İstanbul 24°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Kılıçdaroğlu’nun “Beşli Çete”sinin ilk ismi

  • Rıza Akpolat’ın hamisi şimdi nerede!

  • Milletin malını satanlardan hesap soramayanlar

  • Yolsuzlukta da, şakada da çifte standart

  • Muhalif falan değil

detail banner reklam

Kılıçdaroğlu’nun “Beşli Çete”sinin ilk ismi

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 14, 2026

Yazı İçeriği

  • Kılıçdaroğlu’nun “Beşli Çete”sinin ilk ismi

  • Rıza Akpolat’ın hamisi şimdi nerede!

  • Milletin malını satanlardan hesap soramayanlar

  • Yolsuzlukta da, şakada da çifte standart

  • Muhalif falan değil

CHP’nin atanmış kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu kendisini davet eden televizyonlar ile yayına çıkmaya hazır olduğunu söyleyince, kendisini Teke Tek’e davet ettik.

Epey bir süre yanıt gelmeyince tekrar aradık.

“Sayın Genel Başkan programa katılmak istemedi” yanıtı geldi. Şaşırtıcı değil.

Onun pozisyonundaki birisi, benim karşıma oturmak istemez.

Biz de mecburen kendisini başka programlarda, daha güvenli bulduğu sularda verdiği yanıtlarla izliyoruz.

Bu kez de TV 100’de izledik. Aslına bakarsanız, Kılıçdaroğlu’nun karşısına geçen gazeteci arkadaşlarımız saygın ve düzgün isimler. Sorulması gereken her şeyi de soruyorlar. Ancak sorularında ısrarcı olmuyor ve baştan savma yanıtları ya da doğru olmayan yanıtları kendisi ile tartışmıyorlar. Yoksa Allah var, şunu da sormadılar diyeceğimiz bir şey yok.

Bu kez de Erdoğan Aktaş ve Başak Şengül pek çok konuya girdiler. Gazetecilik yaptılar.

Benim de iki yıldır Kılıçdaroğlu’na sorduğum “Kemal Bey, yüksek kiralı iki ofis. Makam araçları, onca çalışan, sekretaryalar… Sizin ise sadece bir emekli maaşınız var. Bu değirmenin suyu nereden?” sorusunu da sordular.

Önce ne denli haksızlığa uğradığını göstermek için 2024 yılından kalan bir tartışmaya girdi. “Genel merkez korumalarımın yemek parasını vermedi” dedi. Oysa buna iki yıl önce yanıt vermişti Özgür Özel, “Korumalar Ankara’da ofiste oldukları zaman genel merkeze gelip yemek yesinler diyoruz. Onlar ille dışarıda yiyip, bize fatura yolluyorlar. Seyahatte tamam olur da, genel merkeze iki adım mesafedeki ofisten kalkıp burada yesinler. Ben de genel merkezde yiyorum.” demişti.

Kılıçdaroğlu önce buradan girdi. Sonra da “itiraf” geldi.

“Ofislerimin ve otomobillerin masraflarını bir işadamı karşılıyor.”

Daha önce Aziz İhsan Aktaş’ın yolladığı zırhlı araca binmekte bir beis görmeyen ama şimdi “arınma”dan bahseden biri için sıradan bir olay.

Daha sonra Şaban Sevinç kimliğini açıkladı bu “iş” insanının. CHP’den milyonlarca dolarlık organizasyon ihaleleri alan biriymiş. Herhalde Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı seçilseydi “Yeni Beşli Çete”nin ilk üyesi olacaktı.

Bakın size bir iş insanı - siyasetçi meselesi anlatayım.

Nurettin Sözen’i hatırlayanlarınız vardır. SHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti. Çok düzgün adamdı. Profesördü. Kendisinin değil ama bir adamının bulaştığı İSKİ yolsuzluğu sola büyük darbe vurdu. Koltuğunu 1994 seçimlerinde Erdoğan’a devretti, o gün bugündür Erdoğan hayatımızda.

