İstanbul 26°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Deli saçması dersem yanılmış olur muyum!

  • Turşu kurmanın bile mevsimi var

  • TOGG başarılı mı başarısız mı?

  • Çok mu zor düzeltmek

  • Tartışılan meselemiz bile ucuz

detail banner reklam

Deli saçması dersem yanılmış olur muyum!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 1, 2026

Yazı İçeriği

  • Deli saçması dersem yanılmış olur muyum!

  • Turşu kurmanın bile mevsimi var

  • TOGG başarılı mı başarısız mı?

  • Çok mu zor düzeltmek

  • Tartışılan meselemiz bile ucuz

Benim “deli saçması” olarak nitelediğim “komplo teorisi” meğer Ankara’da ciddi ciddi konuşulur olmuş.

Gazetelerin manşetlerinde yer alacak hale gelmiş.

Merak ettiniz diye düşünüp anlatayım “deli saçması” dediğim şeyi.

Murat Ağırel’in Melih Gökçek’in mahdumu ile ilgili haberi patlatıp, Gökçek hakkında soruşturma başlatılacağı haberinin çıktığı günün sabahı siyasi kulisleri yakından takip eden, bir dönem siyasetle de uğraşmış bir dostum aradı.

Yaz boyunca Anadolu’da turlamıştı, bununla ilgili dedikoduları verecek zannederek açtım telefonu.

Kısa bir hal hatır faslından sonra “Mansur Yavaş operasyonu başladı” dedi.

Anlamadım.

“Melih Gökçek hakkında soruşturma açılması demek, Mansur Yavaş’a operasyonun yakında yapılacağı anlamına geliyor” dedi.

Yine anlamadım. “Ne alakası var! Mansur Yavaş’a operasyon yapmak için Gökçek’in ifadesine mi ihtiyaçları var. Canları istediği anda yaparlar zaten.” dedim.

“Onu herkese yaparlar da Mansur Yavaş’ta işler öyle yürümez” dedi. Merak ettiğimi anladı ve anlattı:

“Mansur Bey Ekrem İmamoğlu gibi değil. Sağ siyasette çok ciddi bir sempatizanı var. Ekrem Bey gibi hırsı aklını ve kapasitesini aşmış biri gibi görünmüyor toplumda. Akıllı, ağırbaşlı, milliyetçi bir imajı var. Muhtemelen öyle de biri. İktidar partisinin tabanında ve hatta tavanında bile sevenleri olan bir adam. Öyle İmamoğlu’na ya da diğer belediye başkanlarına yaptığın gibi Mansur Yavaş’ın tepesine binemezsin. Bindi mi tepki olur. Ne diyor herkes. Melih Gökçek’e dava açılmıyorsa adalet yok demektir demiyor mu! Şimdi Melih Gökçek’in üzerine gidecekler. Kimsenin gözünün yaşına bakmıyoruz, sağa sola bakmıyoruz, parti ayrımı yapmıyoruz diyecek ve sonrasında Mansur Yavaş’a da operasyon yapacaklar.”

“Saçmalık” dedim.

“Sana göre saçma” dedi “Bütün Ankara’da bu konuşuluyor. Mansur Yavaş’ı benden iyi tanıyorsun. Ara sor. O da büyük ihtimalle böyle düşünüyordur” dedi.

Ankara, komplo teorisi ile yaşayan bir yer. Dedikoduya da tüm siyasetçiler bayılır. Oturur saatlerce dedikodu yapar, sonra kendi dedikoduları dönüp kendilerine gelince de inanırlar.

Ben bunların çoğunu ciddiye almam. Bunu da almamıştım doğrusu.

Ama anlı şanlı gazeteler bile buna inanmışlar. Haber yapıyorlar.

Ben ise hâlâ bunu saçmalık olarak görüyorum.

Son iki yılda olanlara bakınca, iktidarın Mansur Yavaş’a operasyon yapmak için böyle ince bir yol döşemesine gerek yok. Çok açık biçimde “Yapıyorum. Çünkü yapabiliyorum” mantığı ile hareket ediyorlar.

Mansur Yavaş’a bir şey olmaz demiyorum, sakın yanlış anlamayın.

