İstanbul 27°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Özgür Özel nefretin boyutunu algılayamamış

  • Siyasi tarihin en önemli iletişim başarılarından biri

  • BeIN SPORTS’un cezaevi ayıbı

  • Paralı yollar

  • Okan kendi karizmasını, Kartal başkanın karizmasını çizdi

detail banner reklam

Özgür Özel nefretin boyutunu algılayamamış

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 11, 2026

Yazı İçeriği

  • Özgür Özel nefretin boyutunu algılayamamış

  • Siyasi tarihin en önemli iletişim başarılarından biri

  • BeIN SPORTS’un cezaevi ayıbı

  • Paralı yollar

  • Okan kendi karizmasını, Kartal başkanın karizmasını çizdi

Özgür Özel zannederim bir şeyin farkında değil.

Toplumdaki, özellikle muhalif kesimdeki Kayyum nefreti, Özgür Özel’in algıladığının ya da algılayabildiğinin çok ama çok fevkinde.

Çok açık söylüyorum, bugün muhaliflerin önüne iki cumhurbaşkanı adayı getirin. Biri Cumhurbaşkanı Erdoğan olsun, diğeri Kayyum Kılıçdaroğlu.

Erdoğan seçimi açık ara kazanır. Sadece yıllardır Erdoğan’a muhalif olanlar oy kullansın yine de Kayyum karşısında Erdoğan kazanır.

Öfke ve nefretin de ötesinde bir duygu var Kayyum’a karşı, “tiksinme” diyebileceğimiz bir his. Yemekten çıkan hamamböceği gördüğünüzde oluşan duyguya benzer bir duygu.

Özgür Özel iyi bir insan olarak yıllarca beraber çalıştığı, yardımcılığını yaptığı, başkanvekili olduğu kişiye karşı “Türk terbiyesi” dairesinde kibar davranmak, saygılı olmak isteyebilir.

Ancak Özel’in Kılıçdaroğlu ile bu özel durumu, seçmeni, Kayyum karşıtı seçmeni hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Seçmenin Kılıçdaroğlu ile böyle bir “özel durumu” yok.

Dahası seçmen her gün AK Parti’ye katılan CHP’liler ya da muhalifler nedeniyle zaten büyük bir güvensizlik içinde. “Ulan bunların hepsi aynı şeyin soyu. Karşımızda tuluat yapıyorlar” hissi bu denli yaygınlaşmışken, Özel’in Kayyum’un elini sıkması, Kayyum’a saygılı davranması, Özel’i de bu kandırılmışlık hissinin, bu sahte tiyatronun, bu tuluat algısının bir parçası yapıyor. “Bu da mı böyle acaba” düşüncesi uyanıyor.

Elbette muhalif seçmen Özel’in gördüğü yerde Kayyum’un suratına tükürmesini beklemiyor. Günü geldiğinde onu kendi yapacaktır sandıkta. Ama Kayyum’a saygı göstermesini de istemiyor.

Bu arada Zeydan Karalar, Vahap Seçer gibi özünde saygın isimler de bilsinler ki, “Biz CHP’liyiz” diyerek Kılıçdaroğlu’nun yanında poz verdikçe, toplum gözündeki yerleri Tuzla Belediye Başkanı ile aynı olmaya başlıyor.

O fotoğraf karesi onları da kirletiyor.

Çünkü kimse Kayyum CHP’sini Atatürk’ün CHP’si olarak görmüyor.

Siyasi tarihin en önemli iletişim başarılarından biri

Eski dosyalar birer birer açılıyor.

Şimdi de cezaevinde hayatını kaybeden üst düzey MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü ile ilgili dosya açıldı.

İddialar o ki, Kozinoğlu cezaevinde eceliyle ölmemiş, daha doğrusu Kozinoğlu’nun ecelinin gelmesi dış etkenlerle ve bilinçli ihmallerle sağlanmış.

Olağan şüpheli elbette ki FETÖ. 15 yıl sonra gerçeğin peşine düşüldü ve şimdi Kozinoğlu’nun mezarı açılacak. Bu, son günlerdeki ikinci fethi kabir. Muhtemeldir ki, arkası gelecek. Daha çok kabir açılacak.

Kozinoğlu’nun FETÖ tarafından öldürülmüş olma ihtimali az değil ve bu daha önce de konuşulan bir iddia idi. Tuncay Özkan da cezaevinde zehirlendiğini ve ölümden döndüğünü ve hâlâ tam olarak sağlığına kavuşamadığını döne döne anlatıyor.

Şimdi tüm bunların aydınlatılmaya çalışılması olumlu gelişmeler ve umuyoruz gerçeğin en azından bir bölümü ortaya çıkar.

