İstanbul 26°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Sanki sıra İBB’de

  • Ne yani, Gökçek ailesi BND şantajı altında mıydı!

  • Haydar Dümen gibi konuşayım: Sayısı değil etkisi

detail banner reklam

Sanki sıra İBB’de

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 9, 2026

Yazı İçeriği

  • Sanki sıra İBB’de

  • Ne yani, Gökçek ailesi BND şantajı altında mıydı!

  • Haydar Dümen gibi konuşayım: Sayısı değil etkisi

Üsküdar’da da iktidar, iktidar olma gücünü kullanarak belediye başkanlığını aldı.

Yöntem belli.

Belediye başkanını tutukla. Vekil başkanı belirleyecek belediye meclisinde dengeleri ya satın alarak ya korkutarak, hiçbiri yetmiyorsa tutuklayarak ya da duruma göre hepsini birden uygulayarak değiştir.

Buna rağmen belediye başkan vekili seçimini kazanamıyorsan mahkemede iptal et.

Yukarıda saydıklarımı kazanıncaya kadar yeniden dene.

Üsküdar’da bu oldu.

Büyük olasılıkla İstanbul Büyükşehir’de de aynı şey denenecek.

CHP’nin kayyuma geçmesinden sonra denemek daha mümkün, başarmak daha kolay görünüyor.

Peki bu seçmende, toplumda ve hatta AK Parti içinde kabul görüyor mu!

Seçmende kabul gördüğünü zannetmiyorum.

Görevden alınan belediye başkanları başarısız olmuş olsa, millet bunlardan yaka silkmiş olsa seçmen “Aman iyi oldu, bundan kurtulduk” derdi belki ama mevcut durumda hal böyle değil. Görevden alınan belediye başkanlarının seçmendeki karşılığı hâlâ yüksek. Orada bir avantajı yok.

Halk arasında kabul oranı ne derseniz elbette durumdan hoşnut olan bir fanatik grup olabilir ama bunların sayısı çok fazla değildir. Siz bakmayın ahlaki zafiyetleri ile nam salmış birtakım sözde “hocalara”. Kendi içinden çıktığı cemaatte bile temsil kabiliyetleri yok. Burada mı olacak!

Açık söylemek gerekirse AK Parti’de de yapılanı doğru bulanların sayısının fazla olduğunu zannetmiyorum. Bakın, kökten parti siyasetinin içinde yer alan bir önemli isim dün bana nasıl bir mesaj yollamış: “Fatih Bey, bugün Üsküdar Belediyesi’ni mehter marşı eşliğinde fethettik çok şükür! Artık bu ülkenin sırtı yere gelmez.”

Dalga geçiyor açıkça.

Bu yapılanların AK Parti’nin düşen oy oranına en ufak bir katkısı olmayacağı aşikar.

Peki bunu ben görüyorum, AK Partililer görüyor da, Türkiye’de siyaseti en iyi bilen kişi görmüyor mu!

Görüyor elbette.

Ama şunu da görüyor. AK Parti belediye kaynaklarına ulaşmak ve halkla yeniden temas sağlamak dışında bir çıkar elde etmiyor ama muhalefetin seçmenle sıcak teması engelleniyor. Muhalefetin belediyelerin maddi kaynaklarını kullanması zaten engellenmişti şimdi manevi kaynaklarına erişimi de bitiriliyor.

Dahası çok parçalı muhalefet daha da fazla parçaya ayrılıyor. Güçsüzleştirilen ve inançsızlaştırılan muhalefet içindeki çürük elmaları satın almak kolay ve ucuz hale geliyor.

Seçmen gözünde muhalefetin güvenilmez olduğuna dair inanç güçleniyor.

Bu işin artık İBB’yi de iktidar partisine taşımaya doğru gittiği çok aşikar hale geldi.

1,5 yıl önce Özgür Özel’in Saraçhane’de yüz binlerle engellediği hamle bugün iktidar açısından çok da uzak bir hayal değil.

Fayda sağlar mı!

Zannetmiyorum.

Sonuçta AK Parti İstanbul’u da, Üsküdar’ı da, Gaziosmanpaşa’yı da, Beykoz’u da ve diğerlerini de elindeyken kaybetti.

Bugün zorla yeniden ele geçirmesi, her şey aynıyken ne kazandıracak ki!

Ne yani, Gökçek ailesi BND şantajı altında mıydı!

Melih Gökçek’in ailesi Almanya’ya aktardıkları servetleri ile ilgili kaynak olarak düğünde ve doğumda takılan takıların bozdurulmasını göstermiş.

