
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Bu alışveriş masum değil
AK Parti seçmeni Kılıçdaroğlu’na kayabilir!
Aynı aymazlıkla devam
Ağıralioğlu: Kayyum bizi de mağdur etti
Tavsiye
Bu alışveriş masum değil
Fatih Altaylı
Temmuz 15, 2026
Yazı İçeriği
Bu alışveriş masum değil
AK Parti seçmeni Kılıçdaroğlu’na kayabilir!
Aynı aymazlıkla devam
Ağıralioğlu: Kayyum bizi de mağdur etti
Tavsiye
Haluk Levent meselesi, bir kumarbazın kendisine emanet edilen yardımları ahlaksızca cebellezi etmesinden çok daha öte bir yere evriliyor.
Olayın öznesi “kumar borçlarını ödeyemediği için hapse giren zavallı bir bağımlı” olmaktan bir suç makinesine doğru evriliyor.
Gelen bilgiler, aktarılanlar, anlatılanlar çocukluktan başlayan bir “kötülüğü” işaret ediyor.
Mesela Haluk Levent’in ünlü olmadan çok önce, kardeşinin yerine baktığı halı sahada, aynı saati birkaç kişiye birden satıp, sonra da paraları alıp kaçtığını bu vesile ile öğreniyoruz.
Ya da bir arkadaşının evinden çek koçanını çalıp, imzasını taklit ederek bu çeklerle Antalya’da birçok mağazadan beyaz eşya alıp bu eşyaları nakit paraya sattığını, durumu fark eden arkadaşı çeklere bloke koydurunca çeki alan esnaflardan biri icralık olup batınca adamcağızın canına kıydığını anlatıyor mağdurlar.
Türlü rezillik, türlü hikaye.
Ama Levent’in geldiği nokta iyi niyet suistimalinde bambaşka bir boyut. Bireysel bir ahlaksızlıktan çıkıp örgütlü suça evrilmiş bir suç lideri.
Hele hele operasyonu tetiklediği söylenen olay son derece karanlık.
Kız çocuklarına iyilik yapmak için acılı bir babayı dolandırma hikayesi çok da tutarlı değil.
Milyarları olan bir iş insanı, kız öğrencilere yurt yapması için Haluk Levent’e 60 milyon dolarlık gayrimenkul devretmiş. Fabrikaların, alışveriş merkezlerinde dükkanların, arazilerin yurt yapmakla ne alakası varsa artık!
Yersen.
Levent bu gayrimenkullerin parasını ödememiş de, ondan başlamış her şey.
Milyarlarca lira değerinde gayrimenkul, ortada bir sözleşme, bir para, bir çek, bir senet, bir sepet olmadan devrediliyor.
Koskoca Holding’in tüm bu işlemlere nezaret edecek bir hukukçusu bile yok.
Çok açık ki, ortada bir “hayır” işi ya da bir iyiliğe destek değil, bambaşka karanlık bir iş var.
Haluk Levent’in birilerine mesaj verme amaçlı açıklamaları ve siyasetçileri de işe dahil ederek “şantaj” yapmaya başlaması da boşuna değil.
Anlaşılan o ki, Haluk Levent gerçek bir suç dehasıymış.
Şarkıcı olmasa Daltonların da, Casperların da pabucunu dama atarmış.
AK Parti seçmeni Kılıçdaroğlu’na kayabilir!
Benim programa katıldığında Özgür Özel’in çok büyük bir oy potansiyeline sahip olduğunu söyleyen MAK Araştırma’nın patronu Mehmet Ali Kulat, “Ama yeni parti kurmak için acele etmeleri lazım. Ağustosu geçirmemeleri lazım. Yoksa işin heyecanı, gazı kaçar” demişti.
Ancak verdiği süre henüz dolmadığı halde, daha sonra katıldığı programlarda Özgür Özel’in kuracağı partinin 4-5 civarında oy alabileceğini söylemeye başladı.
Siyasette ne değişti de Kulat’ın söylemi değişti, bilmiyorum ama dürüst olduğunu zannetmiyorum. Şunu da söylemiş olayım, bu kadar tutarsızlıkla benim kapım artık ona kapalı.
Ancak ben de artık Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin umulandan daha yüksek oy alabileceğini düşünmeye başladım.
Ve Kılıçdaroğlu bu oyları Özgür Özel’in temsil ettiği “gerçek CHP”lilerden değil, tam aksine AK Parti tabanından alacak.
Kılıçdaroğlu artık CHP’nin oylarını değil, AK Parti’nin oylarını bölmeye başladı.
Çünkü AK Parti tabanının yıllardır izlediği ve söyledikleri her şeye kayıtsız şartsız inandığı iktidar yanlısı televizyonlar sürekli olarak Kılıçdaroğlu propagandası yapıyorlar.
Kılıçdaroğlu şöyle iyi, Kılıçdaroğlu böyle iyi. Biz onu yanlış tanımışız, aslında PKK’lı değilmiş, FETÖ’cü hiç değilmiş, hain değilmiş, yalancı değil tam aksine doğrucu Davutmuş, söylediği her şey belgeliymiş.
İktidar yanlısı tüm kanallarda Kılıçdaroğlu övgüleri, methiyeleri yapılıyor.
Sürekli.
Bu kadar yoğun bir yayının bu kanallarda söylenenlere inanmayı adet edinmiş bir seçmen kitlesini etkilememesi mümkün değil.
Ekonomik krizden ötürü zaten iktidarla arası limoni olan ama gitmeyen AK Partili seçmene gitmesinde mahzur olmayan bir adres gösteriyor iktidar medyası.
İlginçtir, Kılıçdaroğlu’nu destekleyen troller de bir dönem İletişim Başkanlığı yapan kişinin beslediği trollerle neredeyse birebir aynı yöntemlerle çalışıyor.
Sanki ondan devralınmış gibi.
Bu yüzden de Kemal Kılıçdaroğlu, yapılacak seçimlerde beklenmedik bir oy alabilir.
Geçmiş iki seçimde AK Parti’den kaçan seçmenin MHP’ye gittiğini görmüştük.
Bu kez de Kılıçdaroğlu CHP’sine bir kayma olabilir.
Hele bir de Kılıçdaroğlu da Cumhur İttifakı’na katılırsa.
Aynı aymazlıkla devam
Kılıçdaroğlu demişken, adamda siyasi tavır değişiyor ama özü hiç ama hiç değişmiyor.
Eskiden yalan yanlış eline tutuşturulan belgelerle AK Parti’yi ve AK Partilileri suçlar sonra rezil olurdu.
Şimdi de yine eline tutuşturulan belgelerle CHP’lileri suçluyor yine rezil oluyor.
Nasıl bir maliyeci ise belge okumaktan bile aciz olduğu Man Adası belgeleri ile ortaya çıkmış, madara olmuş, davaları kaybetmiş, iktidarı en zayıf anında haklı çıkarmıştı.
Bakan Adil Karaismalioğlu’nu yapılmayan bir işe milyonlar ödemekle itham etmiş, sonra bu işin yapılmadığını ama ödemenin de olmadığını belgesi ile gözüne sokmuşlardı. Bir kez daha madara olmuştu.
İktidara karşı çok dava kaybetti bu cehaleti ile.
Şimdi aynı şeyi başına oturtulduğu partiye, sözde genel başkanı olduğu, kayyumu olduğu partiye, CHP’ye karşı yapıyor.
Bir il örgütünün şişirilmiş faturalarla bir medyaya para aktardığını söylüyor.
Sonra bu faturanın asla ödenmediği, yanlış kesildiği için iade edildiği ortaya çıkıyor. Ne yalan söylediği için veya ne de yanıltıldığı ortaya çıktığı için zerre utanmıyor.
Üzülmeyen, sevinmeyen, insani hiçbir duyguyu sergilemeyen yüzü kızarmıyor.
Ağıralioğlu: Kayyum bizi de mağdur etti
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu aradı.
Biraz sohbet ettik.
Konuştuklarımızın tamamını aktarmayacağım. Çünkü Yavuz Bey ile aramızda bazen bir iletişim sorunu oluyor.
Sözlerinden benim anladığımın farklı, onun söylediğinin farklı olduğunu düşünüyor Ağıralioğlu.
O yüzden ancak kamera karşısında konuştuklarını yayınlarım.
Ancak bir cümlesi çok netti. Onu paylaşacağım.
“Kayyum atamasının tek mağduru Özgür Özel değil. Tüm siyaset mağdur oldu. Başta da biz. Tam partiyi 5-6 bandına getirip, barajı geçeceğimiz duygusunu topluma verecektik. Bu kayyum işi çıktı. Şu anda CHP dışında hiçbir şey konuşulmuyor. Söyleyeceğimiz hiçbir şey duyulmuyor. Varsa yoksa Kılıçdaroğlu-Özel. Sadece biz değil diğer tüm partiler bu işin mağduru. Ülke siyaseti, ülkenin tüm sorunları bir kayyum meselesine indirgendi. Ekonomi batmış, vatandaş aç, pahalılık almış başını gitmiş, hiçbirini konuşamıyoruz. Belki de iktidarın istediği de buydu” dedi.
Haklı mı, ne dersiniz?
Tavsiye
Bugün Ertuğrul Özkök, yüz tanıma sistemleri ile ilgili çok ilginç bir yazı kaleme almış.
Okumanızı tavsiye ederim.
Şaşıracak ve belki de korkacaksınız.
Türkiye, bu gibi sistemlerde Avrupa’nın ve dünyanın pek çok ülkesinin çok ilerisinde. Ancak bu kadar ileride olmak insan hakları açısından ne kadar doğru? Bazıları hayatımızı kolaylaştıran bu sistemler, e-devlet dediğimiz uygulamalar bir yandan da içerdikleri güvenlik açıkları nedeniyle bizler için risk mi barındırıyor?
Bu konuları ele alabilsek millet için çok iyi olacak ama abuk sabuk konularla uğraşmaktan bunlara sıra gelmiyor.
Ne zaman insan oluruz?
Duygusu olandan değil, duygusu olmayan insandan korktuğumuz zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