İşte o Nurettin Sözen başkan olduğunda belediye oldukça sıkıntıdaydı. Köprüleri tamir edecek para bulamıyorlardı. Tam o sırada Nurettin Bey bir gezi düzenledi. Çin’e birkaç iş insanı ve gazeteci ile birlikte resmî bir gezi yapacaktı. Basın danışmanı da Cumhuriyet gazetesinde beraber çalıştığımız bir arkadaşımızdı (Hâlâ meslekte, bir internet gazetesinde eğlenceli şeyler yazıyor). Ben de sordum “Yahu para yok diyordunuz. Bu Çin gezisi nereden çıktı? Para nereden buldunuz?” Yanıt şu oldu: “Masrafları belediyeye iş yapan bir müteahhit karşılıyor.”

“Kusura bakma ama bu sonun başlangıcıdır. Bundan sonra o müteahhit ve başka müteahhitlerin oyuncağı olursunuz.” dedim. Geziye katılmadım. Sonrası malum.

Arınmadan bahseden Kılıçdaroğlu, bir iş insanından, CHP’ye iş yapan bir müteahhitten para alıp ofislerinin masraflarını karşıladığını itiraf etti ya, artık “arınma” lafını ağzına almasın.

Onun arınmadan anladığının “Müteahhitlerle iş kotarılacaksa ben kotarırım. 50 yılın devlet tecrübesi ile ben yaparım” olduğunu biz biliyorduk da, artık siz de öğrendiniz.

Açıkçası ben önce bir müfettişin, sonra da bir savcının Battal İlgezdi dönemi Ataşehir Belediyesi işlerine bir göz atmasını da çok istiyorum.

Kılıçdaroğlu tipi bir “arınma”yı o zaman daha da iyi anlarız herhalde.

Rıza Akpolat’ın hamisi şimdi nerede!

CHP kayyumu Kemal Kılıçdaroğlu “arınma”dan söz ederken sürekli olarak Beşiktaş Belediyesi’ni örnek gösteriyor ve “Ben Özgür Özel’e Beşiktaş Belediye Başkanı’nı aday gösterme dedim” diyerek Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın “kirli” olduğunu ima ediyor.

Açık söylemek gerekirse bana sorsalar ben de Rıza Akpolat’ı aday göstermeyin derdim ama Rıza Akpolat’ı aday gösterme diyen, daha önce Murat Hazinedar’ı aday yapan, sonra da Rıza Akpolat’ı bizzat aday gösteren Kılıçdaroğlu olunca bu söze itibar edilmemesini de anlayışla karşılayabilirim.

Ve gelelim asıl meseleye.

CHP Genel Merkezi’nin Rıza Akpolat’ı Beşiktaş Belediye Başkanlığına bir kez daha aday göstermesi için CHP Genel Merkezi’ne baskı yapan, bir anlamda Rıza Akpolat’ın hamisi olan CHP’li kim?

Yanıtını bütün CHP biliyor. Siz de öğrenin.

Rıza Akpolat’ın aday gösterilmesini sağlayan ve bir anlamda Beşiktaş Belediye Başkanı yapan kişi Erdoğan Toprak.

Peki, Erdoğan Bey şimdi nerede?

Kılıçdaroğlu’nun yanında.

Kayyum’un arınma anlayışı tam da bu işte.

“Bizdense arınmasına gerek yok”

Bu anlayış size bir yerden tanıdık geliyorsa, kayyumun köklerini göstermesi açısından da tanıdık geliyordur.

Milletin malını satanlardan hesap soramayanlar

Nur içinde yatsın, İlber Ortaylı’yı anmadığım gün yok. Tam da şarkı sözü gibi, “Bana her şey onu hatırlatıyor”.

