İstanbul 25°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • En iyi uzman bizde, danışan var mı!

  • 40 yıl serbest, 4 yıl tutuklu olur mu!

  • Siz de hesap verin Kayyum Bey

  • Müstehcenlik mi müptezellik mi!

detail banner reklam

En iyi uzman bizde, danışan var mı!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 8, 2026

Yazı İçeriği

  • En iyi uzman bizde, danışan var mı!

  • 40 yıl serbest, 4 yıl tutuklu olur mu!

  • Siz de hesap verin Kayyum Bey

  • Müstehcenlik mi müptezellik mi!

Balık çiftlikleri mi, turizm mi diye sordum.

Aslında yanıtı biliyorum.

Turizmin büyük bir insan gücü, 100 milyar dolara yaklaşan bir potansiyeli, milyonlarca kişilik bir istihdam imkanı olduğu halde balık çiftlikleriyle mücadele edemiyorlar. Belli ki, balık çiftliklerinin lobi gücü, turizmin lobi gücünden fazla.

O kadar fazla ki, Turizm Bakanı’nın 600 milyon dolar yatırım yaparak açtığı Maxx Royal Bodrum, hatta küçük oteli Voyage bile balık çiftçiliğinin tehdidi altında ve Turizm Bakanı bile bu çiftliklerle mücadele edemiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birkaç yıl önce Güllük Körfezi’nde tekne ile incelemeler yaparken durumu fark edip gereğinin yapılması talimatını verdiğini biliyorum ama sonuç ortada.

Yani en muktedir isim bile bu sorunla baş edememiş.

Yasa yapılıyor ama balık çiftlikleri boşluklardan, müktesep haklardan yararlanıp bildiklerini okuyor. Demek ki daha sert ve ciddi önlemler lazım.

Kimse baş edemiyor ama ben yine de bir umut diye yazıyorum.

İş insanı Alphan Manas da benim bu konudaki yazımdan sonra “Her ikisi birlikte mümkün” diyen bir yazı kaleme almış.

“Türkiye su ürünleri yetiştiriciliğini ve Türk somonunu büyütürken kıyılarını, turizmini ve deniz ekosistemini feda etmemeli” diyerek kültür balıkçılığını 1 milyon ton üretime taşırken çevrenin de nasıl korunabileceği ile ilgili önerilerini sıralamış.

Aslına bakarsanız benim de söylediğim tam bu.

Balık çiftlikleri şımarıkça davranıp çevre duyarlılığını tam anlamıyla bir kenara bırakarak Türkiye’ye büyük ihanet ediyorlar.

Özellikle de Muğla ve Aydın başta olmak üzere Güney Ege’de.

Bunun tersinin, yani çevreyi koruyarak balıkçılığı artırmanın pek çok yolu var ve bu konuda dünyadaki en önemli isimlerden biri de bir Türk: Zafer Kızılkaya.

Denizlerin korunmasında, nasıl korunabileceği konularında uluslararası kabul görmüş “Yeşil Nobel” olarak tanımlanan Goldman Çevre Ödülü sahibi Kızılkaya, National Geographic’te bile otorite olarak görüşlerine başvurulan, belgeselleri yayınlanan bir isim.

Ben de balık çiftlikleri yok edilsin demiyorum.

Ama Zafer Kızılkaya gibi uzmanların görüşleri doğrultusunda, Türkiye’deki kültür balıkçılığı yeniden organize edilsin, kuralları ve yöntemleri yeniden belirlensin.

Yoksa 70 milyon dolara ev sattığınız Abramoviç’i bir kez kazıklamış olursunuz ama bir daha kimse Türkiye’nin semtine uğramaz.

Böyle söylüyorum çünkü çevrenin kimsenin umurunda olmadığının farkındayım.

Ama sadece çevreyi değil, çok daha önem verdiğiniz parayı da kaybedeceğinizi bilin.

40 yıl serbest, 4 yıl tutuklu olur mu!

Veyis Ateş tahliye oldu. Dava sürecek ama Ateş tutuksuz yargılanacak.

Tutuksuz yargılansın elbette. Belirli koşullar dışında kimsenin tutuklu yargılanmasını istemeyiz. Sonuçta Veyis Ateş de cinayetle yargılanmıyordu. İddianamede yer alan “uyuşturucu kullanma, yer temini, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma, ticaretini yapma, sağlama” gibi suçlardan tutukluydu.

Nüfuz ticareti gibi meseleler ise bu iddianamede yer almıyordu. Ve bu suçlarla ilgili olarak 25 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

İlk celsede serbest bırakıldı, tahliye edildi.

Büyük ihtimalle benzer suçlamalar ile yüzlerce yıl hapis cezası istemiyle yargılanan başka isimler de yakında tahliye edilirler.

