
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Dr. Jekyll Mr. Hyde
Kılıçdaroğlu ile mücadele edilmez, çürütür
Deniz Bey davayı AK Parti değil, Türkiye kaybetti
Dr. Jekyll Mr. Hyde
Fatih Altaylı
Temmuz 13, 2026
Yazı İçeriği
Dr. Jekyll Mr. Hyde
Kılıçdaroğlu ile mücadele edilmez, çürütür
Deniz Bey davayı AK Parti değil, Türkiye kaybetti
Deniz Göktaş’ın benimle dalga geçerken dediği gibi “Dememiş miydim Emre!” demeyeceğim. Çünkü bazen haklı çıkmak değil, haklı çıkmamak, bilmek değil, yanılmış olmak istersiniz.
Bu kez dileğim yanılmış olmaktı.
Haluk Levent’e “Haluk, yine kumara başlamışsın. Demek ki senin sözlerinin bir manası yokmuş. O zaman Ahbap Derneği’ne yapılan bağışlar da tehlikede. Sen bu derneğe halka, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere bağış toplarken bize gelip kumarı bıraktığına dair yeminler etmiştin. Derneği de düzenli olarak denetleteceğine söz vermiştin. Derneğin internet sitesinde denetleme ve mali durumla ilgili hiçbir bilgi yok. Bu denetim raporlarını bizimle, sana bağış yapan milyonlarla paylaş” dediğimde içimdeki ağır şüpheye rağmen senin bu hesabı kuruşu kuruşuna vermeni, “Abi, işte harcadığımız her bir liranın hesabı burada” diye ortaya çıkmanı istiyordum.
Öyle olmadığını hissediyordum, hatta öyle olmadığından emindim ama yine de senin adam olduğuna dair bir umut beslemek istiyordum.
Haluk Levent’in müthiş bir kumar bağımlısı olduğunu bilmeyen yoktu ama bir yanda da iyi bir insan olduğu konusunda da şüphe yoktu.
İçinde Dr. Jekyll-Mr. Hyde çatışması vardı aslında.
İyilik yapmayı seven Haluk ile kumar bağımlısı Levent.
Bir yandan kumar borçları yüzünden defalarca kısa süreli de olsa hapse girmiş, sahneden kazandığı milyonları yok etmiş, bir o kadar da borç batağına saplanmış bir zavallıydı.
Diğer yandan da ihtiyacı olan herkesin yardımına koşmaya çalışan iyi kalpli bir adam.
Bu yüzden kendisine hep mesafeli durdum.
Ta ki, 2002 yılında NASA’da çalışan Türk bilim insanı Umut Yıldız’ın bir projesine kadar.
Ankara Büyükşehir Belediyesi bir arazi ve bina verecek, burada NASA’nın katkıları ile bir Bilim ve Teknoloji kampüsü kurulacak ve gençlere bilimsel çalışmalar yaptırılacaktı. Batıda ve özellikle ABD’de pek çok benzeri olan ve asıl amacı, çocuklara ve gençlere bilimi tanıtmak ve bilim insanı olma yoluna sokmak için oluşturulmuş kamplar gibi olacaktı. Buranın finansmanını da Ahbap Derneği sağlayacaktı.
Bu arada Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent “iyilik meleği” olarak çok ünlenmişti. 2021 yılında Ege ve Akdeniz bölgesinde yanmadık yer bırakmayan orman yangınları sırasında çok öne çıkmış, Ahbap Derneği vasıtasıyla kiraladığı yangın söndürme uçakları ile, yangında zarar gören ailelere verdiği desteklerle ünlenmişti. Basında sık sık yaptığı ya da aracı olduğu “iyiliklerle” haber oluyordu ama ben yine de kumarın terk edilmesi en zor bağımlılıklardan biri olduğunu biliyordum.
Bu projeyi halka anlatmak için Yıldız ve Levent ile bir program yaptık. Hatta o programda Türkiye’de ilk kez bir iki gün önce halka açılmış olan Chat GPT’den ve Open AI’dan söz ettik. Haluk Levent ile kumar üstüne epey konuştuk ve bıraktığına dair yeminler etti, sözler verdi. Programın sorularını Chat GPT’ye hazırlattım. Yıl 2022’ydi.