Ancak burada bana ilginç gelen şu: İktidarın tutumu.

Sanki tüm bunlar başka bir iktidar zamanında olmuş ve Allah tarafından AK Parti iktidarı gelmiş de, bu karanlık dönemi aydınlatmaya çalışıyormuş gibi bir algı var. Oysa tüm bu olan bitenler AK Parti döneminde oldu. O zaman da AK Parti yönetimdeydi. Şimdi de!

Ancak AK Parti çok başarılı bir şekilde iktidarda olduğu uzun dönemin her bir parçasındaki hataları ile bir başka fail yaratarak hesaplaşıyor.

Ve toplumun önemli bir bölümü de bunu satın alıyor. Geçen bazen 10, bazen 15 sene içinde AK Parti ellerini yıkayıp olay yerinden uzaklaşıyor ve sorumluluk bir başkasının üzerinde kalıyor.

Bu, muhtemelen dünya siyasi tarihinin en büyük iletişim başarılarından biridir.

25 yıla yaklaşan ve bir süre daha süreceğinden kimsenin kuşku duymadığı iktidarın formülü de belki budur.

BeIN SPORTS’un cezaevi ayıbı

Silivri Kapalı Cezaevi’nde siyasi tutukluların futbol maçlarını izlemesine izin verilmiyor diye bir haber çıktı.

Daha sonra bu yalanlandı. BeIN SPORTS’un cezaevlerine “ticari müşteri” tarifesi uygulamaya başlaması nedeniyle çok yüksek olan abonelik ücretinin karşılanamayacağı için yayınların kesildiği açıklandı.

Tecrübeli biri olarak sistemi anlatayım. 2025 yılı haziran ayında Silivri Cezaevi’ne tıkıldığımda BeIN SPORTS yayını vardı. Ancak daha sonra kesildi.

Formula 1 ve futbol sezonu başlayacağı zaman cezaevi yönetimine dilekçe vermeye başladık ve ücreti tarafımızdan karşılanmak üzere aboneliğin açılmasını ve yayınların başlatılmasını talep etmeye başladık. Pek çok mahkum futbol maçlarını, ben ve birkaç kişi daha ise özellikle Formula 1’i izlemek istiyorduk.

Nitekim cezaevi yönetimi kimseden bir ücret talep etmeden, cezaevi kasasında mahkum ve tutuklu hesaplarında bulunan paraların nemasıyla BeIN SPORTS’un ücretini ödedi ve yayınları açtı. Gerçi Formula 1’i vermediler ama futbol maçları başladı. Zannederim BeIN SPORTS da cezaevinden cüzi bir ücret talep ediyordu.

Anlaşılan sorun Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nde değil, BeIN SPORTS'ta. Cezaevine “ticari abonelik tarifesi” uygulamak akıl dışı bir tutum. Ticari abonelik dediğin, maç yayınlayarak müşteri kazanmaya çalışan lokanta, kafe, otel gibi yerler için olabilir.

Cezaevinin böyle bir durumu yok.

Kimse maç izlemek için hapse girmiyor.

BeIN SPORTS’un bu saçma kararını gözden geçirmesi lazım. Cezaevlerine ücretsiz yayın verse ne kaybeder.

Paralı yollar

53 yaşındaki Boğaziçi ya da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün, 38 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hemen hemen aynı yaşlardaki başta Ankara-İstanbul ve İstanbul-Edirne Otoyolu olmak üzere binlerce kilometrelik otoyolun “özelleştirilecek” olması beni, birkaç yıl önce yurt dışında, ABD’nin Georgia eyaletindeki bir eyalet yöneticisi ile yaptığım sohbete götürdü.

Bu sohbetin özetini, o zaman Habertürk’teki köşemde yazmıştım. Bugün biraz daha geniş biçimde anlatayım. 8-9 yıl önce Atlanta’dan otomobille bir yere gitmek üzere öğle saatlerinde yola çıktım. Telefonumdaki uygulama beni yeni açılmış paralı bir otoyola yönlendirdi.

Otoyola hatırladığım kadarı ile yaklaşık 4 dolar civarında bir para ödedim.

Akşam aynı yoldan geri döndüm. Trafik bayağı yoğundu, Atlanta’ya yaklaşırken iyiden iyiye tıkandı. Bu kez aynı yol için 8 dolar ödemek zorunda kaldım ve şaşırdım. Birkaç gün sonra uzun yıllardır orada yaşayan bir Türk dostumun evindeki davette, eyalet yöneticilerinden biriyle tanıştık. Sorumluluk alanında olduğunu öğrenince, kullandığım paralı yolla ilgili biraz bilgi almak istedim.

Önce aynı yol için niye iki farklı ücret ödediğimi sordum.

