İstanbul 15°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • O sözler ne, bu fotoğraf ne!

  • Kustururlar, kimse üzülmez

  • Kim nereden buluyor bunları

  • CHP’yi muhalefet gören yok gibi

  • Bodrum Türkiye’nin aynası

detail banner reklam

O sözler ne, bu fotoğraf ne!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 4, 2026

Yazı İçeriği

  • O sözler ne, bu fotoğraf ne!

  • Kustururlar, kimse üzülmez

  • Kim nereden buluyor bunları

  • CHP’yi muhalefet gören yok gibi

  • Bodrum Türkiye’nin aynası

Adliye “saraylarının” girişine “Her yurttaş burayı tadacaktır” yazmanın zamanı geldi de geçiyor.

Şimdi de eski başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaretten soruşturma başlatıldı ve bu soruşturma büyük ihtimalle bir davaya dönüşecek.

Davutoğlu, hakkında soruşturma açılmasına neden olan sözleri siyasi çalışmaları sırasında bir toplantıda sarf etmiş.

Hakaret sayılır mı buna mahkeme karar verir ama hayli sert eleştiriler ve Davutoğlu’nun AK Parti’den ayrıldıktan sonra sıklıkla söylediği sözlerin hayli sert biçimde ifade edilmiş hali.

Davutoğlu bu sözleri 5 yıl kadar önce sarf ettiği için herkes “5 yıl önceki cümleler için bugün dava mı açılır kardeşim!” diyor ama hukuk öyle demiyor.

Hakaret suçlarında zaman aşımı 8 yıl. Yani 5 yıl geçmiş olması dava açılmasına engel değil. İddia, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret olduğu için de şikayete bağlı olmaksızın, resen açılabiliyor. Burada savcı sadece “Şimdiye kadar aklın neredeydi?” diye eleştirilebilir ama bu eleştiri hukuki değildir.

Çok daha azı için, bırakın sıradan vatandaşları, muhalefet liderlerine ve milletvekillerine hakaret davaları yağmur gibi yağar ve TBMM’de bu nedenle hazırlanmış onlarca fezleke sırada beklerken, bu davanın açılması hiç ama hiç şaşırtıcı olmayacak. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan bizzat “Ben şikayetçi değilim” diyerek bu davayı durdurursa o ayrı...

Bu davada Ahmet Davutoğlu açısından utanç verici olan ise hakkında dava açılması değil, hakkında bu sözleri söylediği Erdoğan’ın eteğinin dibine oturarak yüzündeki beşuştan öte, sırıtan ifade ile memnuniyetini göstermesi ve kendisine görev verilmesi halinde AK Parti’ye dönebileceğini söylemesidir.

Bu sert sözlerin ortaya çıkması ile birlikte bu fotoğraf Davutoğlu açısından bir utanç fotoğrafı haline gelmiştir.

Dava açılması ise çok tali bir konudur.

Kustururlar, kimse üzülmez

Gökçek soruşturması ile ilgili olarak Ankara’daki dedikodu rüzgarı biraz yön değiştirmişe benziyor.

“Mansur Yavaş’ı içeri atmak için önce Gökçek’e dokunacaklar” komplo teorisi şimdi yerini başka bir “teoriye” bırakmış görünüyor.

Bizim işimiz de kulağımıza geldikçe bu dedikoduları sizlere aktarmak.

Şimdi konuşulan şu: “İktidar kendi döneminde haksız biçimde zenginleşenlerden bu servetlerinin bir bölümünü geri almak için düğmeye bastı.”

Bu dedikodu doğru mudur, değil midir bilemem ama eğer doğru ise bunun toplumsal bir destek göreceği aşikar.

Normal olmayan biçimde zenginleşen kimi müteahhitlerden, mahallesini bile şaşırtan bir sınıf atlama gerçekleştiren sözde iş insanlarından, çeyrek asırlık iktidar süresinde gücün getirdiği şemsiyenin altında görevi kötüye kullanarak zenginleşen siyasetçilerden alınacak her kuruşa, toplumun önemli bir bölümünün “Elinize sağlık” diyeceğinden kimsenin kuşkusu yok.

