediye başkan adaylarını Kandil belirleyip, Öcalan onaylamıyor muydu zaten de, şimdi “Öcalan vekil adaylarını belirleyecek” diye hayıflanıyorsunuz. Bundan 20 sene önce en milliyetçi Mehmet Ağar demedi mi “İnin dağdan, gelin düz ovada siyaset yapın” diye.

Kolay değil elbette 50 yıllık terör dönemini unutmak ama başka çare var mı!

Bir yerde unutacağız.

Atatürk, ülkesini işgal eden ve ülkesini kurtarmak için savaştığı Yunan’la barışmadı mı sonunda! Bir yerde, bir şekilde bitmek zorunda değil mi!

Bu barış süreci ilk ortaya atıldığında “Amerika’nın oyunu” dedik. Ben dedim en başta.

Burada PKK’yı bitirecekler çünkü Suriye’de YPG’yi kurdular, oradan yürüyecekler. PKK onlar için bile terör örgütü, YPG ise değil. Şimdi artık YPG’yi başımıza musallat edecekler diye düşündük.

YPG Amerika’ya bağlı, “Öcalan silah bırakın ve dağılın dedi diye dağılmazlar, Öcalan’ı dinlemezler” dedik.

Ama öyle de olmadı. YPG, SDG adına ne derseniz deyin Suriye’deki uzantısı da kendini feshetti.

Eee, daha ne istiyoruz!

“Bunun arkasında bir plan vardır” diyenler…

Olabilir, belki vardır. O plan neyse günü geldiğinde onu da engellemek devletin, hepimizin işi değil mi!

En kötü barış, en iyi savaştan iyidir.

Sorunları barış içinde çözmek savaş içinde çözememekten evladır.

Yıllarca PKK’nın listesinde yer almış biri olarak ben bu barışa inanıyorum.

Eğer olmazsa, koskoca Türkiye kaldığı yerden devam eder.

NOT: Yukarıda bahsettiğim şehit ve ölü sayılarına PKK’nın ölü ele geçirilen, yaralı yakalanan, teslim olan toplam 70 bin mensubu dahil değil.

Provokasyonda asıl tehlike

PKK’nın ve YPG’nin kendini fesih, PKK’nın silahları bırakma süreci başlarken, herkeste bir “provokasyon” korkusu var.

Ancak nedense herkes bunu Türkiye’deki “ulusalcı” ve MHP dışında kalan “milliyetçi” kanattan bekliyor.

Televizyonlarda PKK karşıtı söylemlerde bulunulmasından, affa karşı çıkılmasından ve toplumsal hassasiyetlerin bu yolla kaşınmasından çekiniyorlar.

Benim provokasyon korkum ise bambaşka.

Ben asıl "Kürt milliyetçilerinden" ya da benim yıllardır kullandığım tanımla “Kürt faşistlerinden” gelecek provokasyonlardan çekiniyorum.

PKK’nın sanki Türkiye’ye karşı bir zafer kazanarak çatışmayı sonlandırdığı gibi bir hava estirmeye çalışanlardan, sağa sola dev Öcalan posteri asarak milletin damarına basanlardan, büyük kentlerin caddelerinde Kürtçe pankart sallandırarak olası bir öfkeyi körüklemeye çalışanlardan gelecek provokasyonlar beni çok daha fazla korkutuyor.

Başta İsrail olmak üzere, kimi yabancı organizasyonların da burayı kullanması çok daha olası görünüyor.

Yeni Parti ve AK Parti yükselişte

Ank-Ar araştırmanın patronu Mert Uzunsoy, piyasadaki araştırmaların toplamı üzerinden yaptığı bir değerlendirmeyi paylaştı dün.

Üç partinin, AK Parti, Yeni Parti ve CHP’nin haziran ve temmuz aylarındaki oy değişimini, Gündemar, Metropoll, SONAR ve Ank-Ar araştırmaları üzerinden incelemişler.