“Trafiğin rahat olduğu saatte gittiysen fiyat daha düşüktür. Trafik yoğunlaştıkça fiyat artar. 8 dolar ödediysen neredeyse en yoğun olduğu saatte geri dönmüşsün ve araçta tek başınaydın demektir. Eğer üç kişi veya daha fazla olsaydınız, çok daha düşük ücret öderdiniz. Böyle yapmamızın bir nedeni var. Yoğun saatte alternatif yolların kullanımını özendirmeye ve yoğunluğu biraz olsun azaltmaya çalışıyoruz.”

Geçiş ücretlerini nasıl belirliyorsunuz diye sordum.

“Yolun maliyetine göre. Kilometre başına 10 cent civarı oluyor genelde. Yoğunluğa göre bu beş katına kadar çıkabiliyor. Bu yolları eyalet bütçesinden yapmıyoruz. Çünkü Georgia’nın nüfusu 11 milyon ama bu yolu kullananlar eyaletin tamamı değil. Kullanmayanlara yük getirmemek için otoyolu ücretli yapıyoruz. Bu yolun tahmini finansman süresi 20 yıl. Ama daha kısa da sürebilir. Yol inşaatında kullanılan banka kredisini tamamladığı zaman geçiş ücreti ya kaldırılır ya da yolun bakım masraflarını karşılayacak düzeye indirilir.”

Yolların sahibi eyalet. Ancak eyalet bizde olduğu gibi kamu özel işbirliği de yapma hakkına sahip. Bu durumda yolu yapan şirket yola ödenen ücretin belirli bir bölümünü alıyor. Bu tip yollarda işletme süreleri daha uzun oluyormuş.

Bu, ABD’nin bir eyaletindeki durum.

Avrupa’da da tüm ülkelerde paralı otoyollar var.

Örneğin, Fransa’da otoyolların büyük bölümü Bouygues ve Vinci adlı özel şirketler tarafından yapılıp işletiliyor. Fiyatlar 100 kilometre için 10 euro civarı. En uzun güzergah diyebileceğimiz Calais-Nice arası 1300 km civarı ve 126 euro. Fransa da Türkiye gibi başlangıçta garanti geçiş sayısı vermiş ancak bunun doğru olmadığını görüp vazgeçmişler ve artık riski hesaplamak yatırımcı firmanın işi. Devlet ise gelirlerden doğrudan bir pay almıyor. Ancak otoyol ücretlerindeki yüzde 20 KDV doğrudan devletin kasasına giriyor. Bunun dışında özel vergilerle toplam gelirin yaklaşık yüzde 40’ı Fransız Hazinesi’ne gidiyor. Ayrıca yatırımcı şirket kâr ederse, buradan da gelir vergisi ödüyor.

Ancak hiçbir ülkede yapılmış ve yıllarca kullanılmış yolların satılması gibi bir durum olmamış. Bu bize özel olacak.

Okan kendi karizmasını, Kartal başkanın karizmasını çizdi

İki takımımız Şampiyon Ligi’ndeki ilk maçlarını oynadılar.

Galatasaray, 3 belki 4-0 kazanabileceği maçı 3-1 kaybetti, Fenerbahçe ise rakibini elinden kaçırdı.

Her iki takımımız da iyi futbol oynadılar. Galatasaray hakeme haklı olarak öfkeli ama kendi hatası da az değildi. Okan Buruk maç öncesi iyi hazırlanmıştı ama maç içindeki müdahalelerinde her zaman olduğu gibi geç kaldı.

Galatasaray’da herkes Sara’yı övüyor ama bana sorarsanız Galatasaray’ın en zayıf halkası Sara. Herkes Sane’nin lakayt oyunundan bahsediyor ama asıl lakayt Sara.

Maç öncesi Galatasaraylı arkadaşlarım WhatsApp grubunda “Nasıl gol atacağız?” diye sorarken ben de “’Nasıl gol yemeyeceğiz?’ diye sormak daha doğru olur” dedim.

Nitekim öyle de oldu. Ofsayt olduğu için iptal edilen gol, rakibe Galatasaray’a gol atmanın aslında ne kadar kolay olduğunu gösterdi.

Osimhen’in gelişi ile Galatasaray büyük oranda toparlar ama bu kadar Osimhen bağımlısı olmak da doğru değil.

Geceden akılda kalan en kötü şey, Okan Buruk’un kulübedeki tavrıydı. Galatasaray’ın teknik direktörü sakin ve mütebessim adam olarak yaptığı karizmayı kendi kendine yok etti.

Yine de ilk maçlara iki takım açısından olumlu bakmak lazım. Her iki takım da beklenenden iyi oyun oynadılar.