Argo ya da mafya tabiriyle “kusturmak” olarak adlandırılan bu tür bir işlem, ister bir belediye başkanına, ister bir eski başbakana, ister bir bakana, ister yandaş tabir edilen bir iş insanına, müteahhite yapılsın, bir Allah’ın kulu da dönüp “Niye yaptınız!” demez. Bunu demek bir yana alkışlar.

Dün çok üst düzey, ciddi ciddi kişilerin ağzında dolaşan Ankara dedikoduları Melih Gökçek ile ilgili “5 milyar dolardan” söz ediyordu. Belki abartılı bir miktar, belki gerçekçi. Bilmiyorum. Türkiye’de artık milyar dolarlar çok basitmiş gibi söylenebiliyor.

Timur Soykan’ın “Gökçek’e dokunamazlar. Çok şey biliyordur. Konuşur” demesi ise bence çok geçerli değil.

Yarın Gökçek’in çevresinde onu savunacak tek kişi bile kalmaz. Gökçek zaten bir şey söyleyemez, konuşsa da sesini duyuramaz. Duyurabildiği kadarına da kimseyi inandıramaz.

Kim nereden buluyor bunları

Ne güzel atasözlerimiz var. Her derde, her olaya deva gibi.

“Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır” gibi mesela.

Bu atasözünü hatırlamama neden olan kişiyi Türkiye önce “Parlak uluslararası banka yöneticimiz” olarak tanıdı. Belli ki, PR gücü olan bir ailenin ferdiydi ve hakkında pek çok olumlu haber yapılıyordu. Amerika’da bir bankanın başına geçecek kadar önemli ve değerli biri zannedildi.

Sonra aynı PR gücü ile olsa gerek Merkez Bankası’nın başına getirilmesi sağlandı. Merkez Bankası’nın başına geçer geçmez daha önce Gaye ismini kullanırken, “Bana Hafize deyin”e geçiverdi. Belli ki uyum yeteneği kuvvetli, her şartta ayakta kalabilecek bir Makyavelistti.

Ama ne yalan söyleyeyim, bu denli görgüsüz ya da sonradan görme olabileceği hiç aklımıza gelmezdi.

İyi bir eğitimi vardı, kentli bir ailenin kızıydı, dünyayı görmüş, iyi pozisyonlarda oturmuş biriydi.

Kimin aklına gelirdi böyle biri olabileceği.

Merkez Bankası başkanıyken, bankayı hiçbir vasfı olmayan babası ile birlikte yönetmeye başladı. Türlü rezalet ayyuka çıktı. Sonunda istifa ettirildi. Tüm zenginliğine rağmen devletten maaşını almaya boş otururken de devam etti. Ve son olarak milyonlarca dolarlık yazlığında yaptığı rezillikler manşet oldu. Görgüsüzce kutlamaları, yine babasıyla birlikte yaptıkları, konu komşuyu tehditleri, “Bakan olacağım” diyerek millete kan kusturmaları. Aklınıza gelebilecek her türlü rezillik. Bakan olmak istediğini, “Mehmet Şimşek gidecek yerine ben geleceğim” diye alesta beklediğini duyuyorduk ama bu kadar rezilliği tahmin edemiyorduk.

Eğitim cehaleti almıştı belki ama görgüsüzlük ve terbiye eksikliği baki kalmıştı.

Bundan sonra bakanlık biraz zor olur inşallah ama ben yine de şunu anlamıyorum.

Fatih Karahan gibi doğru düzgün bir adam varken iktidar niye önce böyle bir rezilliği dener .

Ya da Tan Sağtürk gibi herkesin beğendiği birini atarken, bir yandan da Gaye Erkan’ın bir alt modeli olan Tamer Karadağlı’yı koltuğa oturtur.

