İstanbul 20°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • Yedek partisizliğin riskleri

  • Bu verilerle tutuklama olmaz

  • Hani kuvvetler ayrılığı, hani demokrasi vardı!

detail banner reklam

Yedek partisizliğin riskleri

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Temmuz 21, 2026

Yazı İçeriği

  • Yedek partisizliğin riskleri

  • Bu verilerle tutuklama olmaz

  • Hani kuvvetler ayrılığı, hani demokrasi vardı!

Geçen seneden beri CHP ile ilgili iki “olumsuz” olasılıktan söz ediliyordu.

Kırk katır mı kırk satır mı türünden iki olasılık. Kapatma veya butlan olasılıkları.

Bunlar haliyle CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de soruluyordu. Özel de her iki ihtimali de bir olasılık olarak görmediğini söylüyor ama bir yandan da “Yedek partimiz hazır” diyordu. Yaptığı ve yaptığımız konuşmalardan anlayabildiğim kadarı ile Özel, butlan kararı ile birlikte Kılıçdaroğlu’nun atanma ihtimalini çok ama çok zayıf görmekle birlikte, gerçekleşmesi halinde bile partiyi geri alabileceklerine ve parti örgütünün ve tabanın Kılıçdaroğlu’nu hızla bertaraf edeceğine inanıyordu.

Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılma ihtimalini daha yüksek görüyor ve buna karşı da bir yedek parti olduğundan söz ediyordu.

Sonunda olmaz denilen oldu. Önce “kırk katır” gerçekleşti.

Butlan kararı ile utanma özürlü bir yönetim CHP’yi ele geçirdi ve partiyi kırk satırla doğramaya başladı. Partinin hakiki genel başkanı Özgür Özel’e ve CHP’lilere kalan ise yeni bir parti seçeneği oldu.

Ve anladık ki, aslında ortada “yedek bir parti” yokmuş. Şimdi önce yeni kurulacak partinin adını belirlemek ve sonra da yeni partiyi kurmak için İçişleri Bakanlığı’na başvurmak gibi bir gereklilik ortaya çıktı.

Bu, Özgür Özel ve arkadaşları için “zorlu” bir durum.

Çünkü Türkiye’de parti kurmak her ne kadar kolay olsa da eğer “Devlet” istemiyorsa, işler o kadar da kolay olmayabiliyor.

Kolaylığı şurada. Herhangi bir izne gerek yok. 30 Türk vatandaşı bir araya gelip, gerekli belgeleri İçişleri Bakanlığı’na teslim ettiği anda parti kurulmuş oluyor. Belgeler de öyle atla deve belgeler değil. Partinin adını, genel merkezinin adresini, partinin ve kurucularının iletişim bilgilerini, mesleklerini belirten ve tüm kurucular tarafından imzalanmış matbu bir form.

Tüzük ve program, her kurucunun kurucu olabilme niteliğini taşıdığına dair birer beyanname, kurucuların nüfus kayıt örnekleri ve adli sicil belgeleri. Bunları İçişleri Bakanlığı’na teslim ettiğiniz anda parti kurulmuş oluyor.

Ama işin bir de aması var.

Yeni Türkiye’de bu her zaman bu kadar kolay olmayabiliyor. Bunun en bilinen örneği Yeşiller Partisi. Daha önce Türkiye’de iki kez açılıp kapanan Yeşiller Partisi, 2019 yılında üçüncü kez siyasi hayata katılma kararı aldı.

Yarısı kadın toplam 110 kurucunun imzası ile 2020 yılında İçişleri Bakanlığı’na başvurdular. İzin gerekmediği için bir engel yok gibi görünüyordu.

Ancak İçişleri Bakanlığı, kuruluş dilekçesini ve formunu kabul etmedi. Bir kayıt açmadı. Defalarca yapılan başvurular sonuçsuz kaldı. O zamanlar ben bu meseleyi defalarca kaleme aldım, siyasi hayata katılma özgürlüğü engelleniyor diye yazdım. İki yıl boyunca bir sonuç elde edemediler, partiyi kuramadılar.

Sonunda Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular ve üç yılın sonunda parti “Anayasa Mahkemesi kararı ile kuruluşumuzun önündeki engeller kalktı” açıklaması yaptı.

Bir diğer mesele ise seçimlere katılabilme yeterliği.

Bunun içinde yeni kurulmuş partinin seçimlerden en az altı ay önce Türkiye’deki illerin en az yarısında ve ilçelerin en az üçte birinde örgütlenmiş olması ve büyük kongrelerini tamamlamış olması şart. Yeni parti bunu yapabilecek kapasitede ama bir erken seçim halinde seçime girmesi imkansız.

Erken seçim beklemiyorum ama bu da ayrı bir sorun olarak ihtimaller dahilinde.

Peki, başka bir parti çatısı altına girmek olabilir mi!

O da zor, ki bunu zaten geçtiğimiz iki ay içinde gördük.

Merhaba dedikleri parti “Bize katılmak istiyorlar” diye ortalığa atlıyor, en “dandik” parti bile kendini iktidar adayı olarak gördüğü için de olmayacak taleplerde bulunabiliyor.