Her gün telefonumun çalmasını ve kendisi ile dedikodu yapmayı çok ama çok özlüyorum. Sosyetemizin yaşı ileri hanımları ile yemeğe gitmek için beni ekmesini, sonra da bunu kahkahalar ile anlatmasını, Murat Bardakçı ile oturup herkesi kılıçtan geçirmelerini, Celal’e bile arada “Bu konuda cahilsin” demesini ne kadar arıyorum anlatamam.

Ofise gelip birkaç kitap yürütmesini, hatta bazen Adnan Polat’ın kitaplarına dalmasını istiyorum. “Yeme” dediğimiz, önünden kaçırdığımız halde tatlıları götürmesini, aradığında yurt dışındaysam bulunduğum kentin en önemli kitapçısına veya sahafına yollayıp zor bulunan üç beş kitabı aldırmasını çok ama çok özledim.

Bu yüzden anmadığım gün yok, özlemediğim gün yok, bir anı hatırlayıp gözlerimin dolmadığı gün yok.

Ve geçen gün galiba Oray Eğin gündeme getirmiş, “Kızı eşyalarını satıyor” demiş.

Bilip bilmeden konuşmak da bu işte.

Birincisi, ister atar ister satar kime soracak, kendi babası.

İkincisi, “Babasının eşyalarını satıyor” diye çirkin bir itham yapacaksan önce bir arayıp öğreneceksin.

Kızı Tuna’nın dediği gibi İlber Hocamızın bir sürü evi vardı. Kiraya verip gelir elde ettiği evler değil, oturduğu evler.

İlber, hepinizin de bildiği gibi, normal bir adam değildi. Çocuksuydu.

Mesela diyelim ki bize geldi oturduk, sohbet ettik. “Yahu bu mahalle çok güzelmiş. Manzara da iyi. Her yere de yakın. Ben de buralara bir yere taşınayım” der ve gerçekten ertesi gün orada bir ev kiralardı.

Üç gün sonra sıkılır, burayı boşaltmadan başka bir yerde ev alır ya da kiralardı.

Sonra da bazen birinde, bazen diğerinde, akşam eve dönerken hangisine yakınsa orada kalırdı.

Son olarak Yeşilköy’e kafayı takmıştı. Celal’in Yeşilköy’de çocukluğunun geçtiği evi Celal’den almak istemiş, Celal “Al senin olsun” deyince gidip başka bir ev almıştı.

Ben son olarak beş evde kalmışım. Tuna açıkladı. Sekiz evi varmış.

Hepsi lebalep eşya dolu, kitap dolu evler. Sık sık kitaplarını da bağışlardı. Çünkü Türkiye’deki her yayıncı, çıkan kitabından İlber’e yollar, birkaç ay içinde binlerce kitap gelirdi. O da bunları bir yerlere bağışlardı. En iyilerini Galatasaray Üniversitesi’ne bağışlamış, okulda çıkan yangında kitaplar yanınca çok kızmıştı.

Bunların hatıra değeri olanları elbette saklıyor kızı ama o kadar çok eşya var ki, bunları ya birine vereceksin ya da satıp parası ile hayırlı bir iş yapacaksın. Tuna Ortaylı’nın da yaptığı bu.

Ayrıca da isterse atar isterse satar. Hesap mı verecek birine.

Babasının malı sonuçta. Milletin malını satıp savanlardan hesap soramayanlar, babasının malını satana mı hesap soruyor.

Yolsuzlukta da, şakada da çifte standart

Deniz Göktaş’ın tutuklanmasının 11. günü bugün ve adını anan yok.

Deniz’in pek umurunda değildir muhtemelen ama memleketin halini anlamanız açısından hatırlatmak istedim.

Deniz’in tutuklanmasının açıklanan nedeni olmasa da, asıl nedeni “halkın bir bölümünün inandığı dinî değerler ile alay ettiği iddiası”.

Kendisine yönelik sosyal medya linci bu nedenle başladı.

Ancak o günden beri yine sosyal medyada iktidarın ideolojisine yakın hatta dindar ya da dindar görünümlü pek çok komedyenin “din ile”, “İslamiyet ile”, “İslam’ın kuralları ya da şartları” ile dalga geçmek demesek de bu konuları “tiye alan” şovları dolaşıyor.

Öyle şeyler söylüyorlar ki, Deniz’in “Dört kitaptan favorim sonuncusu” demesini dinle dalga geçmek olarak anlayanların, bu şakalar karşısında isyan etmeleri gerekiyor.

Sakın yanlış anlamayın, etsinler demiyorum, böyle şakalar dünyanın her yerinde yapılıyor ve kimse de bu şakaları duyunca dinden, imandan çıkmıyor ama mesele ortadaki çifte standart.

Ama zaten Türkiye’de her şey böyle değil mi.

Yolsuzluk konularındaki çifte standart, şaka konusunda mı olmayacak.

Bizdense her şey mubahtır anlayışı, dinî şakalar konusunda mı olmayacak!

Muhalif falan değil

Bir ricam var.

Hiç kimse Haluk Levent’i muhalif diye damgalamasın ve hiç kimse Haluk Levent’in depremle birlikte ortaya çıktığını iddia etmesin.

Haluk Levent’in “iyilik perisi” olarak toplumda kabul görmesi, 2023 Depremi ile değil, 2021 Orman Yangınları ile başladı.

Bakanlığın yangın uçağı kiralamadığı bir dönemde uçak kiralayıp, yangınlara müdahale ettirerek Ahbap’ın adını kitlelere duyurdu. Deprem yardımlarını toplama konusu sonra geldi.

Muhalif falan da değildi. Kızılay’a tepkili muhalif kitlenin yardımlarını Ahbap’a aktarması Haluk Levent’i muhalif yapmadı.

Tam aksine, o günlerde iktidar kanadının tepkisini toplamaya başlayınca hemen gidip iktidara yamandı. Topladığı yardımların bir kısmını Kızılay’a ve bakanlıklara aktarmaya başladı, iktidarın bakanları ile pozlar verdi. İktidara yakın medyayı mesken tutarak dokunulmazlık kazanmaya çalıştı.

O yüzden kimse “Muhalifler böyle olur işte” demesin.

Haluk Levent ne iktidardır ne muhalif.

Ne zaman insan oluruz?

Ahlaksızın siyasi görüşünün önem taşamadığını anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil
Köşe Yazıları
ROK’un avukatı Mengü: Müvekkilim itirafçı değil

Fatih Altaylı

Ağustos 9, 2026

Medyanın kirli zincirinde daha kimler var?
Köşe Yazıları
Medyanın kirli zincirinde daha kimler var?

