
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
FETÖ METÖ
FETÖ’nün meşhur ilanları
İş insanına şahsen borçlu olan siyasetçi dürüst olamaz
Gördüğüm en iyi Bodrum
Maduro’dan haberi olan var mı!
Coğrafyada kuantum dönemi
FETÖ METÖ
Fatih Altaylı
Temmuz 16, 2026
Yazı İçeriği
FETÖ METÖ
FETÖ’nün meşhur ilanları
İş insanına şahsen borçlu olan siyasetçi dürüst olamaz
Gördüğüm en iyi Bodrum
Maduro’dan haberi olan var mı!
Coğrafyada kuantum dönemi
Dün 15 Temmuz’un yıldönümüydü.
Darbe girişiminin.
O akşam uçakla Cenevre’den dönüyordum. Montreux Caz Festivali’nden.
Uçak Atatürk Havalimanı’na inip, tekerleklerini yere koyunca telefonumu açtım.
Binlerce mesaj.
“Ne oluyor? Bilgin var mı?”
Birkaç telefon görüşmesi ile durum aydınlandı benim için.
Önce o sırada Bodrum’da olan eşimin sorusuna yanıt verdim.
“Fetullahçılar darbe yapmaya çalışıyor ama belli ki çuvallayacaklar. Aklını cemaate rehin vermiş askerin yapacağı darbe bu kadar olur. En fazla bir iki güne bastırılır. Sen Bodrum’da kal.”
Bu arada havalimanı çıkışında taksi bekleyen kalabalığa baktım, “Taksi maksi beklemeyin, gelmez. Yürüyerek ana yola çıkın belki bulursunuz” diye bağırdım.
Bavulumu sürükleye sürükleye o sırada havalimanının girişine doğru ilerleyen iki tankın arasından geçerek Basın Ekspres yoluna doğru yürüdüm. Bir iki kilometre sonra şoförüme ulaştım, arka yollardan eve gittim. Bavulumu bırakıp, gelişmeleri daha iyi izlerim diyerek Habertürk binasına geçtim. Tam bu sıralarda CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da havalimanından çıkmış ve dönemin Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine sığınmış, CHP’nin namusunu TBMM’ye ilk koyanlardan biri olan Özgür Özel kurtarmış. Onu da sonradan öğrendik.
Afrika’nın muz cumhuriyetlerinde bile rastlanmayacak türden acemice bir darbe girişimiydi. Panikleyen darbeciler erken harekete geçmişti ve çuvallamışlardı. O akşamın ve ertesi günün karanlık noktaları hâlâ aydınlanmış değil.
Sonrası malum, bir temizlik başlatıldı. Kurusu yaşı demeden yargıda, asker ve sivil bürokraside on binlerce kişi ya içeri atıldı ya da işinden oldu. Ne yalan söyleyeyim, pek çok azılı FETÖ’cü içeri atıldı ama pek çok bilinen FETÖ’cüye de hiç ama hiçbir şey olmadı. “Biz yanılmışız” deyip çıktılar işin içinden ve biliyoruz ki, aslında hâlâ aynı sistemin içindeler. Bunun temel nedeni de iktidar içinde, FETÖ ile iletişime geçmemiş, FETÖ ile isteyerek ya da mecburen iş tutmamış kişi sayısının çok az oluşu. Bunların bir bölümü gerçekten FETÖ ile bağlantısız ama çok ciddi bir kısmı da Erdoğan sonrasını bekliyorlar ve şu anda da hayli aktifler ve yeniden ufak ufak örgütlendiklerine dair emareler var.
FETÖ ile gerçekten mücadele eden ya da edilmesini isteyen kişi Erdoğan bence.
Bunu şahsi bir mesele olarak görüyor. Eski, kökten Milli Görüşçülerin önemli bir bölümü FETÖ ile bağlantı kurmadılar. Bunu biliyoruz. AK Parti’ye yakın medyada Gülencilerle asla yakınlaşmamış isimler az değildi. Buna örnek olarak Yusuf Ziya Cömert’i, Nuh Albayrak’ı verebilirim.