Tabii ben Yeşiller’e çıkarılan engeller, Özgür Özel ve arkadaşlarına da çıkarılmaz, Türk siyaseti iyiden iyiye gerilmez diye düşünüyorum, umuyorum.

Ama yine de tüm olasılıkları göz önüne almakta fayda var.

Çünkü biliyoruz ki, yeni parti siyasi bir risk olarak görülürse, en olmaz dediğimiz şey bile olabilir.

Bu verilerle tutuklama olmaz

Oğuzhan Uğur da tutuklandı.

Doğrusu hiç ama hiç ihtimal vermiyordum tutuklanacağına.

Çünkü medyaya yansıyan suçlamalar ve sorulan sorular tutuklanma ihtimalini zayıflatıyordu.

Açık söyleyeyim, ilk anda “Acaba mı?” kuşkusu oluşmuştu çoğunluk gibi bende de.

Banka yurt dışından gelen yüksek miktarda parayı “şüpheli işlem” olarak MASAK’a bildirmiş ve inceleme sonucunda soruşturma başlamıştı. Ciddi bir durum gibi görünüyordu.

Sonra basına yansıyan tarafları okudum. Eğer tüm suçlamalar bundan ibaret ise “tutuklama kararı” biraz abartılı bir “tedbir” olmuş.

Dediğim gibi, açık kaynaklardaki bilgiler ortada tutuklamaya değer bir durum olduğunu göstermiyor.

“Şüpheli işlem” denilen yurt dışından geldiği söylenen miktar 14 bin TL. Ve anlaşıldığı kadarı ile YouTube’dan gelen para. Yayınların izlenmesi karşılığı gelen ve miktarına bakılırsa büyük ihtimalle Reels’lerin izlenmesinden kaynaklanan bir gelir.

Daha büyük miktardaki para ise Oğuzhan Uğur’un Gain yayın platformu ile yaptığı bir anlaşmadan kaynaklanan bir gelir. Ve zaten o günlerde Oğuzhan Uğur ve hatta başka YouTube yayıncıları Gain ile yaptıkları bu anlaşmaları neredeyse davul zurna ile duyurmuşlardı. Uğur bunu duyururken Gain’in yönetim kurulunda da yer alacağını, platforma danışmanlık yapacağını da söylemişti.

O sırada Gain’in sahibi kara para ile anılan biri değil, her yerde inşaatlar yapan, İstanbul’un neredeyse tüm spor kulüpleriyle sponsorluk anlaşmaları imzalayan, Galatasaray’ın stadyumuna adını veren Rams Grubu’ydu. Yani belirsiz kaynaklardan, gizli fonlardan gelen bir para göründüğü kadarıyla mevzubahis değildi. Gain’den gelen bu para ile şirket üzerine bir ev almıştı. O da kayıtlardaydı.

Birkaç kez gidip geldiği ve hacim yarattığı söylenen para ise bir otomobil alımından kaynaklanıyordu. 9 milyon TL’lik bir ödeme banka havalesi ile yapılmış, ancak isim yanlışlığı nedeniyle geri dönmüş, isim düzeltilerek tekrar yollanmıştı. Herkesin başına gelebilecek sıradan bir hataydı. Yaratılan sözde “hacmin” kimseye ne bir faydası ne de bir zararı olmuştu.

Vergi açısından sorun var mıydı, bu verilerle bilemeyiz ama açıklanan veriler kaynağı belirsiz bir paraya işaret etmiyor.

Hatta Oğuzhan Uğur’un yayıncılıktan çok da fazla para kazanamadığını gösteriyor. Çünkü bu gelirlerden Oğuzhan Uğur ekibine maaş ödüyor, vergi ödüyor, işletme masraflarını yapıyor.

Dediğim gibi eğer ortada bilmediğimiz, açıklanmamış bir şey yok ise, Ahbap Derneği ile arasında bilmediğimiz bir para alışverişi söz konusu değilse Oğuzhan Uğur’un tutuklanması “haksız” bir karardır. Zannederim, Adil Tatil bitmeden, ya da en geç ilk celsede sona erecektir.

Hani kuvvetler ayrılığı, hani demokrasi vardı!

Dünyanın gerçekten boku çıkmış vaziyette.

Bir zamanlar tüm dünyaya “demokrasi ve hukuk” dersi veren Amerika Birleşik Devletleri’nde olan bitene bakınca, bizde olan bitene de normal gözüyle bakmaya başlayacağız neredeyse.

Duydunuz muhtemelen, New York Belediye Başkanı Mamdani, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun New York’a ayak basması halinde tutuklanabileceğini, çünkü Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılmış bir savaş suçlusu olduğunu söyledi ve böyle bir kararı destekleyeceğini açıkladı.

Bu durum İsrail’de büyük bir tedirginlik yarattı hatta Trump ile Netanyahu arasındaki gerilimle de ilişkilendirilip, ABD’de bu yönde bir siyaset değişiminin olup olmadığı ile ilgili kuşkular doğurdu. Acaba Amerika, Netanyahu’ya satmaya mı hazırlanıyordu.