Peki hal böyleyken, 15 Temmuz ile ilgili paylaşımı nedeniyle tutuklu bulunan ve 4 yıl 6 ay ceza talep edilen Nasuh Mahruki nasıl oluyor da tutuklu kalacak!

Ya da haşema giyen kadınların lehine söylediği ifadeler tam ters yüz edilerek iddianameye koyulan ve böylelikle hakkında 12 yıl ceza istenen Deniz Göktaş nasıl tutuklu kalmaya devam edecek.

Ya da istenen ceza tutukluluk süresini aşan başta Buğra Gökçe ve benzer durumdaki diğer tutuklular niye ve nasıl, hangi vicdan ya da hangi hukukla tutuklu kalmaya devam edecekler.

Bakın, Veyis Ateş tahliye edildi.

Kaçacak mı!

Hiç zannetmiyorum.

Deniz Göktaş yurt dışından gelip teslim oldu, kaçar mı!

Asla.

Nasuh Mahruki’yi sürgüne yollasanız Türkiye’yi terk etmemek için direnir.

40 yılla yargılananları doğru bir iş yapıp tahliye ederken, bu isimleri cezaevinde tutmak için hiçbir neden yok. En büyük, en şaşaalı operasyonların, Yenidoğan çetesinin, diploma çetesinin ve daha nicelerinin bazı tutukluları bile tahliye oldular.

Bunların tutuklu kalması herkesin vicdanına dokunuyor.

Bilesiniz!

Siz de hesap verin Kayyum Bey

Yazmayayım, yazmayayım, oyu bile olmayan küçük partinin daha da küçük kayyumu benim konum olmaz diyorum ama bazen de olmuyor.

Yazmak gerekiyor.

CHP’deki kayyum Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi ile röportaj yapan Euronews’a Ekrem İmamoğlu’nun siyasi tutuklu olmadığını, siyasi görüşleri nedeniyle cezaevinde olmadığını söylemiş. Teknik olarak haklı. Ekrem İmamoğlu, sol görüşlü olduğu için, Anayasa’ya karşı suç işlediği iddiası ile yargılanmıyor. Ancak hakkında benzer iddialar olan ama iktidara yakın olan belediye başkanları yargılanmayınca teknik haklılık, reel haklılık olmaktan çıkıyor.

Kayyum Kılıçdaroğlu “Siyasetçi her kör kuruşun hesabını verebilmeli” diyor. Bunda yüzde 100 haklı. Ancak Murat Hazinedar gibi kör kuruşun hesabını veremeyen pek çok ismi kendisinin aday gösterdiğini unutuyor. Yanında dolaştırdığı, kendisini finanse eden ve yarın öbür gün inşallah yargılanacak olan kimi belediye başkanlarını da görmezden geliyor.

Ve hepsinden önemlisi, haklı olarak söylediği gibi siyasetçi her kör kuruşun hesabını verebilmeli.

Acaba kendisi bir yakınına verdiği milyonlarca dolarlık CHP’nin organizasyon işlerinin ve daha sonra bu yakınının kendisinin ofis ve araç giderlerini karşılamasının hesabını verebiliyor mu, verdi mi! Sorulsa verebilecek mi!

Elbette ki, hayır.

Partinin başındayken bu küçük hesabı dahi vermeyen, veremeyen, vermeye tenezzül dahi etmeyen birinin, devletin başına geçmesi halinde neler yapabileceğini ise düşünmek bile istemiyorum.

Müstehcenlik mi müptezellik mi!

Türkiye’de yeni bir suç türü türedi ya da türetildi.

Müstehcenlik.

Bu suç ile sürekli birileri gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Ya da en azından toplum dışı ilan ediliyor, işini yapması engelleniyor.

Oysa Türkiye’nin sorunu müstehcenlik değil, asıl sorun müptezellik.

Bu sadece kıçını başını açarak, popunu kameraya sallayarak, memelerini kameraların içine sokarak işlenen bir suç değil.

Dört bir yanımızı saran başka tür bir rezillik.

Barda, beach club’da içmediği şampanyayı birbirinin üzerine fışkırtarak, kullanmayı beceremediği spor otomobilleri sokaklarda bağırtarak, bana yakışır mı yakışmaz mı demeden en pahalı markaların elbiselerini üzerine geçirerek, pahalı lokantalarda Hermes çantaları masaların üzerine dizerek, denizden hiç anlamadığı ve hatta zevk almadığı halde 30-40-50 metre tekneleri alıp, içine gariban eskortları doldurarak, yazın plajda kıçını açıp, kışın Kabe’den sosyal medya paylaşımı yaparak, baby shower adı altında ne örfümüzde ne ananemizde olmayan şeyleri abartılı görgüsüzlük gösterilerine çevirerek işlenen bir suç. Ben bu kadarını yazdım. Çevrenize bakın, ekleyin ekleyebildiğiniz kadarını.

