İstanbul 15°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • DEM’in bu tavrı süreci bitirir

  • Bunların tepesine başkası binemezdi

  • AB kendi değerlerine sahip çıkmazsa

  • Yanıtsız soru

  • Babanızın malı gibi

  • Sosyal medyada FETÖ hesapları

detail banner reklam

DEM’in bu tavrı süreci bitirir

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Ağustos 27, 2026

Yazı İçeriği

  • DEM’in bu tavrı süreci bitirir

  • Bunların tepesine başkası binemezdi

  • AB kendi değerlerine sahip çıkmazsa

  • Yanıtsız soru

  • Babanızın malı gibi

  • Sosyal medyada FETÖ hesapları

Devlet ve iktidar tarafından “barış sürecine” karşı muhalefetten ve hatta Cumhur İttifakı’nın bazı üyeleri tarafından yapılan ve yapılacak eleştirilere yönelik “Provoke etmeyin, provokasyonlara alet olmayın” uyarısı yapıldı.

Ben de bu uyarıya hak vermekle beraber bir başka ve önemli uyarıda bulundum ve “Ben asıl ‘Kürt milliyetçilerinden’ ya da benim yıllardır kullandığım tanımla ‘Kürt faşistlerinden’ gelecek provokasyonlardan çekiniyorum.” yazdım.

Demek istediğim şuydu; PKK ve siyasal uzantısı durumundaki DEM Parti, PKK’ya, savaşı kazandıktan sonra terhis edilen ordu muamelesi yapmamalı.

Ancak ne yazık ki DEM Parti, en azından DEM Parti içindeki bazı isimler tam da böyle davranmaya meyilli görünüyor.

Tülay Hatimoğulları’nın “PKK’lı şehitleri anma töreninde” yaptığı konuşma tam da benim yaptığım uyarının neden yapıldığını ortaya koyan türdendi. Sadece orada değil, başka yerlerde başka DEM Partililer benzer tavır içindeler.

Öcalan’ın İmralı arkadaşı, Çetinkaya Mağazası katliamının faili hâlâ her yerde konuşarak, damarlara basmaya devam ediyor.

Tribünlerde İstiklal Marşı ıslıklanıyor.

Bir yandan aklıselim davranmaya çalışanlar, her türlü riski göze alarak terörün sona ermesi için konuşuyor, ikna etmeye çalışıyor, diğer yandan sorumsuz bir DEM Parti ya da PKK kitlesi barış sürecini destekleyenleri zora düşürecek ve tepkileri arttıracak her türlü hareketi yapıyor.

Oysa daha ortada fazla bir şey yok.

Evet, bir yasa çıkarıldı ama uygulama başlamadı. Önce, DEM Partililerin de onayladığı yasanın çok açık biçimde “terör örgütü” olarak tanımladığı PKK silah bırakacak. PKK’nın tüm silahları bıraktığını Türk makamları yani TSK ve MİT teyit edecek.

Bu teyit sonrasında Cumhurbaşkanı öncülüğünde adımlar atılacak.

Peki, DEM Parti bu tavrını sürdürürse, zaten bu yasayı tabanını kızdırma pahasına destekleyen Cumhurbaşkanı, adım atar mı yoksa “Çerçeveyi siz kırdınız” demeyi tercih mi eder!

Bence ikincisi.

Çünkü DEM’in tavrı nedeniyle zaten kendi tabanında oy kaybettiren, Kürt seçmenden pek de kayda değer oy getirmediği anlaşılan bu süreçten siyaseten de zarar gördüğünü hesaplar.

Tabii belki de DEM Parti’nin mevcut milletvekilleri bu sürecin ilerlemesini ve PKK’lılara bir af gelmesini istemiyor da olabilirler.

Çünkü eğer PKK’lılara af gelir ve aktif siyasete katılırlarsa, kendilerine yer kalmayacağını anlamış olabilirler.

Dağdan gelen “kıdemliler”, bağdaki “konformistleri” kovabilirler.

Belki de süreci provoke ederek, koltuklarını koruyor da olabilirler.

Yoksa göz göre göre süreci bozmaya çalışacak kadar şuursuz olduklarını zannetmiyorum.

Bunların tepesine başkası binemezdi

Yıllardır cemaat ve tarikatların kamu kurumlarında örgütlenmelerinin ne kadar tehlikeli olduğunu yazıp anlattık.

Bundan tam 20 yıl kadar önce o zaman adı Gülen Cemaati olan grubun kamu kurumlarında örgütlenerek kendi hiyerarşisini yaratmasının sakıncalarına dikkat çektiğim bir yazıdan sonra, bazı önemli isimlerle “Sen inançlara saygı göstermiyorsun” tartışması yaşadım.

Cemaatler din alanı dışına çıkıp örgütlendiği için eleştiriyorum, ibadet ettikleri için değil dedim ama inandıramadım.

Daha sonra FETÖ felaketi yaşandı ama yine de hiç kimsenin aklı pek de başına gelmedi.

Ve şimdi bir kez daha görüyoruz ki, bu yapıların devlet içinde, kamu kurumlarında örgütlenmesi devletin temel görevlerini yapmasını engeller hale gelmiş. Üstelik sadece FETÖ de değil, al birini vur öbürüne durumu var.

İşte son olay.

Bir cemaatin lideri, yerini almak isteyen bir başka grup tarafından öldürülmüş. Öldürülen kişi Adli Tıp’ta incelenmiş ve ölüm normal raporu verilmiş.

Şimdi 10 yıl sonra fethi kabir yapılıyor. Ceset çıkarılıyor, yeniden inceleniyor, eski inceleme fotoğrafları yeniden gözden geçiriliyor ve 10 yıl sonra “Galiba boğularak öldürülmüş.” diye yeni bir tespit yapılıyor.

Peki 10 yıl önce bu tespit yapılamaz mıydı!

Muhtemelen yapılmıştı ama Adli Tıp ve muhtemelen Adalet Bakanlığı içinde örgütlenen bu cemaat, gerçeğin ortaya çıkmasını engelledi.

Benzer bir durumu BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünde de gördük.

Bunlar gördüklerimiz. Bu kurumlarda bu kadar etkili olan cemaatler, kimbilir başka neler yaptılar.

Hangi hukuk davaları, hangi ticari davalara bu şekilde müdahil oldular; hukuku, adaleti kimbilir başka nerelerde kendi menfaatleri doğrultusunda eğip büktüler.

Bu nedenle bugün bu mücadele önemlidir.

Bu mücadeleyi AK Parti iktidarında, Erdoğan niteliklerinde biri ülkeyi yönetirken yapmak önemlidir.

Çünkü bunu başka bir iktidar yapsa “Dindarlara saldırıyorlar” diyerek örtbas etmeye kalkışır ve suç örgütü haline gelmiş cemaatleri korumak için her şeyi ve herkesi devreye sokarlardı.

Bugün bu mücadele önemlidir. AK Parti’nin kendinden sonraya kalacak en önemli mirası belki de bu mücadele olacaktır.

AB kendi değerlerine sahip çıkmazsa

Anlaşıldı ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına bir kez daha uyulmayacak.

AİHM’in son derece sert kararına karşı Türkiye’de bir adım atılmayacak.

Osman Kavala açık hak ihlaline karşı serbest bırakılmayacak.

Normal şartlarda böyle bir kararın, Anayasa’nın açık hükmüne ve imza attığımız anlaşmalara rağmen uygulanmamasının tek bir sonucu olurdu.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliği askıya alınırdı.

Geçmişte bu bir kez yaşandı.

Ancak bugünkü uluslararası konjonktür buna uygun değil.

Avrupa Birliği ülkeleri de kendi değerlerine artık sahip çıkmıyor, bırakın sahip çıkmayı onlar da pek çok hukuksuzluğu hoş görüyorlar.

Bu yüzden de Türkiye rahat. Bu kararı da uygulamayacak. Çünkü AB’nin bir yaptırımının söz konusu olmayacağını biliyor.

Yanıtsız soru

Dün akşam televizyonda haberleri izlerken bir dostum aradı ve bir soru sordu.

“Barış sürecine destek verdiğini söyledin. Kim vermez ki, kim savaş, çatışma sürsün diyebilir ki. Ama Osman Kavala hapisteyken, muhaliflere bu denli baskı uygulanıyorken, belediye başkanları hapisteyken, Demirtaş gibi bir Kürt siyasetçi hapisteyken, Osman Kavala AİHM kararına rağmen hapiste tutulurken, milletvekili Can Atalay hâlâ hapisteyken, sen Türkiye’de demokratik olduğu iddia edilen bir sürecin samimiyetine hâlâ inanabiliyor musun!”

Tam yanıt vermeye hazırlanıyordum ki, televizyon ekranından bir alt yazı geçmeye başladı.

