
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
Başka bir futbol
TRT’nin hatırını sordular
Dursun Özbek ve adam seçimleri
İktidar CHP’yle oynarken
Arınma ya da katarsisi anlamamak
Başka bir futbol
Fatih Altaylı
Temmuz 20, 2026
Yazı İçeriği
Başka bir futbol
TRT’nin hatırını sordular
Dursun Özbek ve adam seçimleri
İktidar CHP’yle oynarken
Arınma ya da katarsisi anlamamak
Pek de ilgimi çekmeyen ve yarı finallere kadar bir iki maçını izlediğim Dünya Kupası, kötü bir final maçı sonrası İspanya’nın oldu.
Kupanın en güzel ve hatta tek güzel tarafı, Trump’ın neredeyse nefret ettiği İspanya’ya kendi eliyle kupa vermesi, madalya takması ve arsızca İspanyolların sevinç karesine girmeye çalışması oldu.
Finallerin gösterdiği en önemli şey, FIFA’nın her geçen gün daha kirli bir örgüt haline geldiğini kanıtlaması oldu. Bir FIFA profesyonelinin FIFA’nın yöneticisi yapılması, FIFA’yı ve futbolu arındırmak bir yana parayı verenin düdüğü çaldırdığını gösterdi ve FIFA’yı daha da şaibeli bir örgüt haline getirdi.
Katar, ABD ve Suudi Arabistan’a final organizasyonlarının veriliş biçimi mide bulandırırken, artık saha içi de mide bulandırıcı hale geldi.
Artık çok net ki futbolun en zayıf halkası, hakemler ya da belki “yolsuzluğun” önemli bir parçası. Turnuvaya “FIFA Arjantin’i tutuyor” söylemi damga vururken, hakemler de bu söylemi haklı çıkaracak her şeyi üst üste yapınca komplo teorisi gerçeğe dönüştü.
FIFA’nın Türkiye’de derbi yönetmiş torpilli hakemi finalde bile kirliliği gözümüze soktu.
İspanya’nın buz gibi golü, ne olduğu tam olarak anlaşılmayan bir gerekçe ile yok yere iptal edildi. Bahane bulabilse büyük ihtimalle Torres’in golünü de iptal ederdi. Maç boyunca en az iki kırmızı kart görmesi gereken Parades’e kırmızı kartı da ancak maç bittikten sonra gösterebildi.
Bu hakemler ve FIFA’nın bu “parayı önceleyen” yaklaşımı ile sonunda futbol değerini yitirmeye başlayacak ve başka bir oyuna dönüşecektir. Şimdilik bunun önündeki en önemli engel, ABD’de futbolun hâlâ çok da benimsenmemiş olması.
İspanya’nın şampiyonluğu ise “Başka bir futbol mümkün” anlamına geldi.
İspanya turnuvayı sadece 1 gol yiyerek, yarı final ve final maçlarında kalesinde pozisyon bile görmeden, kalecisi son iki maçta kurtarış yapmadan kazandı.
Turnuvanın en “pahalı” takımı da değillerdi. Fransa ve İngiltere’nin futbolcu değerleri daha yüksekti. Lamine Yamal dışında süper star denilebilecek oyuncuları da yoktu.
Buna karşın, kupayı bir zamanların İtalya’sının yaptığı gibi antifutbolla, sadece savunma yaparak da kazanmadılar. Tam aksine rakiplerine büyük de bir üstünlük kurdular. Cape Verde karşısında kötü başladıkları turnuvayı, zirvede tamamlarken, bundan 50 yıl önce Hollanda’nın yaptığı gibi futbola yeni bir anlayış getirdiler. Üstelik de Hollanda bu anlayışını kupa şampiyonluklarıyla taçlandıramazken, İspanya bunu da becerdi.
Bunun sinyallerini PSG’nin başındaki Luis Enrique ile vermişti İspanyol futbolu ama milli takımın mesajı çok daha güçlü oldu.
Acaba bizim Montella İspanya’nın oynadığı futbolu değerlendiriyor mu!