Sonra 2023 Maraş Depremi oldu. Orman yangınlarında olduğu gibi Haluk Levent yine öne çıktı. Kızılay’a ve devletin kurumlarının deprem sırasındaki yetersizliklerine öfkeli olan halk Haluk Levent’in Ahbap’ına bağış yağdırmaya başladı.
Bu dönemde kendisini defalarca açıkça uyardım. Her seferinde “Abi, merak etme. Hem devlet denetliyor hem de uluslararası bağımsız denetim kuruluşlarına kendimizi denetleteceğiz. Düzenli rapor yayınlayacağız.” dedi.
İktidar kanadından eleştiriler gelmeye başlayınca, hemen o tarafa yanaşmaya çalıştı. Bakanlıklarla çalışmaya başladı ya da öyle bir intiba oluşturdu.
Sonra ortada görünmez hale geldi. Birkaç kendisini arayıp, hesaplarını anlatmak ve halkı aydınlatmak üzere programa çağırdım. Hep ‘Sonra abi, sonra abi” dedi.
Arada birkaç iktidara yakın kanala çıktı. Bir şeyler anlattı.
Doğrusunu isterseniz kendini unutturdu demek daha doğru.
Geçen ay bir karşılıksız çek davası ile gündeme gelince “Hesap ver” dedim.
Yine mugalatayı seçti.
Birkaç hafta içinde de rezalet patladı.
İddialar korkunç, buharlaştığı söylenen, kumara aktarıldığı söylenen, şahsi hesaplara kaydırıldığı söylenen paralar dehşet verici.
İyi de sonuç olarak bu dernek ve denetime tabi.
Devletin ilgili kurumları ne yapmış bugüne kadar.
Derneklerin denetimi İçişleri Bakanlığı’nın ve Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü adı altında yeni sayılabilecek bir kurumun yetkisinde.
Bunca yıl bunlar ne yapmışlar.
Haluk Levent’i elbette yargılayalım. Hem de toplumun güvenini kötüye kullanmaktan, her bir Türk vatandaşı ya da en azından her bir bağışçı için teker teker mahkum edelim.
İddialar doğruysa suçu gerçekten çok büyük. Bir toplumun tüm inancını, güvenini tek başına yıkan bir utanmaz olarak lanetleyelim.
Ama işini yapmayan kamu yöneticilerini de ıskalamayalım.
Onlar da az buz suçlu değil.
Kılıçdaroğlu ile mücadele edilmez, çürütür
Birtakım gazeteciler ve bazı CHP’liler CHP’nin bölünmemesi gerektiğini, Özgür Özel ve arkadaşlarının mücadeleyi CHP içinde kalarak sürdürmesi gerektiğini yazıp, söyleyip duruyorlar.
Son olarak da Hurşit Güneş’in bu konudaki sözlerini kendilerine silah edindiler ve ‘Bakın, Hurşit Güneş gibi babadan CHP’li, CHP geleneğinden gelen bir CHP’li bile böyle söylüyor” diyorlar çünkü Güneş de “Parti bölünmemeli” diye bir şey söyledi.
İyi de Hurşit Güneş kim! Müthiş bir siyasi deha ve Mr. CHP mi!
Yoooo!
Çok iyi biridir, çok düzgün biridir, çok severim de…
O kadar. Ne bir siyasi ağırlığı vardır, ne müthiş bir siyasi öngörüsü, ne de siyasi başarısı.
Geçmiş dönemlerden akıllarda kalan tek icraatı, Türkçe’nin nasıl lastikli bir dil olduğunu unutup “Birbirimize üçgen şeklinde takacağız” diyerek TBMM rozetini yakaya takmayı, cinsel içerikli bir şaka olarak algılanacak şekilde söylemesidir.
