
Fatih Altaylı
Yazı İçeriği
İletişim
Hakimlerin işi zor
24 saat uzun süre
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
İletişim
Fatih Altaylı
Mart 26, 2026
Yazı İçeriği
İletişim
Hakimlerin işi zor
24 saat uzun süre
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iddiaları karşısında sessiz kalmasının ve Özgür Özel’e ilk gün yaptığı birkaç açıklama dışında yanıt vermemesinin nedenini Şamil Tayyar açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akın Gürlek’e “Özgür Özel ile polemiğe girme” talimatı vermiş.
Şamil Tayyar bunu Adalet Bakanı’ndan aldığı bilgiye dayanarak söylüyor.
Yani tahmin değil gerçek.
Ve bu gerçek bir şeyi, AK Parti’nin nasıl 23 yıl iktidarda kaldığını ve Erdoğan’ın bu 23 yılın sonunda nasıl her şeye rağmen hâlâ en güçlü lider olduğunu anlatıyor.
Erdoğan sadece bir siyaset değil aynı zamanda bir iletişim dehası.
Cumhurbaşkanı şunu biliyor, Özgür Özel’in iddiaları yüzde 100 yanlış ya da yüzde 100 doğru olsa bile Akın Gürlek bu iddialara yanıt vermediği müddetçe mesele tek taraflı olarak kalacak ve ister istemez bir süre sonra sönümlenecek, etkisini kaybedecek.
Adalet Bakanı’nın vereceği her yanıt, söyleyeceği her kelime, ağzından çıkacak her yorum yeni tartışmaların, yeni çatışmaların fitilini ateşleyecek ve kamuoyunun gündemini daha çok işgal edecek.
Gürlek’in edeceği her bir fazla kelime ya da her bir eksik cümle iddiaları ve tartışmayı gündeme getiren tarafın işine yarayacak.
Konu büyüyecek, dallanıp budanacak.
Gürlek’in her savunması, yeni suçlamalara zemin hazırlama olasılığını barındıracak.
Bunları engellemenin tek yolu ne?
Susmak.
Erdoğan, siyasal iletişim dâhisi olarak bunu görüyor ve konunun büyümesinin önünü kesiyor. Meselenin kontrol dışı bir alanda tartışılmasını engelliyor.
Büyük bir ihtimalle savunma yapan gazetecilerin de zekasına güvenmiyor.
“Kim sızdırdı” diyen “dahi” gazetecinin aslında iddiaların gerçek olduğu algısını yarattığını görüyor.
Yakında Gürlek’i savunduğunu zannederek batıran gazeteciler de büyük ihtimalle susacaklardır.
Çünkü iletişim stratejisi bunu gerektiriyor.
Erdoğan meseleyi AK Parti seçmeninin görüş alanı dışındaki Halk TV ve Sözcü TV benzeri bir alana hapsetmeyi tercih edeceğinin sinyalini de vermiş oluyor.
Cumhurbaşkanı’nın bir hamlesi daha var. Onu da gözden kaçırmayın.
Bu APP plaka ve otomobillerdeki müzik sistemi, kamera gibi aksesuarlara yönelik cezai uygulamayı erteledi.
Orada da bu uygulamanın daha çok AK Parti tabanını etkileyeceğini gördü.
Bu sıradan gibi görünen konuda bile anında tedbirini aldı.
Seçmeninin canını yakacak her şeyi görüyor, biliyor.
Tüm bunlar AK Parti aleyhine yükselen dip dalgayı engeller mi bilmiyorum.
Ama Erdoğan’ı hafife almanın bedelinin muhalefet açısından ağır olduğunu 2023 seçimlerinde herkes gördü. Muhalefet bundan dersini aldı mı!
Bakın işte ondan emin değilim.
Hakimlerin işi zor
Şu anda hukukçulara “Kimin yerinde olmak istemezsiniz?” diye sorulsa herhalde 40. Ağır Ceza Mahkemesi hakiminin yerinde olmak istemeyiz, derler.
İBB davasında çok ilginç gelişmeler oluyor.
Gizli ve açık tanıkların, itirafçıların veya iftiracıların ifadeleri giderek daha garip bir hal alıyor.
Tanık kürsüsüne çıkanların neredeyse tamamı “Ben öyle demedim”, “Ben o gün öyle demiştim ama aslında görmedim”, “Bana 'Serbest kalırsın' dedikleri için o ifadeyi verdim ama aslında bu konuda bilgim yoktu”, “Benim ifadem kayda alınırken değiştirilmiş” gibisinden cümleler sarf etmeye başladılar.
Davadan, celselerden bize yansıyanlar bu şekilde.
Mahkemeden canlı veya cansız bir yayın yapılmadığı için aktarılanları okuyoruz ve gördüklerimiz bunlar.
İddia makamı somut delil olarak ne koyacak bilmiyoruz ama tanıklar açısından dava davacıların istediği şekilde gitmiyor.
Bu davada en azından sanıkların bir bölümü açısından mahkumiyet bekleyenler için bunlar olumlu gelişmeler değil.
Davanın “tanık ayağı” çöküyor.
Elbette ki tanıklar ne mahkumiyet için yeterli, ne de beraat için.
Tanıklar tam tersini söyleyip, savcılık ifadelerine sadık kalsalar da bu sanıkların mahkumiyeti için yeterli olmazdı.
Tersini söylüyor olmaları da beraat için yeterli olmayacak.
Önemli olan deliller.
Para hareketleri, banka kayıtları, elde edilmiş nakitler.
Eğer ilerleyen günlerde deliller de ortaya koyulamazsa, mahkeme heyetinin yani ağır ceza hakimlerinin işi zor.
Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamama durumu olabilir.
Henüz davanın çok başındayız.
Ancak temel şu an için sağlam görünmüyor.
Bakalım ilerleyen günlerde neler göreceğiz.
Keşke canlı yayınlansaydı da daha net görebilseydik.
24 saat uzun süre
Geçen sene bu zamanlar Türkiye’nin NATO’dan çıkmasını, çıkmıyorsa atılmasını konuşuyordu herkes.
ABD’deki Türkiye karşıtı lobi ve 1 Mart 2003 Tezkeresi’nden bu yana Türkiye karşıtı tavır alan Pentagon generalleri ve neo-conlar “Türkiye’yi NATO’dan atalım” diye bas bas bağırıyorlardı.
Şimdi geldiğimiz noktaya bakın.
ABD içinde Başkan Trump’a yakın bir grup, ABD’nin NATO’dan çıkmasını konuşurken, NATO’dan atılması istenen Türkiye’de yeni bir “NATO Çokuluslu Kolordu” kurulması ve bunun karargahının Türkiye’de, İzmir’de olması planlanıyor ve bunun için çalışmalar da başlamış bile.
Daha da ilginci, yakın zamana kadar Türkiye aleyhtarı bir tutum içinde olan Batı medyasında, Türkiye karşıtı olmak giderek neredeyse bir suç, hadi suç demeyelim, bir ayıp haline geldi.
Buna Yahudi lobisinin kontrolündeki medya organları da dahil.
Eskiden Türkiye’de iç siyasette 24 saat çok kısa süreydi.
Şimdi uluslararası siyasette de 24 saat çok kısa süre olmaya başladı.
NE ZAMAN İNSAN OLURUZ?
Suçlarken de aklarken de özen gösterdiğimiz zaman.
X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.
Geçmiş yazılar
Videolar