Federasyon Başkanı Hacıosmanoğlu’nun yapmadığından eminim. Anladığım kadarıyla o şu anda Kaya Çilingiroğlu’nu tehdit etmekle meşgul.
TRT’nin hatırını sordular
TRT yönetimi benden duymuş olmasın ama maçın devre arasında bayağı bir hakaret hatta küfür yediler.
Futbolun, Dünya Kupalarının ve hatta tüm büyük spor olaylarının açılış ve kapanış törenleri izleyici tarafından merak edilir, ilgiyle seyredilir.
Bu Dünya Kupası’nda da şov dünyası ile ünlü ABD’nin finalin devre arasında yapacağı organizasyon çok merak ediliyordu hatta bu şov için devre arasının yarım saate çıkarılacağı konuşuluyordu.
Yarım saat olmadı ama 15 dakikayı biraz aşan devre arasında gerçekten ilginç bir şov olmuş, dünyaca ünlü starlar sahne almış.
Mış diyorum çünkü biz izleyemedik.
TRT bu arada 15 Temmuz ile ilgili hazırladıkları bir dizinin tanıtımını yaptı ve anlamsız yorumlar yapan birkaç yorumcuyu ekrana çıkarmayı tercih etti.
Nedenini bilmiyoruz.
Şovda müstehcenlik olması mümkün değildi çünkü bu konuda ABD televizyonları bizden daha tutucu. Öyle aşırı bir müstehcenlik olamazdı.
Niye böyle yaptılar, bilmiyoruz.
Ama TRT yöneticilerinin epey bir hatırlarının sorulduğunu biliyoruz.
Dursun Özbek ve adam seçimleri
Hazır futboldan girmişken, biraz da benim takıma değinmek isterim.
Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek başkanlıktan düşüp, birkaç yıl aradan sonra geri gelince başka bir adam oldu. İlk döneminde ne kadar başarısız ise, bu döneminde de o kadar başarılı.
4 şampiyonluk önemli ama daha önemlisi kurumsal olarak yaptıkları
Kemerburgaz tesisleri tamamlandı. Ali Sami Yen arazisine mükemmel tesislerin temeli atıldı. Kuruçeşme ve Kalamış’taki sosyal tesisler mezbelelik olmaktan çıktı, İstanbul’un yüz akı sayılabilecek iki yer haline geldi.
Bu kadar başarılı işler yapan Dursun Özbek, bir yerde çok vahim hatalar yaptı ve yapmaya devam ediyor.
Adam seçiminde. Hiçbir işine yaramayan, kulübe bir katkı sağlamayan ve sadece kulübün adını lekeleyen birtakım adamları başarılı bir şekilde bulup yönetimlere sokuyor. Üstelik de bunu kulüp için yararlı, kulüp için maddi manevi hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan Ahmet Yüce gibi adamları kırma, onlara yalan söyleme pahasına yapıyor.
Bunun son örneği Maruf Güneş. 50 yıllık kulüp üyesiyim, kendisini ne gördüm ne tanırım ne de bilirim.
Birdenbire yönetici olarak gördük.
Ve şimdi de bir bahis soruşturmasında adı geçiyor.
Neymiş, soruşturmaya konu olan dönemde Galatasaray’da yönetimde değilmiş.
Yönetimdeymiş veya değilmiş bana ne!
Galatasaray’da yöneticiysen bahis oynamayacaksın kardeşim.
Bu kadar basit.
Bahise meraklı isen yönetici olmayacaksın. Yöneticiliği seviyorsan bahis mahisten uzak duracaksın.
Sakın bana başka kulüpleri, başka kulüplerin başkanlarını, yöneticilerini örnek göstermeyin.
Onlar benim kulübüm değil sonuçta.
Ben bu adam seçme konusundaki başarısızlığı ile Dursun Özbek’i biraz Ekrem İmamoğlu’na da benzetiyorum.
Bilmem yanılıyor muyum!