Haftanın bombası ise Fenerbahçe’nin geldiği günden beri Fenerbahçelilerce eleştirilen ve hakaretlere maruz kalan teknik direktörü İsmail Kartal’ın istifası idi. Kartal berabere kaldığı maçın ardından “İstifa ediyorum” dedi. Çünkü yönetimin yerine adam aradığını duymuş, uğradığı hakaretleri de bir kenara yazmıştı.

Ve Fenerbahçe’ye teknik direktör olmak için yeterince karizmatik olmadığı düşünülen İsmail Kartal bir cümle ile futbolun en karizmatik başkanı olarak görülen Aziz Yıldırım’ın tüm karizmasını çizdi. Tüm eleştiriler karşısında kendisine sahip çıkmayan başkanı köşeye sıkıştırdı ve Aziz Yıldırım çıkıp “Hiçbir yere gidemez, ben olduğum sürece o da burada kalacak” demek zorunda kaldı.

“Geri dönüşü olmamak kaydıyla” istifa ettiğini söyleyen İsmail Kartal istifadan vazgeçer mi bilmem!

Ama Yıldırım’ın karizmasını çizdi bir kere. Şimdi Yıldırım da onunkini çizmeye çalışıyor.

Kalırsa 1-1 eşitlik olur.

Ne zaman insan oluruz?

Verdikçe artan tek şeyin sevgi olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Bu suç dolandırıcılık değil!
Köşe Yazıları
Bu suç dolandırıcılık değil!

Fatih Altaylı

Eylül 10, 2026

Sanki sıra İBB’de
Köşe Yazıları
Sanki sıra İBB’de

Fatih Altaylı

Eylül 9, 2026

En iyi uzman bizde, danışan var mı!
Köşe Yazıları
En iyi uzman bizde, danışan var mı!

Fatih Altaylı

Eylül 8, 2026

  • Videolar

Tümü
Dünyada IQ sorunu var! görseli
2 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapDünyada IQ sorunu var!Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 01:56 Dünyada IQ problemi var! 05:24 Medrese V. Üniversite 21:58 Hangi Liberal Demokrasi 24:38 Konuşulmayan Erkeklik 26:27 Odysseus 28:50 Girne'deki gemi faciası 33:03 Altın Günlerden Kurşun Gecelere 36:06 Clara'ya Mektuplar 38:08 Hermeneutik Dersleri 40:16 A Line In The Sand 43:12 Fatih Altaylı'nın anjiyo hikayesi 48:00 Bilim Tarihi 52:51 Dış haberler servislerine ne oldu? 55:37 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Eylül 9, 2026
Roma'da mühendislik görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Göksel Göksoy & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimRoma'da mühendislik00:00 Giriş 02:13 Roma ne zaman kuruldu? 07:04 Roma’da nasıl bir sistem vardı? 10:27 Roma’nın en geniş sınırları nelerdi? 13:02 Roma’nın gelir kaynağı ne? 16:57 Kuzey Avrupa’ya neden gitmiyorlar? 18:53 Her yol Roma’ya nasıl çıkardı? 24:43 Su yolları nasıl yapıldı? 31:27 Mühendisliği nereden öğreniyorlar? 39:27 Büyük binalar gösteriş için mi, ihtiyaç mı? 51:12 Roma para birimi nedir? 53:22 Roma’da insanlar nasıl yaşıyorlar? 58:54 Roma’da eğitim sistemi nasıl? 1:01:20 Roma’daki yol ve bina örnekleri 1:26:27 Kartaca ve Roma çatışmaları 1:29:20 Roma’daki gastronomi 1:33:56 Roma yıkılmasaydı? 1:37:41 Kapanış
Eylül 6, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!" görseli
5 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Kerem AlışıkFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Babam oyuncu olmamı istemedi!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com 00:00 Giriş 02:45 Sanatçı bir ailede doğmak nasıl bir his? 12:26 Dayısı nasıl etkiledi? 14:53 Dayısının sol görüşüne özendi mi? 16:45 İlk şiirini ne zaman yazdın? 18:09 Kaç şiir kitabı yazdı? 20:12 Sevdiği şairler kimler? 22:01 Kaç şiir biliyor? 25:23 Eleştirici yorumlar şair olarak kendisini üzüyor mu? 28:27 İlk sahnesi 33:10 Hep şiir gibi mi konuşur? 37:13 Ödülleri nasıl değerlendiriyorlar? 43:54 Nietzsche mi, Schopenhauer mı? 46:30 Türkiye’de edep meselesini nasıl görüyor? 54:43 Kitap yazmayı düşünüyor mu? 55:36 Kapanış #işbirliği YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 6, 2026