İstanbul 23°
FatihAltayli

Fatih Altaylı

Diğer yazıları

Yazı İçeriği

  • “Bile bile lades”i yazdık mı yazmadık mı!

  • Eleştiren medyanın önemini anladınız mı

  • Bunların donuna kadar almayacak mısınız!

  • Alacaklılar ne kadar alır?

  • Suriye’de demokrasi kültürü

  • Merak etmeyin pistte sorun yok

detail banner reklam

“Bile bile lades”i yazdık mı yazmadık mı!

Köşe Yazıları

Fatih Altaylı

Eylül 20, 2026

Yazı İçeriği

  • “Bile bile lades”i yazdık mı yazmadık mı!

  • Eleştiren medyanın önemini anladınız mı

  • Bunların donuna kadar almayacak mısınız!

  • Alacaklılar ne kadar alır?

  • Suriye’de demokrasi kültürü

  • Merak etmeyin pistte sorun yok

Bir felaketin gelmekte olduğunun ilk sinyali, bir bakan yardımcısının mevcut pozisyonundan pasif bir göreve atanması ile hissedilmişti. Bu değişiklik iki yerden sinyal veriyordu. Bakan yardımcısının Bebek Otel soruşturmasının içine dahil edilen Enver Çevik ile ilişkisi ve bakan yardımcısının eşinin Bulls Yatırım yönetiminde olduğu biliniyordu. Bakan yardımcısının aniden görevden alınması bir işaretti aslında.

Ve balon patladı. Şaşırtıcı mı! Değil.

Siz bakmayın “Aaa, nasıl oldu bu ya!” diye hayret etmiş gibi yapanlara.

Hiçbiri şaşırtıcı değil. Biliniyordu. Bekleniyordu. Aslında kimse şaşırmadı.

Kimsenin şaşırmadığı mesele, borsada patlayan skandal. Tera, Pusula, musula hikayesi.

Ekonominin pusulasını şaşırtırsanız, olacağı budur. Yanlış pusula kullanan, karaya oturur, gemiyi batırır.

Bir okur sosyal medya üzerinden bana sitem etmiş.

“Memlekette kıyamet kopuyor, borsa allak bullak. Sen köşe yazmıyorsun. Formula 1 pisti yazıyorsun.”

Haklı mı!

Haklı.

Haksız mı?

Haksız.

Doğru, iki gündür bu konuda bir şey yazmadım çünkü iki gündür yurt dışındaydım, hiçbir şey yazamadım ki bunu yazayım. Ama iki gündür yazmadım diye yazmamış olmuyorum. Üstelik ben olay olduktan sonra değil, olmadan önce yazmayı marifet bilirim.

Olmadan yazmış mıyım! Yazmışım. Hem de kaç kere. Birkaç örnek vereyim mesela.

İki üç ay önce şöyle demişim:

“Bir başka uyarı ise borsa daha doğrusu SPK tarafında.

Türkiye’nin artık sadece yasa dışı bahis değil, bir de borsa sorunu var.

İstanbul Borsası’nda, SPK’nin gözü önünde ve hatta onayıyla akıl almaz işler oluyor.

Yüksek borçlu, yüksek riskli şirketlere peş peşe halka açılma izinleri veriliyor.

Hadi verilsin, isteyen riske ortak olsun diyebilirsiniz. Ama bu riskler açıklanmıyor, küçük yatırımcının görüp anlayabileceği riskler değil. Bu şirketler halka açılıyor ve halktan aldıkları parayı şirkete değil, patronların cebine koyup kısa süre içinde hisse değerlerini onda bire düşürüyorlar. Çok örnek sayarım da. Haklı iken boş yere adliyeye gitmekten yoruldum.

Daha garibi hiçbir varlığı olmayan; bir masa, bir kasa ve az sayıda çalışanı olan bazı “yatırım” şirketleri borsa değeri ile hesaplandığında Türkiye’nin en büyük şirketleri sıralamasında zirvedeler. Türkiye’nin en önemli şirketlerinden üç kat değerli ne iş yaptığı belli olmayan şirket borsayı domine ediyor.

Tüpraş’tan değerli, ne yaptığını, kime yatırım yaptığını, kârlı olup olmadığını bilemediğimiz şirketler var.

Bunlar da Türkiye’nin piyasa değerini etkiliyor.

Abidik gubidikle içeride sermaye daha doğrusu servet transferi oluyor ama bu transfer ülke ekonomisine olumlu yansımıyor, tam aksine kaynak israfı oluyor.

Bunun sonucunu aşırı lüks araç, pahalı ev, yüksek fiyatlı yalı olarak görüyoruz.”

Hadi o yeni.

Bakın, bunu iki sene önce yazmışım, 2024’te.

“Cahil olsun, beceriksiz olsun ama bizden olsun” kafası ile de bu sonuç bile başarıdır.