Darbe girişimi atlatıldı ama FETÖ’den tam olarak arındık mı çok emin değilim.
Yöntemleri hâlâ geçerli ve bu yöntemlerle hâlâ iş tutanlar var.
Darbe girişiminden ders alındı mı!
O konuda hiç şüphem yok. Alınmamış.
Darbe girişiminden bir iki gün sonra Numan Kurtulmuş ile program yapıyorduk.
Kendisine “Bu darbe girişiminden ders çıkardınız mı? Şimdi FETÖ’nün yerini METÖ almaz değil mi?” diye sormuştum.
O da “Kimse merak etmesin” demişti.
Bugün ne yazık ki, merak ediyoruz.
Hem de çok.
FETÖ’nün meşhur ilanları
FETÖ ile ilgili en çok konuşulan olaylardan biri de Gülencilerin, örgütün en güçlü zamanında gazetelere verdiği “teşekkür” ilanlarıydı.
Gülen hastalanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Sonrasında da kendisini arayıp geçmiş olsun diyen yüzlerce siyasetçinin, gazetecinin, sivil toplum önderinin adlarının yazılı olduğu tam sayfa ilanlar gazetelerde yayınlanmıştı.
Yok yoktu. Biri hariç tüm parti genel başkanları, tüm gazete yayın yönetmenleri, başbakanlar, cumhurbaşkanları.
Herkes.
Genel yayın yönetmeni olarak bir tek benim ismim ilanda yer almıyordu.
Çünkü o sırada Zaman gazetesi genel yayın yönetmeni olan Ekrem Dumanlı beni aramıştı.
“Hoca efendi yanımda. Kendisine bir geçmiş olsun demek ister misin?” demişti.
“Hayır istemem. Kendisi ile konuşmak istemiyorum. Geçmiş olsun falan da demiyorum” deyip kapatmıştım.
Kimilerine göre kabalıktı ama zaten böyle konularda kibarlığımla ünlü değildim.
Bunun bedelini FETÖ’cüler bana ödetti elbette. Alakam olmadığı halde adımı “Alo Fatih”e çıkaracak şekilde dinleme bantları yayınladılar. Bunlar benim hapse atılmaktan daha çok üzdü ama doğru olmanın da bir bedeli var bu ülkede.
Seve seve ödediğimiz bir bedel.
Ve bugün FETÖ’den arta kalanların yeniden etkin olduğunu görmek de çok üzüntü verici.
İş insanına şahsen borçlu olan siyasetçi dürüst olamaz
İki yıldır sorduğum soruya, en sonunda zoraki de olsa verilen yanıt “dürüst Kılıçdaroğlu efsanesi”nin de sonu oldu.
“Ofislerimin kirasını, kullandığım araçların parasını ve yanımda çalışanların maaşını bir iş adamı veriyor” dedi ve bitti.
O iş insanı, siyasetle, CHP ile hiçbir işi olmayan sadece gönül bağı ile bunları yapan biri olsaydı belki yine işin iler tutar bir yanı olurdu ama iş öyle değilmiş.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun masraflarını karşılayan iş insanı dediği aslında bir müteahhitmiş.
CHP’nin tüm organizasyonlarını yapan firmaların sahibiymiş.
Kurultayları, Kılıçdaroğlu’nun mitinglerini, Butlan davasını açan eski AK Partili Hatay Belediyesi’nin ve birkaç belediyenin tüm organizasyonlarını yapan ve Kılıçdaroğlu dönemi CHP’sinden milyarlar alan bir iş insanıymış.
Dürüst Kılıçdaroğlu bu işte.
Tüm bunları nereden öğrendik.
Şaban Sevinç’ten.
Şaban Sevinç kim?
Bir dönem Hürriyet’te beraber çalıştığımız gazeteci arkadaşımız. İyi de gazetecidir.
Sevinç, bu iş insanının Nafer Çapar olduğunu söyledi.
İyi ki söyledi ama bir yandan bu söyleyiş, bir başka soruna işaret etti.
Gazeteci - siyaset ilişkisine.