Çok tanıdık geldi. Benzer bir hesabı yıllar önce Tansu Çiller de yapmıştı.

Gerçi BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın’ın tüm banka ve bankacıların takı kuyruğuna girdiği düğün merasimini hatırlayınca “Acaba mı?” sorusu aklımıza gelmiyor değil ama neredeyse 10 milyon dolarlık takı pek de akla uygun değil.

Yemezler.

Zaten yurt dışı çıkış yasağı koyan savcılık da şimdilik “yememiş”; kanıt, belge istemiş.

Melih Gökçek ise haberi yapan Murat Ağırel’i Almanya’da dava açmakla tehdit etmiş.

Murat kardeşim merak etmesin. Almanya’da siyasetçilerin ve yakınlarının mal varlıklarını araştırmak ve buradaki anormal artışları gündeme getirmek suç değildir. Tam aksine haktır. Melih Gökçek o davayı açarsa kaybeder.

Bu arada Melih Gökçek’in trolleri de Murat Ağırel’i Alman gizli servisi BND’nin oyuncağı olmakla suçluyor ve bu haberleri BND’nin kendisine verdiği bilgi ve belgelerle yaptığını iddia ediyorlar.

Burada vahim olanın BND’den belge almak değil, Almanya’da bir istihbarat servisinin eline düşecek açıklar veren bir kişinin Türkiye’de siyaset yapıyor olması olduğunu dahi anlamayacak kadar salak troller bunlar.

Eğer Alman gizli servislerinin Melih Gökçek ya da ailesinin “açıkları” ile ilgili bilgi ve belgesi var ise bu Murat Ağırel’i değil, Melih Gökçek’i sıkıntılı duruma, bir yabancı ülkenin şantajına açık bir siyasetçi konumuna düşürür.

Sizce BND’den aldığı belge ile haber yapan gazeteci mi tehlikelidir yoksa yasa dışı faaliyetleri nedeniyle yabancı bir servisin ağına yakalanmış bir siyasetçi mi!

Trollerin iddiasından çıkan sonuç budur. Başka bir şey değil.

Haydar Dümen gibi konuşayım: Sayısı değil etkisi

Fransız mücevher ve saat markası Cartier İstanbul Büyükada’da bir davet düzenlemiş, medyamız günlerdir bunu konuşuyor.

Cartier bir kuyumculuk markası olmasına karşın neredeyse 120 yılı aşkın bir süredir saat de yapar ve dünyada Rolex’ten sonra en çok satan lüks saat markasıdır. Sadece saatten yıllık geliri 3,5 milyar euro’dur.

Dünyanın ilk kol saatini de 1904 yılında Louis Cartier yakın arkadaşı Brezilyalı pilot Alberto Santos-Dumont için yapmıştır. Santos ve Santos-Dumont hâlâ üretilen Cartier klasikleri arasındadır.

Mücevher konusunda da başarılıdır. Geçmişte en popüler ve ulaşılabilir modeli üçlü Trinity yüzükleri idi. Bir beyaz altın, bir sarı altın, bir pembe altından oluşan üçlü yüzük çok modaydı.

Şimdilerde ise hali vakti yerinde her kadın ya Love ya da Clou bileziklerinden bir hatta birkaç tanesini koluna geçiriyor. Panthère yüzük ve kolyeler ise ikonik parçalar.

Paris’te, Vendôme’daki mağazanın önünden geçerken vitrinine uzun uzun bakmaktan kendimi alamam.

Neyse uzatmayayım, işte bu Cartier’in İstanbul’daki daveti medyamızın da dilinde. Ben de fotoğraflarını gördüm. Katılanları çok da şık buldum.

Patronlar Dünyası adlı internet haber sitesi daveti daha doğrusu davetin konuk seçimini eleştirmiş ve artık influencer’lar çağının kapandığını, sayının değil, kimi etkilediğinin önemli olduğunu anlatan bir yazı yayımlamış.

Cartier davetlileri nasıl belirlemiş bilmem ama yazı haklı.

Ve dünya, özellikle de köklü markalar bunun uzun süredir farkında.

Belki bunu daha önce yazmışımdır, hatırlamıyorum fakat yıllar önce, Saffet Üçüncü ile birlikte Mercedes’in İskoçya’daki bir test sürüşüne davetli idik.

Akşam yemeğinde çevremizde çoğu tanıdık otomobil yazarları ve yarışçıların yanı sıra birkaç da yeni influencer denilen tiplerden vardı.