Kendisini konuk ettiğim bir programda bu sözlerini sorduğumda bile yaptığı gafın farkında olmayacak kadar temiz ve iyi niyetli birisidir.
Ama iyi niyet ancak iyi niyetli insanlara karşı geçerlidir.
Acaba kayyum ve avanesi Hurşit Güneş gibi iyi niyetli mi!
Parti içinde adil bir mücadeleye izin verecekler mi!
Elbette hayır.
Seçimden önce bir kurultay yapacaklar mı!
Hayır.
Yerel seçimlerde başarı getiren örgütü ve ilk yönetimlerini koruyacaklar mı?
Hayır.
Sandık güvenliği için yürütülen çalışmaları sürdürecekler mi!
Tabii ki hayır.
Özgür Özel’in popülaritesinden parti lehine yararlanacaklar mı!
Hayır!
Peki, bu durumda parti içinde kalıp da neyin mücadelesini vereceksin.
CHP’nin kurumsal kimliği varmış.
Öyle bir kurumsallık varsa bile o kurumsallığın başına kayyum efendi geçtiğinden beri o kimlik pabuçlarımın kimliğine dönüştü.
Üstelik de varlığından da çok emin değilim. Daha önce baraj altı kalmış ve karşısında AK Parti olmasa Kılıçdaroğlu yönetiminde geçmişte bile barajı geçemeyecek kadar politik olarak aciz bir partinin hangi kurumsal kimliğinden bahsediyorsunuz.
Daha önce, Kılıçdaroğlu başındayken defalarca yazdım “AK Parti karşıtlığı olmasa bu CHP barajı aşamaz” diye.
Bu partinin içinde mi mücadele vereceksiniz.
Hiçbir konuda bir kararı olmayan ve her şeyi çürüten Kayyum Kılıçdaroğlu karşısında.
Mücadele mert ve mücadeleci insanlara karşı verilir, gölgesi bile olmayan kişiliksizlere karşı değil.
Türkiye yavaş yavaş seçim ortamına girerken parti içi mücadele verecek ne zaman var ne de karşınızda mücadele edeceğiniz kişilik ve karakterde birisi.
O yüzden bir an önce yeni bir parti, yeni bir heyecan lazım.
Ama yine de kendileri bilirler.
Ama ben de şunu bilirim.
Başında Kılıçdaroğlu’nun olduğu CHP’den bir cacık olacak olsa Kılıçdaroğlu’nu oraya oturtur muydu iktidar.
Deniz Bey davayı AK Parti değil, Türkiye kaybetti
CHP’nin en etkili ve en beğendiğim isimlerinden Deniz Yavuzyılmaz hem çok önemli meseleleri gündeme getiriyor hem de fikri takip yapıyor.
Yavuzyılmaz daha önce Türkiye’nin Kürt yönetimi ile anlaşarak Kerkük - Yumurtalık boru hattından petrol almasına karşı Irak merkezi yönetiminin açtığı davayı ve Türkiye’nin buradan yaklaşık 1,5 milyar dolar cezaya çarptırıldığı açıklamıştı.
Belgeleri ile.
İktidar ise bu konuyu Paris’te Tahkim’e taşıdıklarını söyledi ve Uluslararası Tahkim’in bu cezayı ortadan kaldıracağını söyledi.
Ancak öyle olmamış. Ceza kesinleşmiş.
Yavuzyılmaz bu haberi “AKP tahkimi kaybetti” diye duyurdu.
Keşke öyle olsaydı.
Ancak Sayın Yavuzyılmaz yanılıyor.
Davayı AKP kaybetmedi.
Davayı Türkiye kaybetti.
Ve bu 1,5 milyar doları AK Parti değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hazinesi ödeyecek.
Yani bu para AK Parti’nin kasasından ödenmeyecek ya da Devlet bu parayı AK Parti’ye verilen Hazine yardımlarından tahsil etmeyecek.
Bu para sizin, benim vergilerimle ödenecek.
Ne zaman insan oluruz?
Milletin ciğeri niye kediye emanet etmeyi tercih ettiğini ilgililer anladığı zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