Eleştirince suçlu oluyoruz. Peki Tan Sağtürk’ü, Fatih Karahan’ı eleştiriyor muyuz ya da işini doğru düzgün yapan yüzlerce bürokratı eleştiriyor muyuz!

Bizim kimi eleştirdiğimiz ortada.

Bir kişi de çıkıp “Haksızsınız” desin.

CHP’yi muhalefet gören yok gibi

ANK-AR anketinde ilginç bir soru sormuş ve katılanlara “Sizce CHP kime daha yakın?” demiş.

Seçenekler şöyle:

Cumhur İttifakı’na

Muhalefete

Bağımsız

Soruya yanıt verenlerin yüzde 46’sı, yani yarıya yakını, Kayyum CHP’sinin Cumhur İttifakı’na daha yakın olduğunu söylemiş. Az değil. Yarısı.

Muhalefete yakın olduğunu söyleyenler yüzde 13,9, bağımsız diyenler ise yüzde 20,7 olmuş. Fikri olmayanlar ise yüzde 19,4.

Tabii bu anket Üsküdar Belediyesi’nde yaşananlardan önce yapılmış.

Bugün sorulsa bu oran yüzde 70 hatta yüzde 80 bile çıkabilir.

Aynı ankette bir soru daha var.

“Kendinizi Yeni Parti’ye mi CHP’ye mi daha yakın hissediyorsunuz?”

Buna yanıt verenlerin yüzde 38,3’ü Yeni Parti, yüzde 10’u ise CHP yanıtını vermiş.

Hiçbiri diyenler ise yüzde 46,1.

Bodrum Türkiye’nin aynası

Önceki gün Bodrum’da eve saksı almak için birkaç dükkan dolaştım.

Haliyle esnafla da sohbet etme imkanı buldum. Pek çoğu benim Bodrum’la ilgili yazılarımı okumuş. Uzun uzun sohbet ettiğim biri “Fatih Bey, lüks mekanların full çektiği, çok para kazandığı ile ilgili tespitinize katılıyorum. Ama aynı durum bizim için geçerli değil.” diye eleştirerek başladı lafa.

Yerli ve ithal mobilyalar satan, Bodrum’un eskilerinden bir dükkanın sahibi. Makul fiyatlı, düzgün bir yer.

“Kışı boş geçtik. En iyi ayımız mayıs olurdu, pek yaprak kımıldamadı. Haziran umut kırıcıydı. Temmuzda hafif bir canlanma. Ağustosta yine müthiş bir düşüş. Çok lüks eğlence yerleri dışında esnaf kan ağlıyor. Yaprak kımıldamıyor desem yeridir. Bu yıl dayanırız ama seneye kapatırız. Sadece ben değil, bu sırada gördüğünüz herkes kapatır.” dedi.

Genel olarak tüm dükkanlarda benzer serzenişler, benzer konuşmalar.

Eve gelirken bakkala uğradım. Kasada eşi vardı. Su fiyatının bile pahalı olmasından yakındım biraz. “Biz fiyatı söylemeye utanıyoruz ama dükkan kendi mülkümüz olmasa biz de para falan kazanmıyoruz. Dükkanı kiraya versek daha çok kazanırız ama büyük ihtimalle kirayı alamayız.” diye o da dertlendi.

Aslında Bodrum, tam Türkiye’nin aynası gibi.

Bir yanda en yüksek harcamaları hesaba bakmadan yapanlar, bir yanda siftahsız dükkan kapatanlar.

Biri 10 bin kişilik bir grup, diğeri birkaç yüz bin kişilik bir grup.

Tablo çok net. Önemli olan ne tarafa baktığın.

Bir taraf günlük güneşlik, diğer tarafta fırtına bulutları.

Bu arada Bodrumlu Turizmci ve Dünyanın En Güzel Koyları Birliği Başkanı Galip Gür de uzunca bir mektup göndermiş. Onu da yarın aktaracağım.