Gündemar’a göre haziran ayında Yeni Parti 33,2 AK Parti 27,4, CHP ise 4,3 oy oranına sahipmiş.

Temmuz ayında Yeni Parti 38,6’ya, AK Parti 31,4’e yükselmiş, CHP ise 3,0’a gerilemiş.

Metropoll’e göre haziran ayında Yeni Parti 33,8, AK Parti 27,0, CHP 5,0 oy oranındaymış.

Temmuz ayında Yeni Parti 39,1’e, AK Parti 28,8’e, CHP ise 6,3’e yükselmiş.

Ank-Ar’a göre, haziran ayında Yeni Parti 32,7, AK Parti 27,3, CHP 4,0 oy orandaymış.

Temmuz ayında Yeni Parti 34,8’e, AK Parti 29,4’e yükselirken CHP 4,0’da kalmış.

Sonar’a göreyse haziran ayında Yeni Parti 32,7, AK Parti 27,5 ve CHP 4,3’müş.

Temmuzda Yeni Parti 34,3’e, AK Parti 30,2’ye, CHP ise 5,0’a yükselmiş.

Yani dört araştırma şirketinin elde ettiği sonuçların ortalamasına göre temmuz ayı içinde Yeni Parti oylarını 35’e doğru yükseltmiş. AK Parti 27,5 ortalamadan 30 ortalamaya doğru çıkmış. CHP ise hâlâ baraj altında.

Uyduruk

Gazeteci Cüneyt Özdemir, akademisyen Berk Esen’e çok kızmış. O kadar kızmış ki, kendisinden geçer bir halde Berk Esen’e saydırdı ve uyduruk akademisyen nitelendirmesi yapacak kadar ileri gitti.

Aslında bu kadar kızmasını gerektirecek bir şey de söylememişti Berk Esen.

Sadece Çerçeve Yasa konusunda farklı düşünüyordu ve Cüneyt Özdemir’in sosyal medya paylaşımlarını çok da derin olmayan bir biçimde eleştirmişti.

Cüneyt Özdemir ise niyeyse delirdi ve saydırdı.

Berk Esen’i tanımam ama ekranlardan bilirim.

Cüneyt Özdemir’i ise Mehmet Ali Birand’ın ekibinde mesleğe başladığı günden bu yana tanırım. Can Dündar, Mithat Bereket, Deniz Arman gibi isimlerle beraber Birand’ın ekibindeydi ve hiç bu kadar kızdığını görmedim.

Bu yüzden de öfkesinden çok çekmiş bir gazeteci olarak Cüneyt dostuma birkaç şey söylemek istiyorum.

Sevgili Cüneyt, Berk Esen’e gereğinden fazla öfkelenmişsin.

Uyduruk akademisyen diyorsun. Berk Esen’in eleştirilebilecek bin tane tarafı olabilir, eleştirebilirsin de ama uyduruk akademisyen deme hakkın yok.

Türkiye’de uyduruk akademisyenler sıralaması yapsan Berk Esen ilk 100.000’e girmez, Sabancı Üniversitesi gibi bir üniversitede yer almaz. Ayrıca siz Berk Esen’le akademik bir konuda tartışmıyorsunuz, siyasi bir meseleyi ele alıyorsunuz. Eleştirebilir, fikrine karşı çıkabilir, yanlış söylediğini iddia edebilirsin. Hatta onun sana bu konuda tweet atmama nasihatinin yanlış olduğunu, fikir özgürlüğünü savunan bir akademisyene yakışmadığını da söyleyebilirsin.

Ama uyduruk, muyduruk bunlar bu konuda söylenecek laflar değil.

Berk Esen’in siyasi görüşlerini ifade etme biçimini ben de eleştirebilirim. Fazla üstenci, başkalarının fikirlerine karşı fazla kapalı bulduğumu söyleyebilirim ama bu bazı öngörülerinin doğru, tavrının da cesurca olduğunu görmezden gelmemi engellemez. Bazen futbol yorumcuları gibi konuştuğunu da görüyorum ama o da onun tercihi. Bizi ilgilendirmez. Her şeye rağmen kendisini dinlemeye değer buluyorum. Bazen beğeniyorum, bazen beğenmiyorum. Akademik tarafını ise eleştirebilecek kadar bilmiyorum, bu yüzden haddim değil. Senin de değil. Uyduruk demek ise hiç haddimiz değil.