Ama Yavaş’a bir soruşturma açmak veya tutuklamak için Melih Gökçek soruşturmasına ihtiyaçları yok diyorum.

Turşu kurmanın bile mevsimi var

Muharrem İnce’nin CHP’de kalması ve aday olduğu cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisine kazık atan Kılıçdaroğlu ve adamları ile birlikte yola devam etmesi eleştiri konusu oluyor.

Geniş bir kesim de İnce’nin bu tavrını fırsatçılık olarak değerlendiriyor ve bu tavrı fırsattan istifade genel başkanlığı kapmak çabası olarak yorumlanıyor.

Olabilir de, siyasette fırsatçılık suç ya da ayıp değildir. Belki de İnce’nin böyle bir beklentisi vardır ya da eski iş ortağı ve dostu Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’yu CHP’de yalnız bırakmak istemiyor da olabilir. Bilemem.

Ama kendi deneyiminden yola çıkarak “Parti kurmak turşu kurmaya benzemez” demesi, Yeni Parti’ye yönelik olarak söylenen bir cümle olarak pek de doğru değil.

Parti kurmak turşu kurmaya benzer. Hem de bazen çok benzer.

Öncelikle doğru zamanda kuracaksın. Turşu gibi parti de canım şimdi kurmak istedi diye kurulmaz. Mevsimi vardır.

Sonra içine doğru malzemeleri koyacaksın. Biber de olacak, olgunlaşmamış domates de, patlıcan da, kat kat lahana da. Hatta biraz hıyar da olacak. Millet sever hıyarı. Malzemeler taze olacak, çürük çarık atmayacaksın. Hem bozulur hem de turşuyu da hızla bozar.

İnce kendi deneyimiyle Yeni Parti’yi kıyaslıyor. Oysa hiç alakası yok.

Muharrem İnce partiyi kurduğunda toplumsal karşılığı kalmamış bir siyasetçi idi. İsmail Küçükkaya’ya mesaj atıp “Adam kazandı” dediği anda tabanı ile ilişkisini koparmış, nefret objesine dönüşmüş, o önemli gecede sarhoş olduğuna inanılmış biriydi. “YSK’nın önüne gideriz” diye çıktığı yolda o gece kapıdan bile çıkamamıştı.

Dahası partisinde genel başkanlığa aday olmuş, kazanamadığı için küsüp parti kuran adam pozisyonuna düşmüştü.

Partiyi bir “looser”, bir “kaybeden” olarak kurmuştu. O pozisyona düşmüş biri turşu bile kuramazdı.

Özgür Özel ise önce kurultayı kazanıp partinin lideri oldu. Hemen ardından bir seçim kazandı ve geçilemez denilen AK Parti’yi geçti. Ardından partisini elinden aldılar. Geri almak için elinden geleni yaptı ama alamadı. Ve sonrasında mecburen parti kurdu.

İnce, partisini kendi öfkesine dayanarak kurmuştu; Yeni Parti’yi ise halkın öfkesi ile halk kurdurdu.

İnce bunu görüp anlıyor mu bilemem ama iki hikaye birbirine hiç ama hiç benzemiyor.

O yüzden birinden değil turşu cacık bile olmuyor.

TOGG başarılı mı başarısız mı?

TOGG yine gündemde.

Önce Renault’nun eski CEO’su TOGG’un kâr etmesinin imkansız olduğunu anlattı. Avrupa ile fiyat ve satın alabilme olanaklarını kıyasladı. Asla kârlı bir işe dönüşemeyeceğini söyledi.

Söylediklerinin bazıları doğruydu, bazıları ise tartışmalıydı zaten o da söylediklerinin etkisinden korktu ve “Ben tam olarak öyle demedim” diye geri adım atmaya çalıştı ama CEO’nun düşünceleri aslında otomotiv sektöründeki tecrübeli pek çok yöneticinin fikirleri ile uyuşuyordu.

Peki, TOGG gerçekten başarısız bir girişim mi?

Öncelikle şunu söyleyelim. TOGG bir yerli otomobil değil, yerli bir marka. İkisi farklı farklı şeyler.