Saksılara dönersek. Almadım. Çok pahalı idi. Bir saksıya o kadar para verilmez dedim. Bugün eskicileri gezip, ucuzunu arayacağım. Hem eskisi daha güzel.

Ne zaman insan oluruz?

Bir şeyi ederinden pahalıya almanın zenginlik değil salaklık göstergesi olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Merrill Lynch de iade edecek mi!
Köşe Yazıları
Merrill Lynch de iade edecek mi!

Fatih Altaylı

Ekim 21, 2026

Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık
Köşe Yazıları
Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık

Fatih Altaylı

Ekim 20, 2026

Savunma sanayiine Japon övgüsü ve NATO
Köşe Yazıları
Savunma sanayiine Japon övgüsü ve NATO

Fatih Altaylı

Ekim 19, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!" görseli
4 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Olgun TokerFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:24 Oyunculuğa nasıl başladı? 10:42 Okulu kazanamayıp dönseydi ne olurdu? 12:21 İlk sahnesi 15:22 İlk dizi teklifi ne zaman geldi? 20:07 Hayat Şarkısı’ndaki Almancı rolü 22:50 Almancılık nereden geliyor, neden Almancı sanıyorlar? 27:46 Eşiyle nasıl tanıştı? 31:41 Darbukatör Bayram rolünü reddetmesi 32:21 Oyuncular bazı rolleri aldığına pişman olur mu? 35:28 Futbola merakı var mı? 36:07 Dizisi neden kalktı? 37:19 Kafasında yeni bir proje var mı? 41:09 Bu işin maddi yönünü mü seviyor, manevi yönünü mü? 44:09 Dijital platformlardaki işlere nasıl bakıyor? 48:23 Futbol üzerine bir film çekme isteği neden var? 50:59 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 18, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Eda EceFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu”Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:05 Eda Ece'nin hikayesi nasıl başladı? 08:38 Üniversite eğitimi ile oyunculuğu bir arada nasıl götürdü? 16:50 "Yasak Elma" dizisi nasıl oluştu? 23:19 Bir senaryo yönetmeyi düşünüyor mu? 25:58 "Pis Yedili" dizisi 29:33 Batuhan Tuncer ile olan evliliği 39:47 "Tuzlu Kahve" dizisinin başlangıç hikayesi 45:56 Eda Ece'nin gelecekteki planları neler? 53:01 Astrolojiye olan ilgisi 59:21 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 11, 2026
Dünyanın geleceği çiplere mi bağlı? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ayşegül İldeniz & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimDünyanın geleceği çiplere mi bağlı?00:00 Giriş 03:43 İleriye bakan tabiri nedir? 11:28 Çip neden bu kadar önemli hâle geldi? 23:42 Çip üretimi için ne kadar bir yatırım lazım? 24:29 Çin’deki çip durumu ne? 28:12 Veri merkezlerinin durumu ne olacak? 33:59 Amerika altyapıyı yenilemeyi düşünmüyor mu? 35:23 Veri merkezleri dünyaya yayılabilir mi? 37:45 Yapay zekâ şirketlerinin büyüklüğü nereye kadar gidecek? 43:22 Yapay zekâ bir balon oluşturdu mu? 46:10 Yapay zekâ işleri nasıl ele geçirebilir, işleri elimizden alabilir mi? 53:58 Yapay zekâ hukuk ile nasıl ilişkilendirilecek? 1:00:16 Yapay zekânın fikri gelişir mi? 1:01:27 “Next Big Thing”, bir sonraki büyük şey terimi, kavramı nedir? 1:05:39 Kitabında nelerden bahsediyor? 1:09:23 “Brain Rot” kavramı nedir? 1:11:13 Otomobil teknolojisi nereye gidiyor? 1:17:53 Yapay zekâ dünyada bir fırsat eşitliği sorunu mu? 1:29:43 Kapanış
Ekim 11, 2026