Mega Polietilen adlı halka açık bir şirket konkordato ilan etmiş. Herkes de çok şaşırmış.

Çünkü şirket devlet tarafından epey korunup kollanan, her türlü teşvikten, vergi indiriminden yararlanan bir şirketmiş.

Hatta çok değil 1,5 sene önce dönemin Sanayi Bakanı, şirketin tesis açılışında konuşma yapmış, şirketi öve öve bitirememiş ve verdikleri destekleri ballandıra ballandıra anlatmış.

Sonuç.

Konkordato.

Mağdur edilen binlerce alacaklı, muhtemelen silsile halinde batışlara neden olacak olan bir konkordato işlemi.

Belli ki, iktidar tarafından sevilen bir şirket. Aksi takdirde konkordato talebi karşılanmaz, doğrudan iflasa doğru giderdi. Ki zaten şirket aslında iflas etmiş durumda.

Bundan sonra toparlanabilir mi! Ortaklar sermaye artışı yapıp, düzgün bir yönetim oluştururlarsa belki.

Burada asıl tartışılması gereken ise Sermaye Piyasası Kurulu, SPK.

Halka açılmak isteyen şirketleri inceleyip halka açılıp açılamayacaklarına karar ve izin vermek, halka açık şirketleri denetlemek gibi önemli bir görevi olan kurum giderek tartışmalı ve hatta kimilerine göre şaibeli kararları ile anılıyor.

Benim hatırladığım ilk rezalet bir teknolojik aletler satan bilgisayar firmasının halka arzı ve kısa süre sonra batmasıydı. O günlerde bu firmanın dönemin SPK Başkanı ile akrabalık ilişkisinin olduğu ortaya çıkmış ve normal şartlarda halka arz yapması mümkün olmayan bu firmanın bu yolla halka açıldığı iddia edilmişti.

Şimdi ise her gün adı sanı duyulmadık, finansalları halka arza uygun olmadığı ayan beyan görünen şirketler halka açılıyor.

Birkaç gün içinde yatırımcılarına büyük para kaybettiriyor.

Borsa çevrelerinde SPK’ya etki edebilen bazı “çetelerin” siyasi destekle bu işleri tezgahladığı, bu küçük şirketler üzerinden yaptıkları spekülasyonlarla küçük yatırımcılardan büyük paralar aldıkları ve milyarlarca liranın buharlaştığı anlatılıyor.

Dahası küçük yatırımcıyı şirket konusunda uyarması gereken SPK, bu görevini doğru düzgün yerine getirmediği için, dev zannedilen şirketler bir anda batıyor, konkordato ya da iflas ilan ediyor ve göz göre göre ortaya çıkan bu durum, sanki sürprizmiş gibi davranılıyor.

SPK’nın son dönemde yaptığı pek çok işlem ve verdiği pek çok izin, bir iktidar değişikliği sonrası çok ciddi incelemeye muhtaçtır.”

Daha pek çok böyle yazım var; borsa, SPK, şirketler, halka arzlar, hormonlu büyüme ile büyümüş gibi gösterilen sahte fonlar, hatta tasarruf finansman şirketleri konusunda pek çok yazı. 30 tane çıkar.

Yıllardır uyardık. Uyardığımız için kötü olduk, hakkımızda davalar açıldı.

Sonuç bu.

Bu durumda ben yazmamış mı oluyorum, yoksa ben her türlü riski göze alıp yazmışım ama sizler ve yönetenler umursamamış mı oluyorsunuz!

Bence ikincisi.

Testi kırılmadan uyarmışız, okur testi kırıldı niye yazmıyorsun diyor.

Şimdi yük iki bankanın üzerine yıkıldı.

Ne mi olur?

Onu da anlatırız.

Eleştiren medyanın önemini anladınız mı

Yazdığımız yazılarda uyarı var ama şirket adı yok.

Doğru, yok. Çünkü başımıza büyük bela oluyor sonra.

Daha birkaç gün önce Ajet’in kuruluş dönemindeki sorunlarını yazdığım için “haksız rekabet” davası ile hakim karşısındaydım. Sanki Ajet’e rakip havayolu şirketim varmış gibi. Hal böyle iken hadi gelin, borsa, açık şirketler, milyar dolarlık fonlar hakkında yazın kolaysa. Yine de yazıyorum.

Habertürk’te yazdığım dönemde SPK’yı eleştiren bir yazı yazdım, Habertürk'ün sahibinin halka açık şirketleri olduğu için adam sıkıntıya girdi.

Bize de sürekli dava açıyorlar. Öyle basit davalar da değil. Milyar dolarlık zarar ziyan davaları.

Dahası ekonomiye zarar vermekten çok daha ağır davalar söz konusu.

Buna rağmen yazıyoruz.