TOGG yerli bir marka olarak ve sadece elektrikli otomobiller üreten bir üretici olarak olabildiğince başarılı.

2026 yılının ilk 7 ayında 26 bine yakın araç satarak elektrikli araçlardaki pazar payını yüzde 30’a yaklaştırdı. 2 modelle bunu yapmak kolay değil. Gerçi ikinci sıradaki Tesla da tek modelle bu satışı yapıyor ama marka olarak daha güçlü.

TOGG’un sorunu Türkiye’deki satışlar değil. Burada başarılı. Ama asıl sorun yurt dışında. Almanya’da yılın ilk 4 ayında satabildiği araç sayısı 113’tü. TOGG orada Mercedes ile, BMW ile, Porsche ile rekabet edemiyor, edemez.

TOGG’da mesele ölçek ekonomisi. Yüz binlerce araç üreten firmalar birleşmek zorunda kalırken, TOGG’un tek başına yılda 30-40 bin araç üretip satarak yaşaması mümkün ama kolay değil. Şu anda yapması gereken, en az iki segmentte daha araç üretmesi ve belki bir de hafif ticari aracı ürün yelpazesine eklemesi.

Bu haliyle TOGG 175 bin olarak açıklanan üretim kapasitesinin şu an çok uzağında ve Çinlilerle ortak kurulacağı söylenen batarya fabrikası ise şu an uzak bir hayal olarak duruyor.

Yine de TOGG’da umutsuz olmak için henüz erken. Hyundai, 1960’larda Anadol ile aynı yıllarda kurulmuştu. Kendini dünyaya kabul ettirmesi 1990’ların sonunu hatta 2000’leri buldu. Anadol ise pes edip bıraktı ve fason üretici oldu.

TOGG’da bu uzun koşuya dayanacak güç, bu koşuda tempoyu hiç düşürmeyecek ve sürekli inovasyon yapacak nefes var mı, asıl mesele bu. Bakın iki babayiğit daha havlu atıp, TOGG’dan çekildi. Tabii bunda ülkenin genel ekonomik tablosunun bu patronların şirketlerine yansıması ve Tuncay Özilhan’ın Rusya’da yaşadığı sorunların etkisi de var. Ama sonuçta uzun soluklu işleri stabil olmayan ekonomilerde yürütmek kolay değil. TOGG’un önündeki en temel sorun bu olabilir.

TOGG okumaya devam diyorsanız geçelim alttaki yazıya.

Çok mu zor düzeltmek

Yazı Bodrum’da geçiriyorum, biliyorsunuz.

Burada Bodrum’un merkezinde minicik bir taş evimiz var. Küçük bahçe ile uğraşıp, yemek yaparak, arada belediye plajında yüzmeye giderek, televizyon bile olmayan evimizde kitap okuyarak günlerimi geçiriyorum. Yazı yazmak zorunda olmasam kendimi çok huzurlu hissedeceğim.

Zaman zaman da yurt dışından gelen dostlarımı ağırlıyorum.

Onları karşılamak ve çevrede gezmek istedikleri yerlere göndermek için de buradaki bir turizm firmasının transfer hizmetinden yararlanıyorum.

Bu firmayı seçmemin nedeni, ulaşımı TOGG marka araçlarla sağlamaları.

Yabancı misafirlerimize TOGG’u göstermek hoşuma gidiyor.

Ancak bu bazen ters tepiyor.

Geçenlerde otomobil dünyasından bir dostum ve ailesi geldi. Her zamanki gibi TOGG’la karşılandılar. Akşam yemeğe de TOGG’la getirildiler. Otomobile bayılmışlar; konforu, genişliği, donanımı, ekranları anlata anlata bitiremediler.

Ancak ertesi gün Stratonikeia antik kentine gezmeye giderken olanlar tam bir felakete dönüşmüş.

Aracın ekranları bir anda kararmış. Hepsi. Kilometre göstergesi, diğer havalı göstergeler, ekranlar. Hepsi simsiyah.

Tabii misafirler panik. Aracın kontrolden çıktığını, gaz ve frenin de tutmayacağını düşünerek çığlık atmaya başlamışlar.

Şoförleri bunun sorun olmadığını zaman zaman meydana geldiğini ama otomobilin yürüyen aksamı ile ilgisi olmadığını anlatmaya çalışmış ama paniği engelleyememiş. Önlerine çıkan ilk akaryakıt istasyonuna girmişler. Şoför otomobili kapatmış, birkaç dakika sonra açtığında her şey normale dönmüş ama misafirler epey bir korkmuş. Otomobile tekrar binmeye zar zor ikna olmuşlar.

Bana bunu anlatan misafirime “Bu zaman zaman karşılaşılan bir sorun. Ama tehlike yaratmıyor.” dedim.

“İyi de, bu belli ki bir yazılım meselesi. Eğer çok kere karşılaşılıyorsa niye düzeltmiyorlar? Böyle bir şey İngiltere’de olsa kıyamet kopar.” dedi.

Üç aydır ilk kez böyle bir şey oldu, o da size denk geldi. Bizde kıyamet falan da kopmuyor. Alışığız böyle şeylere diye düşündüm ama diyemedim.

Tartışılan meselemiz bile ucuz

Pazar günü YouTube programıma Acun Ilıcalı konuk oldu.

Onca işi arasında kendisine en çok heyecan veren işin Hull City olduğunu gördüm.

“Milyar dolar verseler satmam. Milyar dolarım olsa bundan farklı yaşayacak halim yok” demesi ilginçti.

Pek çok konuya girip çıktı ama Aziz Yıldırım ile ilgili konuda konuşmak istemedi. Belli ki çok dolu ve bu konuda konuşmamasının daha doğru olduğuna ya inanmış ya da inandırılmış.

Program sonrası medyaya bakınca çok şaşırdım.

Herkes Acun’un ayakkabılarına takılmış.

Ayağında son birkaç yılın ilgi gören markalarından On vardı.

On, bir İsviçre markası ve Roger Federer’in de yatırımcı olmasıyla biliniyor. Türkiye’de henüz resmî satışı yok ama yakında olacakmış.

Başta, ilk çıktığında, ben de heves edip almıştım ama sonra tipsiz bulup bıraktım. Belki de “yaşlıların markası” diye bir algı olması da etkili olmuştur bırakmamda, bilmiyorum.

İzleyenlerin bir bölümü ayakkabının fiyatına takılmışlar, pahalı bulmuşlar ve böyle bir tartışma çıkmış sosyal medyada.

On’un ayakkabıları genelde 150 ila 250 İsviçre frangı fiyatla satılıyor. İspanyolların yükselen moda markası Loewe ile işbirliği yaparak satışa sunduğu 850 franklık modelleri de var ama Acun’un giydiği model 220 frank civarı bir fiyata sahip.

Ve izleyenlerin bir bölümü buna pahalı demiş.

17 bin liralık spor ayakkabı elbette ucuz sınıfına girmez ama Acun’un programda bahsettiği MTI teknenin arkasında 5 adet Mercury 500 R var ve tahminimce saatte en az 400 litre civarı bir şey yakıyordur. Fiyatı ise en az 2 milyon dolardır. Yani bu sürat motoru her saat iki ayakkabı parası yakıyor.

Yine programda bahsettiği Mengi Yay tersanesine yaptırdığı, güvertesinde ayak tenisi sahası olan 47 metrelik yatın fiyatı da en az 20 belki 25 milyon euro’dur.

Bunları normal karşılayıp, tüm bunlara sahip adamın 17 bin liralık ayakkabısını tartışmak da tam bizim sosyal medyaya uygun bir harekettir.

Ne zaman insan oluruz?

Bazı program konuklarımın fikirlerinin benim fikirlerim olmadığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Bu gemiye DEB’i kim verdi!
Köşe Yazıları
Bu gemiye DEB’i kim verdi!