Şaban Sevinç CHP adına RTÜK’te görev yaptı ve Halk TV, CHP’nin malı iken Halk TV Genel Yayın Yönetmeni idi.
Şimdi ister istemez aklımıza şöyle bir soru geliyor.
“Acaba Şaban Sevinç bu bilgiye daha önce vakıf mıydı?”
Evet, iyi ki açıkladı ama acaba daha önce açıklamalı mıydı!
Yine de “dürüst Kılıçdaroğlu” demenin doğru olmadığını artık biliyoruz.
Cebine para atmamış olması ya da mutfağının çok kötü görünüyor olması dürüst olduğunu göstermiyor.
İş insanları ile şahsi akçeli işlere girdiğiniz anda dürüstlükten söz edemezsiniz. İş insanlarına borçlandığınız anda dürüstlük sona ermiştir.
Şimdi düşünüyorum da, 2023 yılında seçimleri kaybettikten sonra Kılıçdaroğlu bir tatile çıkmış ve geceliği 15 bin dolar olan bir otelde kalması, şimdi Kılıçdaroğlu’nu dürüst ilan etmeye çalışan iktidar medyası tarafından gündeme getirilmişti.
Acaba o otelin iktidar medyasının tabiriyle “milyonları bulan” faturasını da Nafer Çapar mı ödedi, yoksa bilmediğimiz başka müteahhitler de var mı!
Gördüğüm en iyi Bodrum
Bodrum’u bırakıp İstanbul’a dönmek hem iyi hem kötü.
Bodrum kalabalık.
İstanbul’da hava bir garip. Sıcak ve nemli.
Ancak Bodrum’la ilgili şunu söylemem lazım.
Genç Başkan Tamer Mandalinci seçildiği zaman ne yalan söyleyeyim başarılı olup olmayacağı konusunda şüphelerim vardı.
Ancak bu yıl Bodrum, 1970’lerin sonundan beri geldiğim bu ilçenin gördüğüm en iyi hali diyebilirim.
Yollar yapılmış ve bakımlı.
İlçenin büyük bölümü tertemiz.
Parklar, bahçeler gıcır gıcır.
Kalabalığa rağmen hizmetlerde aksama yok.
Ve arada kesintiler olsa da sular akıyor.
Genç Başkan oldukça başarılı.
Kendisiyle hiç karşı karşıya gelmedim.
O yüzden buradan kutlamak istiyorum.
Maduro’dan haberi olan var mı!
Venezuela’daki depremde bir Türk müteahhit tarafından yapılan yüzlerce toplu konut yerle bir olmuş, en çok ölüm bu konutlarda meydana gelmiş.
Şaşırtıcı mı!
Tabii ki değil.
Bir ara bizim TOKİ’nin Venezuela’ya el atması ile övünüyorduk.
Türk müteahhitlik sektörü için hiç de iyi bir referans değil.
Ama belli ki, orada da Türkiye benzeri bir durum var.
Denetim eksik. Aynı müteahhit doğru düzgün yönetilen bir ülkede iş yapsa sonuç böyle olmazdı.
Tabii Venezuela haberlerini görünce insanın aklına ister istemez Maduro geliyor.
Önce Chavez, ardından halefi Maduro Türkiye ile iyi dosttu ve yanındaydık.
Amerika herifi paketleyip götürdü. Aylardır hakkında ne bir haber var, ne bir ses, ne bir seda. Son hatırladığımız elleri ayakları zincirli yürütülüşü.
Dostları da pek candan çıkmadı.
Halini hatırını soran yok.
Merak eden yok!
Coğrafyada kuantum dönemi
Hürmüz Boğazı’nın yeni adı Schrödinger Boğazı olmuş.
Çünkü aynı anda hem açık hem kapalı olabiliyormuş.
Geçmeden açık mı kapalı mı kimse bilmiyormuş.
Yeni adı kim koyduysa çok iyi bulmuş.
Ne zaman insan oluruz?
Ülkeler zenginlikle değil huzurla sıralandığı zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar







