
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Gelir ortaklığı senedi ile satın
Dedikodu dedikodu dedikodu
İtibarsızlaştırma
Gelir ortaklığı senedi ile satın
Fatih Altaylı
Eylül 7, 2026
Yazı İçeriği
Gelir ortaklığı senedi ile satın
Dedikodu dedikodu dedikodu
İtibarsızlaştırma
Belli ki, önümüzdeki günlerde bu mesele ile ilgili çok şey yazılacak, çok şey yazacağız.
Mesele otoyol ve köprülerin satışı yani 30 yıllık işletme hakkının devri.
14 yıl önce aynı “assetler” yani varlıklar, daha doğrusu varlıkların geliri 25 yıllığına satışa çıkarılıyordu. Bu kez süre 30 yıla çıkarılmış.
25 yıl için alınan en iyi teklif 5 milyar 720 milyon dolardı. Her yıl için 228 milyon dolara tekabül ediyordu. Bu hesapla gidersen 30 yıl için 6 milyar 864 milyon dolardı.
Bugün sadece 14 yıllık bileşik yüzde 45 dolar enflasyonunu üzerine koysak yaklaşık 9 milyar 952 milyon dolarlık bir teklif gelmesi lazım ki o zamanki değere ulaşabilelim.
Ancak o günlerde 5 milyar 720 milyon dolarlık bu teklif az bulunmuş ve 7 milyar doların altında bir teklifin ihanet olacağı açıklanmıştı. Hem de benim programımda. Yani yıllık 280 milyon dolar. Yani 30 yıl için 8 milyar 400 milyon dolar.
Bunu da 14 yıllık bileşik yüzde 45 dolar enflasyonu ile bugüne getirirsek ihalenin en az 12 milyar 180 milyon dolar bedelle birine verilmesi lazım.
Aslında belki de en iyisi bu otoyol ve köprüleri bir şirkete vermektense, aynen Turgut Özal’ın yaptığı gibi “gelir ortaklığı senedi” çıkarıp halka satmak olabilir.
Böylelikle iktidar aradığı nakite kavuşur, milli servet de birilerinin eline geçmez.
Bu arada muhalefet bu işe karşı çıkacak. Çok belli.
Halkın da karşı çıkmasını istiyorlarsa “Satılırsa bayramlarda beleş geçemeyeceksiniz” desinler. Belki halk nezdinde daha etkili olur!
Dedikodu dedikodu dedikodu
Türkiye’nin en güvenilir gazetecilerinin başında gelen Timur Soykan bir süredir aynı iddiasını tekrarlıyor.
Bu iddia, eski Ulaştırma Bakanı, eski Başbakan, eski AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı, eski AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım ile ilgili.
Soykan, Yıldırım’ın yurt dışındaki 480 milyon euroluk varlığını baskılar sonucu Türkiye’ye getirmek zorunda kaldığını anlatıyor. Şu ana kadar bir yalanlama da gelmiş değil.
Sözcü gazetesi, Binali Yıldırım’ın eşi Seniha Hanım ile ilgili birtakım başka iddiaları da yazdı ama sonra haberini hemen sildi.
Binali Yıldırım ile ilgili yıllardır pek çok şey konuşulur.
Denizcilik şirketleri, gemileri zaten bilinen şeyler. 30 kadar gemisi olduğu sır değil. Aileye ait iki de süper yat vardı. Biri Hollanda’da yapılmış 47 metrelik MY Lady Dee, diğeri ise Rusya’da imal edilmiş 45 metrelik M/Y Lattitude. Bu da daha önce yazıldı.
Yıldırım ailesinin servetiyle ilgili olduğuna inanılan en büyük iddia ise ailenin ismi verilmeden, Murat İde tarafından kaleme alındı. İde, bir siyasetçi oğlu ve bir iş insanının 20 milyar dolarlık para ve değerli kağıdı bir özel uçağa yükleyerek yurt dışına kaçırmak isterken “enselendiğini” iddia etti.
Murat’ın bu iddiasına ben de, “20 milyar dolar nakit, bırakın özel uçağı, Boeing 747’ye sığmaz. Miktar biraz abartılı olmuş” diye yazdım o günlerde. Ayrıca 20 milyar dolar nakit para Elon Musk’ta bile yoktur herhalde. Ama Murat iddiasında iddialıydı. “Tamamı nakit olmayabilir” dedi.
Daha sonra Ankara’da bunun 20 milyar dolar değil, 200 milyon dolar olduğu, paranın bir siyasetçinin oğlu ile bir kentin adını taşıyan bir şirketin patronu tarafından uçakla yurt dışına kaçırılmak istenirken, havaalanında uçağın durdurularak paraya el konulduğu dedikodusu dolaştı. Ama ne bir belge vardı, ne de bilinen, görülen bir kayıt. Dedikodu idi.
Binali Yıldırım ile ilgili iddialar bununla da sınırlı kalmadı. Hatta Azerbaycan’da geçirdiği kazanın bile bir suikast girişimi, bir gözdağı olduğunu iddia edenler oldu.
Sonuç olarak şunu görüyoruz: AK Parti döneminin hakkında en çok iddia ortaya atılan iki ismi Melih Gökçek ve Binali Yıldırım oldu. Bugün yine her ikisi de gündemde.
Bir şey çıkar mı!
Bilemem ama zannetmem.
Bildiğim ise bizim gazeteci arkadaşların rakamları abartmayı sevdiğidir. Bazen yukarı doğru. Bazen aşağı doğru.
İtibarsızlaştırma
Bir sanatçı öldü.
Serhat Kılıç.
Hiç tanımadım. Tanıyanların sevdiği, birlikte çalışanların çok yetenekli bulduğu bir aktörü 51 yaşında kaybettik.
Sevgilisi bulmuş evde. Ailesine ve 112’ye haber vermiş.
Sonrası ise rezillik.
Hayatını kaybeden bir adamın evine giriliyor. Elbette görev gereği olay yerinin fotoğrafları çekiliyor. Daha sonra niyeyse mevtayı itibarsızlaştırmak için “devlete” emanet bu fotoğraflar medyaya servis ediliyor.
Ve hayatını kaybeden sanatçı sanki sefih ve hatta sefil bir hayat süren birisiymiş gibi gösterilmek isteniyor!
Niye?
Bilmiyorum. Belki muhalif olduğu için, belki geziye katıldığı için, belki sadece ve sadece bekar olduğu için. Bilmiyoruz gerçekten. Sigara kağıtları sanki uyuşturucu müptelasıymış gibi gösteriliyor. Ağrılar içinde bir hayat süren ve tedavi gören sanatçı sanki ağır ilaçlar kullanan bir bağımlı gibi gösterilmeye çalışılıyor.
Birileri aklınca Serhat Kılıç’ı itibarsızlaştırmaya çalışıyor ama sonuçta itibarsızlaştırılan ne yazık ki devlet oluyor!
Ne gerek var böyle bir şeye! Ölmüş gitmiş işte.
Ne zaman insan oluruz?
Bir şeyi yapmadan önce, insan olana bu yakışır mı diye düşündüğümüz zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