Fatih Altaylı

Ağustos 31, 2026

Antalya’nın acı kaybı
Köşe Yazıları
Antalya’nın acı kaybı

Fatih Altaylı

Ağustos 30, 2026

Schopenhauer gibi
Köşe Yazıları
Schopenhauer gibi

Fatih Altaylı

Ağustos 28, 2026

  • Videolar

Tümü
Tedavide farklı görüşler neden önemli? görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Tibet Erdoğru & Nevra Özer & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimTedavide farklı görüşler neden önemli?00:00 Giriş 03:14 e-Konsey nedir? 07:03 Hastanedeki sistemden ne farkı var? 10:10 Neden böyle bir işe giriştiler? 11:53 Konseyde kimlerin olacağına nasıl karar veriliyor? 16:06 Konseyde teşhis koyuluyor mu? 20:23 Doktor yönlendirmeleri nasıl oluyor? 24:18 Doktorlar vakit ayırabilecekler mi? 26:06 Doç. Dr. Nevra Özer neden bu projeye geçti? 31:58 Hukuki altyapısı ve Sağlık Bakanlığı onayları 35:16 Yapay zeka desteği alacaklar mı? 40:55 Kaç branşta hizmet verecekler? 42:42 Konsey nasıl yönlendirme yapıyor? 44:50 eKonsey'e başvuracak hastalara başlangıç önerileri neler? 50:51 Kamudaki doktorlarla çalışacaklar mı? 51:49 Randevu alma ve doktora ulaşma konusunda destekleri oluyor mu? 53:45 Hastalar nasıl başvurabiliyor? 59:35 Sadece Türkiye'de mi hizmet verecekler? 1:04:10 Sistemde psikologlar da olacak mı? 1:06:17 Pahalı mı? 1:08:27 Projenin devamında neler olabilir? 1:11:44 Kapanış
Ağustos 30, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Aynı şeyleri yapmaktan sıkılıyorum!" & Acun Ilıcalı görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Videolar yorumluyorFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Aynı şeyleri yapmaktan sıkılıyorum!" & Acun IlıcalıTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:59 Acun Ilıcalı'nın hikayesi nasıl başladı? 04:48 Kendisini şanslı hissediyor mu? 06:11 Acun Ilıcalı çılgın cesareti 11:56 Televizyon kanalı almaya nasıl karar verdi? 16:14 Fenerbahçe yöneticiliği 20:04 Hull City futbol takımını alma hikayesi 26:48 Premier Lig'e çıkmayı bekliyor muydu? 35:26 Oli McBurnie ile aralarındaki bağ 39:12 Kümede kalma mücadelesinden Premier Lig'e çıkış 50:15 Kullandığı tekneler ve araçlar 59:58 Fenerbahçe stadındaki locası 1:02:11 Saat koleksiyonu ve diğer hobileri 1:04:00 Hayır işi yapar mı? 1:07:04 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 30, 2026
Araplar Osmanlı'ya ihanet etti mi? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Murat Bardakçı & Fatih AltaylıAraplar Osmanlı'ya ihanet etti mi?Shark FlexBreeze Portatif Fan - Eviniz ve Bahçeniz İçin Mükemmel Serinlik Çözümü! https://www.sharkninja.com.tr/products/shark-flexbreeze-portatif-fan-fa220eu?utm_source=fatih_altayli&utm_medium=youtube&utm_campaign=shark_fan_Jun26 00:00 Giriş 04:15 Murat Bardakçı aktif olarak ne üzerinde çalışıyor? 07:16 "Evrak toplamak" ne demektir? 10:53 Şerif Muhiddin Targan kimdir? 14:35 Osmanlı'da "Aristokrat" kimleree denirdi? 17:34 Şerif Muhiddin Targan'ın ailesi 25:20 Şerif Muhiddin Targan'ın günümüzdeki popülaritesi 29:03 Şerif Muhiddin Targan'ın Safiye Ayla ile evliliği 36:31 Arap İsyanı'nın temeli 42:08 Murat Bardakçı'nın topladığı mektuplar 46:19 Arap İsyanı gerçek mi? 50:36 Murat Bardakçı, kitabı yazdıktan sonra topladığı belgeleri ne yapacak? 56:00 Ali Emiri kimdir? 1:00:15 Kitapta Sultan Vahdettin'e ait bölümler olacak mı? 1:05:37 Kapanış #işbirliği
Ağustos 23, 2026