Ve ardından Trump’ın açıklaması geldi.

“Böyle bir şeye izin vermem. Netanyahu Amerika’yı ziyaretinde herhangi bir şekilde veya nedenle tutuklanmayacaktır. Bunun garantisini veririm” dedi.

Haydaaaa.

Ne kadar iddialı bir cümle değil mi!

Eee, hani Amerika’da yargı bağımsızdı. Eeee, hani Amerika’da güçler ayrılığı vardı, eee hani Amerika’da demokrasi check and balance prensibi üzerinden yürüyordu.

Demek ki öyle değilmiş.

Peki durum Avrupa’da farklı mı!

Şimdilik belki. Ama ya bir süre sonra.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da konuğum olan bir Alman yargıç “Almanya’da olanlara ve söylenenlere inanamıyorum. AfD seçimi kazanırsa başta göçmenler olmak üzere pek çok konuda yargı kararlarına uymayacağını açık açık söyledi. Onların bunu söylemesi belki siyasi olarak mümkün ama asıl felaket olan kimsenin bu sözlere tepki göstermemesi. Son olarak böyle söylemler karşısındaki tepkisizliği 1930’larda görmüştük. Bu iyi bir işaret değil” dedi.

Tüm Avrupa’da benzer durumlar gelişiyor.

Görünen o ki, Rusya ve Çin tüm dünyaya rejim ihraç etme konusunda herkesten daha başarılı oldu.

Komünistken başaramadıklarını şimdi başarıyorlar.

Ne zaman insan oluruz?

O partinin seçmenlerinin tiksindiği insanlar o partilerin başına çökmediği zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Merrill Lynch de iade edecek mi!
Köşe Yazıları
Merrill Lynch de iade edecek mi!

Fatih Altaylı

Ekim 21, 2026

Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık
Köşe Yazıları
Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık

Fatih Altaylı

Ekim 20, 2026

Savunma sanayiine Japon övgüsü ve NATO
Köşe Yazıları
Savunma sanayiine Japon övgüsü ve NATO

Fatih Altaylı

Ekim 19, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Olgun TokerFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:24 Oyunculuğa nasıl başladı? 10:42 Okulu kazanamayıp dönseydi ne olurdu? 12:21 İlk sahnesi 15:22 İlk dizi teklifi ne zaman geldi? 20:07 Hayat Şarkısı’ndaki Almancı rolü 22:50 Almancılık nereden geliyor, neden Almancı sanıyorlar? 27:46 Eşiyle nasıl tanıştı? 31:41 Darbukatör Bayram rolünü reddetmesi 32:21 Oyuncular bazı rolleri aldığına pişman olur mu? 35:28 Futbola merakı var mı? 36:07 Dizisi neden kalktı? 37:19 Kafasında yeni bir proje var mı? 41:09 Bu işin maddi yönünü mü seviyor, manevi yönünü mü? 44:09 Dijital platformlardaki işlere nasıl bakıyor? 48:23 Futbol üzerine bir film çekme isteği neden var? 50:59 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 18, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Eda EceFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu”Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:05 Eda Ece'nin hikayesi nasıl başladı? 08:38 Üniversite eğitimi ile oyunculuğu bir arada nasıl götürdü? 16:50 "Yasak Elma" dizisi nasıl oluştu? 23:19 Bir senaryo yönetmeyi düşünüyor mu? 25:58 "Pis Yedili" dizisi 29:33 Batuhan Tuncer ile olan evliliği 39:47 "Tuzlu Kahve" dizisinin başlangıç hikayesi 45:56 Eda Ece'nin gelecekteki planları neler? 53:01 Astrolojiye olan ilgisi 59:21 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 11, 2026
Dünyanın geleceği çiplere mi bağlı? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ayşegül İldeniz & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimDünyanın geleceği çiplere mi bağlı?00:00 Giriş 03:43 İleriye bakan tabiri nedir? 11:28 Çip neden bu kadar önemli hâle geldi? 23:42 Çip üretimi için ne kadar bir yatırım lazım? 24:29 Çin’deki çip durumu ne? 28:12 Veri merkezlerinin durumu ne olacak? 33:59 Amerika altyapıyı yenilemeyi düşünmüyor mu? 35:23 Veri merkezleri dünyaya yayılabilir mi? 37:45 Yapay zekâ şirketlerinin büyüklüğü nereye kadar gidecek? 43:22 Yapay zekâ bir balon oluşturdu mu? 46:10 Yapay zekâ işleri nasıl ele geçirebilir, işleri elimizden alabilir mi? 53:58 Yapay zekâ hukuk ile nasıl ilişkilendirilecek? 1:00:16 Yapay zekânın fikri gelişir mi? 1:01:27 “Next Big Thing”, bir sonraki büyük şey terimi, kavramı nedir? 1:05:39 Kitabında nelerden bahsediyor? 1:09:23 “Brain Rot” kavramı nedir? 1:11:13 Otomobil teknolojisi nereye gidiyor? 1:17:53 Yapay zekâ dünyada bir fırsat eşitliği sorunu mu? 1:29:43 Kapanış
Ekim 11, 2026