İktidar CHP’yle oynarken
İktidar, CHP ve CHP içindeki dengelerle çok başarılı biçimde oynuyor.
Önce kayyumu atadılar.
Kayyum partiyi darmadağın edecek adımları peş peşe atmaya başladı. CHP’yi Melih Gökçek çizgisine çekecek tipleri partinin yüzü haline getirdi.
Seçilmiş yönetim bu sonucu doğuran kararının bir an önce Yargıtay’a gönderilmesini istedi.
2 ay boyunca bu yapılmadı.
Partiyi kayyumdan kurtarma umutlarının sıfıra yaklaştığı bir noktada halk desteğini de arkasına alan seçilmiş yönetim yeni partinin hazırlıklarına hız verdi. Tam bu sırada iktidar yeni bir hamle yaptı.
2 ayın sonunda mahkeme kararı, tam da adli tatil öncesi Yargıtay’a yollandı.
Yeni parti kurmaya hazırlanan seçilmiş genel başkan ve yönetimi birdenbire ikileme düştüler. Yargıtay’dan kendi lehlerine çıkacak bir karardan hemen hemen eminler. İyi de ne zaman. Yeni parti kursan, Yargıtay’dan lehte karar çıksa partiden gitmiş olacaksın. Yeni partiyi kurmasan Yargıtay kararı gecikirse ya da aleyhte çıkarsa gecikmiş olacaksın.
İki ucu boklu değnek.
İktidar ve yargısı CHP ile çok iyi oynuyor.
Ancak bunun iktidarın seçmen gözündeki yerini güçlendirdiğini söylemek pek de mümkün değil.
İktidar CHP’yi yok ediyor ama bunun iktidarı var edeceğini de söylemek çok zor.
Tam aksine kaosu körüklüyor.
Bu da gelecek için iyi olmuyor.
Arınma ya da katarsisi anlamamak
Benim sevgili editörüm ve Fayn’ın kurucularından Semin Gümüşel Güner’in eşi Necdet Celal Güner, CHP’deki kayyum yönetiminin “arınma” söylemi üzerine çok hoş bir analiz yapmış.
Çok hoşuma gidince sizinle paylaşmak istedim:
“Katarsis (arınma) nedir? Sokrates, Platon, Aristoteles’in antikçağında Atina (polis), Sparta’dan farklı olarak, kozmopolit, tüccarlar vasıtasıyla kültürlerarası etkileşimin yoğun olduğu ve doğrudan demokrasiyle yönetilen bir şehir devletiydi.
Bu dönemde sadece modern felsefenin değil, tragedya (Sophokles) ve komedyanın da (Aristofanes) tohumları atıldı.
Şehir devletlerini yöneten tiranlar (Drakon ve Solon) yönetme meşruiyetlerinin halk tarafından sorgulanmaması ve düzenin devamını desteklemek amacıyla bu sanatlara karşı çıkmadılar. Hatta mimari unsurlarla zımnen bu sanatların sergilenmesine onay verdiler.
Sahnelenen bu eserlerde genelde kahramanın ahlak dışı bir hareketinden ötürü bir ‘hamartia’ gerçekleşir. Yani kahramanın talihi menfi yöne evrilmeye başlar.
İzleyici de bu kahramanın hamartia’sından etkilenerek acıma, korku ve suçluluk hissedip bir katarsis (arınma) yaşar. Çünkü aynı durumun kendi başına da geleceğini hisseder, kendini sahnedekinin yerine koyar.
Aslında bu cehape’nin ‘arınma’ kelimesi buradan, yani Yunan tragedyalarından apartılmış sığ ve yüzeysel bir tanımdır.
Burada milletin asıl arınması gereken, özcehape ya da Akcehapecikler ya da doktrinsiz hâlâ biz ‘Atatürk’ün partisiyiz’ retoriğinden, ‘baba ocağı’ muhabbetinden öteye gidemeyen zihniyettir.”
Ne zaman insan oluruz?
İki gün TT yapıp, sonra unutmadığımız zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