Yemekte yanımda oturan biriyle tanıştık. Influencer olduğunu söyledi. Kaç takipçisi olduğunu sordum. YouTube’da 250 bin kadar, Instagram’da ise 180 bin takipçisi vardı.

Yemekten sonra Mercedes’in PR’dan sorumlu kişiye “Milyonlarca takipçisi olan influencer’lar varken birkaç yüz bin takipçili olanları davet etmişsiniz. Diğerleri gelmedi mi?” diye takıldım.

“Hayır, özellikle onu istedik. Evet dediğin gibi 200 bin takipçisi var ama bunların hepsi Mercedes müşterisi olma potansiyeli taşıyor ve üzerlerindeki etkisi çok büyük. Hiçbir işimize yaramayacak milyonlardansa işimize yarayacak 200 bin çok daha iyi” yorumunu yaptı.

“Peki, sadece sizinle mi çalışacak? Başka markaların tanıtımlarına katılmayacak mı?” diye merak ettim.

“Sadece bizimle çalışırsa etkisi önemli olmaz. Herkese gitsin ama bizi beğensin istiyoruz” dedi.

Yeni dönemin influencer anlayışı bu.

Ne zaman insan oluruz?

Edebimiz ile yaşımız doğru orantılı hale geldiği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
En iyi uzman bizde, danışan var mı!
Köşe Yazıları
En iyi uzman bizde, danışan var mı!

Fatih Altaylı

Eylül 8, 2026

Gelir ortaklığı senedi ile satın
Köşe Yazıları
Gelir ortaklığı senedi ile satın

Fatih Altaylı

Eylül 7, 2026

Balık çiftliği mi turizm mi!
Köşe Yazıları
Balık çiftliği mi turizm mi!

Fatih Altaylı

Eylül 6, 2026

  • Videolar

Tümü
Dünyada IQ sorunu var! görseli
FatihAltaylı
Bugün
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapDünyada IQ sorunu var!Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 01:56 Dünyada IQ problemi var! 05:24 Medrese V. Üniversite 21:58 Hangi Liberal Demokrasi 24:38 Konuşulmayan Erkeklik 26:27 Odysseus 28:50 Girne'deki gemi faciası 33:03 Altın Günlerden Kurşun Gecelere 36:06 Clara'ya Mektuplar 38:08 Hermeneutik Dersleri 40:16 A Line In The Sand 43:12 Fatih Altaylı'nın anjiyo hikayesi 48:00 Bilim Tarihi 52:51 Dış haberler servislerine ne oldu? 55:37 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Eylül 9, 2026
Roma'da mühendislik görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Göksel Göksoy & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimRoma'da mühendislik00:00 Giriş 02:13 Roma ne zaman kuruldu? 07:04 Roma’da nasıl bir sistem vardı? 10:27 Roma’nın en geniş sınırları nelerdi? 13:02 Roma’nın gelir kaynağı ne? 16:57 Kuzey Avrupa’ya neden gitmiyorlar? 18:53 Her yol Roma’ya nasıl çıkardı? 24:43 Su yolları nasıl yapıldı? 31:27 Mühendisliği nereden öğreniyorlar? 39:27 Büyük binalar gösteriş için mi, ihtiyaç mı? 51:12 Roma para birimi nedir? 53:22 Roma’da insanlar nasıl yaşıyorlar? 58:54 Roma’da eğitim sistemi nasıl? 1:01:20 Roma’daki yol ve bina örnekleri 1:26:27 Kartaca ve Roma çatışmaları 1:29:20 Roma’daki gastronomi 1:33:56 Roma yıkılmasaydı? 1:37:41 Kapanış
Eylül 6, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Kerem AlışıkFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com 00:00 Giriş 02:45 Sanatçı bir ailede doğmak nasıl bir his? 12:26 Dayısı nasıl etkiledi? 14:53 Dayısının sol görüşüne özendi mi? 16:45 İlk şiirini ne zaman yazdın? 18:09 Kaç şiir kitabı yazdı? 20:12 Sevdiği şairler kimler? 22:01 Kaç şiir biliyor? 25:23 Eleştirici yorumlar şair olarak kendisini üzüyor mu? 28:27 İlk sahnesi 33:10 Hep şiir gibi mi konuşur? 37:13 Ödülleri nasıl değerlendiriyorlar? 43:54 Nietzsche mi, Schopenhauer mı? 46:30 Türkiye’de edep meselesini nasıl görüyor? 54:43 Kitap yazmayı düşünüyor mu? 55:36 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 6, 2026