Müstehcenlik müptezelliğe göre çok daha sınırlı bir eylem. Açabileceğiniz, gösterebileceğiniz yerlerin bir sınırı var sonuçta.

Müptezellikte ise sınır yok. Sınır gökyüzü. Asıl sorun orada. Toplumu asıl çürüten bu.

Ne zaman insan oluruz?

Adalet ile vicdan kol kola yürüyebildiği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Gelir ortaklığı senedi ile satın
Köşe Yazıları
Gelir ortaklığı senedi ile satın

Fatih Altaylı

Eylül 7, 2026

Balık çiftliği mi turizm mi!
Köşe Yazıları
Balık çiftliği mi turizm mi!

Fatih Altaylı

Eylül 6, 2026

Yeni dünya, Türkiye ve AB
Köşe Yazıları
Yeni dünya, Türkiye ve AB

Fatih Altaylı

Eylül 5, 2026

  • Videolar

Tümü
Roma'da mühendislik görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Göksel Göksoy & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimRoma'da mühendislik00:00 Giriş 02:13 Roma ne zaman kuruldu? 07:04 Roma’da nasıl bir sistem vardı? 10:27 Roma’nın en geniş sınırları nelerdi? 13:02 Roma’nın gelir kaynağı ne? 16:57 Kuzey Avrupa’ya neden gitmiyorlar? 18:53 Her yol Roma’ya nasıl çıkardı? 24:43 Su yolları nasıl yapıldı? 31:27 Mühendisliği nereden öğreniyorlar? 39:27 Büyük binalar gösteriş için mi, ihtiyaç mı? 51:12 Roma para birimi nedir? 53:22 Roma’da insanlar nasıl yaşıyorlar? 58:54 Roma’da eğitim sistemi nasıl? 1:01:20 Roma’daki yol ve bina örnekleri 1:26:27 Kartaca ve Roma çatışmaları 1:29:20 Roma’daki gastronomi 1:33:56 Roma yıkılmasaydı? 1:37:41 Kapanış
Eylül 6, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!" görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Kerem AlışıkFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com 00:00 Giriş 02:45 Sanatçı bir ailede doğmak nasıl bir his? 12:26 Dayısı nasıl etkiledi? 14:53 Dayısının sol görüşüne özendi mi? 16:45 İlk şiirini ne zaman yazdın? 18:09 Kaç şiir kitabı yazdı? 20:12 Sevdiği şairler kimler? 22:01 Kaç şiir biliyor? 25:23 Eleştirici yorumlar şair olarak kendisini üzüyor mu? 28:27 İlk sahnesi 33:10 Hep şiir gibi mi konuşur? 37:13 Ödülleri nasıl değerlendiriyorlar? 43:54 Nietzsche mi, Schopenhauer mı? 46:30 Türkiye’de edep meselesini nasıl görüyor? 54:43 Kitap yazmayı düşünüyor mu? 55:36 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 6, 2026
Tedavide farklı görüşler neden önemli? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Tibet Erdoğru & Nevra Özer & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimTedavide farklı görüşler neden önemli?00:00 Giriş 03:14 e-Konsey nedir? 07:03 Hastanedeki sistemden ne farkı var? 10:10 Neden böyle bir işe giriştiler? 11:53 Konseyde kimlerin olacağına nasıl karar veriliyor? 16:06 Konseyde teşhis koyuluyor mu? 20:23 Doktor yönlendirmeleri nasıl oluyor? 24:18 Doktorlar vakit ayırabilecekler mi? 26:06 Doç. Dr. Nevra Özer neden bu projeye geçti? 31:58 Hukuki altyapısı ve Sağlık Bakanlığı onayları 35:16 Yapay zeka desteği alacaklar mı? 40:55 Kaç branşta hizmet verecekler? 42:42 Konsey nasıl yönlendirme yapıyor? 44:50 eKonsey'e başvuracak hastalara başlangıç önerileri neler? 50:51 Kamudaki doktorlarla çalışacaklar mı? 51:49 Randevu alma ve doktora ulaşma konusunda destekleri oluyor mu? 53:45 Hastalar nasıl başvurabiliyor? 59:35 Sadece Türkiye'de mi hizmet verecekler? 1:04:10 Sistemde psikologlar da olacak mı? 1:06:17 Pahalı mı? 1:08:27 Projenin devamında neler olabilir? 1:11:44 Kapanış
Ağustos 30, 2026