Fatih Altaylı

Ağustos 7, 2026

Böyle yasalar referanduma gitmez
Köşe Yazıları
Böyle yasalar referanduma gitmez

Fatih Altaylı

Ağustos 6, 2026

  • Videolar

Tümü
Türk AI girişimine 4 milyon dolar! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Dr. İbrahim Ethem HamamcıTürk AI girişimine 4 milyon dolar!Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:51 İbrahim Ethem Hamamcı kimdir ve akademik çalışmaları neler? 10:54 Kendi şirketlerini kurma süreçleri 11:37 ETH Zurich'de bu araştırma fikri ile nasıl karşılandı ve neden bu araştırmayı tercih etti? 12:39 Yapay zekayı kullanarak tıpta ne geliştirmeyi amaçlıyorlar? 16:33 Yapmaya çalıştıkları gelişim için ne kadar sürede tamamlanmasını öngörüyorlar? 17:08 Kendisine gelen iş tekliflerini neden kabul etmedi? 18:38 Şirketleri nerede ve ekipleri nasıl? 19:07 Şirketlerine yatırım alabiliyorlar mı? 19:48 Şirketlerinin gelişme planları nasıl? 20:27 Şirketlerinde tam olarak ne üretiyorlar? 23:33 Üzerinde çalıştıkları yapay zekanın kişiye özel ilaç üretiminde bir faydası olacak mı? 24:36 10 yıl sonra bu geliştirdikleri iş ile kendisini nerede görüyor? 25:03 Üniversite tercihi yapacak olan gençlere tavsiyeleri neler? 30:48 Bu yaptıkları işi Türkiye'ye taşımayı düşünüyorlar mı? 31:48 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 4, 2026
"Her kuruş yardımın hesabını vereceğiz!" görseli
FatihAltaylı
YouTube
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel & Fatih Altaylı"Her kuruş yardımın hesabını vereceğiz!"Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 01:58 Butlan kararı 05:58 Butlan kararı kimin meselesi? 11:32 Kılıçdaroğlu bu günlerin sinyalini vermiş miydi? 17:16 Halktan böyle bir destek bekliyor muydu? 25:40 CHP'den ayrılma kararı 30:09 AK Parti'ye geçişlerin duracağının garantisi var mı? 48:12 Cemil Tugay kalacak mı? 50:13 CHP'de Özgür Özel'e yakın isimler kaldı mı? 52:50 Yargıtay kararından eminken neden partiden ayrıldı? 56:53 İttifak arayışı olacak mı? 1:01:43 Seçim güvenliğini nasıl sağlayacak? 1:06:25 Ekrem İmamoğlu merkezli bir parti kuruldu? 1:10:03 Özgür Özel'in fezlekeleri ve dokunulmazlığın kalkma ihtimali 1:14:38 Anket sonuçlarına nasıl bakıyor? 1:18:30 Terörsüz Türkiye süreci 1:25:48 ASELSAN'ın özelleştirilmesi 1:26:59 Medyadaki operasyonlar 1:34:19 Bağışların sürmesi için çağrısı olacak mı? 1:41:40 Muhalif medyayla parasal ilişkileri var mı? 1:53:56 Abdest alırken yayınlanan fotoğrafı hakkında ne düşünüyor? 1:57:05 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 3, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Halef'te neler oluyor? görseli
FatihAltaylı
YouTube
İlhan Şen, Biran Damla Yılmaz, Mert DoğanFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: Halef'te neler oluyor?Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:46 Biran Damla Yılmaz dizi teklifi geldiğinde neler hissetti? 05:41 Oynadığı role nasıl büründü? 08:06 Mert Doğan nereli? 09:21 Mert Doğan'nı rolü ve şivesi 11:21 Oynadığı karaktere neler kattı? 17:52 İlhan Şen, ayakkabı eleştirisinden sonra Fatih Altaylı'ya gıcık oldu mu? 19:15 Oyuncular Urfa'yı sevdi mi? 20:40 Urfa'yı gezdiler mi? 22:22 Biran Damla Yılmaz nereli, nasıl bir ailesi var? 26:57 Şehirdışı diziler özel hayatlarını etkiliyor mu? 30:18 Mert Doğan'ın oyunculuk eğitimi nasıl? 33:52 İlhan Şen'in oyunculuk serüveni nasıl başladı? 35:47 Aziz Yıldırım mühendis olduğu için mühendisliği seçtiği doğru mu? 37:22 Best Model yarışmasına neden katıldı? 38:55 Urfa'da nasıl fit kalmayı başarıyor? 41:28 Yaşadığı ilin dışında çalışmak İlhan Şen'in özel hayatını etkiliyor mu? 44:53 Yurt dışında oyunculuk yapma fikrine nasıl bakıyorlar? 48:03 Dizide bu yıl neler olacak? 48:19 Gelecekte başka hedefleri var mı? 50:28 Verdikleri emeğin karşılığında maddi kazançları yeterli mi? 52:22 Senaryonun devamını bilmeden çalışmak zor olmuyor mu? 55:30 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Ağustos 2, 2026