Ankara’da ödenmeyen maaşlarını ve tazminatlarını alabilmek için eylem yapan maden işçilerini destekleyen iki sendikacı, Maden İş Başkanı Gökay Çakır ve sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu tutuklanmıştı. Zaten son derece zayıf olan sendikalara, bir darbe daha vurulmuştu.

Oysa Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın işçilere destek veren ve maaşları ödememekte direnen SSS Yıldızlar Holding’i sert biçimde eleştiren sosyal medya paylaşımının üzerinden daha 24 saat bile geçmemişti. Bu paylaşımı görünce, demek ki, işçiler lehine bir gelişme olacak diye ummuştuk, yalan yok. Çünkü ne dese oluyordu.

Ama bu kez olmamış hatta tam tersi olmuştu.

Sustum. Yanıt veremedim. Oysa inanıyorum diyebilmeyi çok isterdim.

Babanızın malı gibi

Sağ olsunlar zaman zaman muhalefet olarak bilinen gazetelerden teklif alıyorum.

“Gel, bizde yaz” diye.

Kabul etmiyorum. Bağımsız, özgür, kendi başıma buyruk olmayı tercih ediyorum. Ne başkalarının yaptıklarının sorumluluğunu alayım, ne de başkaları benim yazdıklarımın veya yaptıklarımın sorumluluğunu alsın.

Tek yazdığım yer, şu anda okumakta olduğunuz kendi adımı taşıyan internet sitesi.

Rahatça okuyabilmeniz için Google reklamlarını da kısıtlıyoruz. Her tuşa bastığınızda karşınıza bir reklam çıksın ve onunla boğuşun istemiyoruz. Sadece az sayıda sabit reklamımız var ve sizin okuma alanınıza da asla girip çıkmıyorlar. Belki ciddi bir gelirden oluyoruz ama sizin konforunuz ve okurken sinir olmamanız daha önemli.

Fakat ne yazık ki, benim yazılar orta malı.

“Bize yaz” tekliflerini geri çevirdiğim gazeteler dahil, hemen her internet sitesi benim yazılarımı alıp babasının malı gibi kullanıyor. Kullansınlar buna da itirazım yok ama lütfen adam gibi kullansınlar. Yazının anlamını değiştirecek düzenlemeler yapmasınlar, yazının anlamını değiştirecek başlıklar atmasınlar, anlam kaymasına neden olacak biçimde yazının bütünlüğü ile oynamasınlar.

Mesela dün bir yazı yazdım. Cüneyt Özdemir’e üslubunu yanlış bulduğumu, bunun kendisine de yakışmadığını ve Berk Esen’den özür dilemesinin doğru olacağını söyleyen dostça bir yazı. Bir gazetenin internet sitesi “Altaylı’dan Özdemir’e tarihi ayar” diye alıp yayımlamış bunu. Haydaaa. Yahu ben kim oluyorum da ona buna ayar veriyorum. Birilerine ayar vermek ne haddime. Sadece dostça bir uyarı, arkadaşça bir ricada bulunmuşum Cüneyt’ten. Bu kadar.

Sağ olsun o da, ya benim yazım üzerine ya da çevresindekilerin de uyarması ile çıkıp üslubunun yanlış olduğunu kabul etmiş ve bir daha bu üslupta konuşmayacağını söylemiş. Doğru olanı yapmış.

Yani diyeceğim o ki, yazılarımı kullanıyorsunuz. Kullanın, bir şey diyemem. Ama babanızın malı değil onlar. Ben nasıl yazdıysam lütfen öyle kullanın.

Sosyal medyada FETÖ hesapları

Bazı sosyal medya hesapları, iki yıl üç yıl önce söylediklerimi sanki dün söylemişim gibi, üstelik de kesip biçerek yayınlıyorlar. Maksatları belli, beni hedef haline getirmek. Çok da önemsemiyorum. İt ürüyor kervan yürüyor diye bakıyorum meseleye.

Ancak geçenlerde bir dostumla yaptığım bir söyleşi de benzer bir şekilde bağlamından koparılacak şekilde parçalanıp, sosyal medya üzerinde bu hesaplardan paylaşılınca, dostum bunu içine sindirememiş.

Bazı tanıdıklarından rica ederek “Bunu yapan kimler” diye araştırmaya başlamış.

Ortaya çıkan şu.

Bunların büyük bölümü FETÖ bağlantılı hesaplar. Geçmişte FETÖ ile iş tutmuş bazı isimler de bu gibi troll saldırılarında devreye girip olayı köpürtmeye kendi çaplarında köpürtmeye destek oluyorlar. Genelde kadın isimlerine açılmış hesaplarla bu işleri yapıyorlar.