O yüzden Cüneytciğim, aç o konuşmanı, tekrar izle.

Kendine yakıştırdıysan kalsın. Yok eğer yakıştıramadıysan bir özür dile.

Bana güvenmiyorsan Zeynep’e sor.

Ne zaman insan oluruz?

Fikirlerimizin aşık olunacak değil değişebilecek şeyler olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Sanki sıra İBB’de
Köşe Yazıları
Sanki sıra İBB’de

Fatih Altaylı

Eylül 9, 2026

En iyi uzman bizde, danışan var mı!
Köşe Yazıları
En iyi uzman bizde, danışan var mı!

Fatih Altaylı

Eylül 8, 2026

Gelir ortaklığı senedi ile satın
Köşe Yazıları
Gelir ortaklığı senedi ile satın

Fatih Altaylı

Eylül 7, 2026

  • Videolar

Tümü
Dünyada IQ sorunu var! görseli
FatihAltaylı
Bugün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapDünyada IQ sorunu var!Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 01:56 Dünyada IQ problemi var! 05:24 Medrese V. Üniversite 21:58 Hangi Liberal Demokrasi 24:38 Konuşulmayan Erkeklik 26:27 Odysseus 28:50 Girne'deki gemi faciası 33:03 Altın Günlerden Kurşun Gecelere 36:06 Clara'ya Mektuplar 38:08 Hermeneutik Dersleri 40:16 A Line In The Sand 43:12 Fatih Altaylı'nın anjiyo hikayesi 48:00 Bilim Tarihi 52:51 Dış haberler servislerine ne oldu? 55:37 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Eylül 9, 2026
Roma'da mühendislik görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Göksel Göksoy & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimRoma'da mühendislik00:00 Giriş 02:13 Roma ne zaman kuruldu? 07:04 Roma’da nasıl bir sistem vardı? 10:27 Roma’nın en geniş sınırları nelerdi? 13:02 Roma’nın gelir kaynağı ne? 16:57 Kuzey Avrupa’ya neden gitmiyorlar? 18:53 Her yol Roma’ya nasıl çıkardı? 24:43 Su yolları nasıl yapıldı? 31:27 Mühendisliği nereden öğreniyorlar? 39:27 Büyük binalar gösteriş için mi, ihtiyaç mı? 51:12 Roma para birimi nedir? 53:22 Roma’da insanlar nasıl yaşıyorlar? 58:54 Roma’da eğitim sistemi nasıl? 1:01:20 Roma’daki yol ve bina örnekleri 1:26:27 Kartaca ve Roma çatışmaları 1:29:20 Roma’daki gastronomi 1:33:56 Roma yıkılmasaydı? 1:37:41 Kapanış
Eylül 6, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Kerem AlışıkFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com 00:00 Giriş 02:45 Sanatçı bir ailede doğmak nasıl bir his? 12:26 Dayısı nasıl etkiledi? 14:53 Dayısının sol görüşüne özendi mi? 16:45 İlk şiirini ne zaman yazdın? 18:09 Kaç şiir kitabı yazdı? 20:12 Sevdiği şairler kimler? 22:01 Kaç şiir biliyor? 25:23 Eleştirici yorumlar şair olarak kendisini üzüyor mu? 28:27 İlk sahnesi 33:10 Hep şiir gibi mi konuşur? 37:13 Ödülleri nasıl değerlendiriyorlar? 43:54 Nietzsche mi, Schopenhauer mı? 46:30 Türkiye’de edep meselesini nasıl görüyor? 54:43 Kitap yazmayı düşünüyor mu? 55:36 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 6, 2026