Bu bilgiyi benimle paylaşınca hiç şaşırmadım.

Parsel parselin hakkını vermeye çalışmaları çok normal.

Ne zaman insan oluruz?

Olumlu yönde değişene “Niye değiştin?” diye hesap sormadığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Merrill Lynch de iade edecek mi!
Köşe Yazıları
Merrill Lynch de iade edecek mi!

Fatih Altaylı

Ekim 21, 2026

Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık
Köşe Yazıları
Bulls Yatırım avukatı: Biz SPK’yı uyarmıştık

Fatih Altaylı

Ekim 20, 2026

Savunma sanayiine Japon övgüsü ve NATO
Köşe Yazıları
Savunma sanayiine Japon övgüsü ve NATO

Fatih Altaylı

Ekim 19, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!" görseli
3 Gün Önce
FatihAltaylı
YouTube
Olgun TokerFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Almancı değilim, Adanalıyım!"Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:24 Oyunculuğa nasıl başladı? 10:42 Okulu kazanamayıp dönseydi ne olurdu? 12:21 İlk sahnesi 15:22 İlk dizi teklifi ne zaman geldi? 20:07 Hayat Şarkısı’ndaki Almancı rolü 22:50 Almancılık nereden geliyor, neden Almancı sanıyorlar? 27:46 Eşiyle nasıl tanıştı? 31:41 Darbukatör Bayram rolünü reddetmesi 32:21 Oyuncular bazı rolleri aldığına pişman olur mu? 35:28 Futbola merakı var mı? 36:07 Dizisi neden kalktı? 37:19 Kafasında yeni bir proje var mı? 41:09 Bu işin maddi yönünü mü seviyor, manevi yönünü mü? 44:09 Dijital platformlardaki işlere nasıl bakıyor? 48:23 Futbol üzerine bir film çekme isteği neden var? 50:59 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 18, 2026
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu” görseli
FatihAltaylı
YouTube
Eda EceFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: “Tuzlu Kahve hayaldi gerçek oldu”Hayattaki gerçek lüks, kaliteli bir uykudur. Kaliteli uyku deneyimini keşfetmek için Yatsan mağazaları ve yatsan.com’a davetlisiniz. www.yatsan.com Teke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 03:05 Eda Ece'nin hikayesi nasıl başladı? 08:38 Üniversite eğitimi ile oyunculuğu bir arada nasıl götürdü? 16:50 "Yasak Elma" dizisi nasıl oluştu? 23:19 Bir senaryo yönetmeyi düşünüyor mu? 25:58 "Pis Yedili" dizisi 29:33 Batuhan Tuncer ile olan evliliği 39:47 "Tuzlu Kahve" dizisinin başlangıç hikayesi 45:56 Eda Ece'nin gelecekteki planları neler? 53:01 Astrolojiye olan ilgisi 59:21 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor. #işbirliği
Ekim 11, 2026
Dünyanın geleceği çiplere mi bağlı? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Ayşegül İldeniz & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimDünyanın geleceği çiplere mi bağlı?00:00 Giriş 03:43 İleriye bakan tabiri nedir? 11:28 Çip neden bu kadar önemli hâle geldi? 23:42 Çip üretimi için ne kadar bir yatırım lazım? 24:29 Çin’deki çip durumu ne? 28:12 Veri merkezlerinin durumu ne olacak? 33:59 Amerika altyapıyı yenilemeyi düşünmüyor mu? 35:23 Veri merkezleri dünyaya yayılabilir mi? 37:45 Yapay zekâ şirketlerinin büyüklüğü nereye kadar gidecek? 43:22 Yapay zekâ bir balon oluşturdu mu? 46:10 Yapay zekâ işleri nasıl ele geçirebilir, işleri elimizden alabilir mi? 53:58 Yapay zekâ hukuk ile nasıl ilişkilendirilecek? 1:00:16 Yapay zekânın fikri gelişir mi? 1:01:27 “Next Big Thing”, bir sonraki büyük şey terimi, kavramı nedir? 1:05:39 Kitabında nelerden bahsediyor? 1:09:23 “Brain Rot” kavramı nedir? 1:11:13 Otomobil teknolojisi nereye gidiyor? 1:17:53 Yapay zekâ dünyada bir fırsat eşitliği sorunu mu? 1:29:43 Kapanış
Ekim 11, 2026