Oysa dava açacaklarına “Yahu bu adamlar bir şey anlatmaya çalışıyor. Bu işten bir çıkarları da yok. Ne diyorlar bir bakalım” deseler iş belki de buralara gelmeyecek. Milyar dolarlık zararlar oluşmayacak. Çok daha azı ile kurtulacak memleket.

Ama uyarana düşman; memleketi, halkı, küçük yatırımcıyı, soyup soğana çevirip, edepsizce zenginleşenlere dost gözüyle bakınca sonuç bu.

Bunların donuna kadar almayacak mısınız!

Tarihin en büyük dolandırıcılık operasyonlarından birini gerçekleştiren fonlara soruşturma açıldı ama sahipleri, yöneticileri, sorumluları her ne hikmetse son derece “yumuşak” bir muameleye tabi tutuluyorlar.

Yaptığı işlemlerin bir bölümünde bahis parası da var diye el koyulan Papara’nın patronu içeride. Milleti ve nihayetinde devleti göz göre göre, planlı ve hesaplı bir şekilde milyarlarca dolar zarara uğratan “dolandırıcılık” fonlarının kurucuları, işleticileri, yöneticileri dışarıda.

Çok açık söyleyeyim, toplum vicdanı bunu kaldırmıyor.

Rolls Royce ile gezip, yönetim kuruluna aldığı üniversite rektörünün üniversitesinde düzenlediği toplantıda eli cebinde ahkam kesen Emre Tezmen serbest.

Babalarının soyadı üzerinde yıllardır tepinen, para ve hava meraklısı Emre Alkin ve biraderi serbest. Tamam, tutuklanmasınlar ama en azından bu işlerden elde ettikleri paralar bir sorgulansın.

Kimi davalarda, dava konusu ile alakası olmayan servetlere kayyum atanır, milletin mal varlıklarına el koyulurken, bunlara bir şey yapılmıyor olması sizce makul mu, adil mi, hak mı! Adam üniversite rektörü olarak, üniversitesinin adını, saygınlığını idarecisi olduğu fona peşkeş çekiyor. Sonra fon batıyor bu adam ellerini çalkalayıp çıkıyor! Milletin, devletin milyarları gitmiş, umurunda değil.

Benim ve yüzlerce kişinin uzaktan gördüğü rezaleti bu heriflerin, işin içindeyken görmemeleri mümkün mü!

Tabii değil. Ama parasını alıyor, adını ve kimilerince var olduğu zannedilen saygınlığını kiralıyor. Sonrası umurunda değil! Sonra iş patlıyor ama bunlara hiçbir şey olmuyor.

Adını, unvanını yeni bir üçkağıtçıya kiralamak için yola devam ediyor.

Olacak iş mi!

Bunun hesabı bugün sorulmazsa yarın sorulur demeyi çok isterdim ama emin olamıyorum.

Yarın iktidar değişse bunlar yeni iktidarın da en has adamı olurlar.

Bugünün iktidarını uyardığı için kötü olanlar, yarının iktidarında da kötü olur!

Alacaklılar ne kadar alır?

Peki, bundan sonra ne olur?

Yani Ziraat Bankası ve İş Bankası’na yüklenen alacaklar nasıl ödenir?

Dün, Türkiye’nin bankacılık duayeni bir isim ile birlikteydim.

O bana “Fatih, ne oluyor, nedir bu fon meselesi?” diye sordu.

Güldüm, ben de ona “Nedir bu fon meselesi?” diye sordum.

İkimiz de bilmiyormuşuz gibi yaparak.

“Daha önce konuşmuştuk bunların bir yerde patlayacağını. Herkes de biliyordu zaten.” dedi.

Haklıydı. Herkes biliyordu.

“Bankalar ne yapacak, bu yükün altından nasıl çıkacak?” diye sordum bankacı dostuma.

“Aslında bu işin bankalara devri saçma ama toplumsal olarak sıkıntı çıkmasın diye böyle bir formülü makul bulmuş olmalılar. Tsunaminin önüne bir engel koymak gibi düşünebilirsin.” dedi ve sistemin nasıl yürüyebileceğini anlattı.

“Bankalar aldıkları fonların içindeki varlıklara bakarlar. Bunları şimdi oluşacak piyasa değeri üzerinden nakde çevirirler ve buna göre hak sahiplerine ödeme yapmaya başlarlar. Bunu panik havası geçince yavaş yavaş yapmalarına imkan tanınırsa yatırımcıların zararı daha az olur. Tabii kim gerçek yatırımcı, kim değil onu da belirlemek gibi bir dertleri olacak. Sorunu zamana yayarak çözeceklerdir. Doğrusu bu mudur emin değilim ama makul olan budur.”

Peki, buralara para yatıran herkes parasını geri alacak mı?

Bankacı dostumun yanıtı önemli.

“Gerçek küçük yatırımcıları bulup ayıklamakta ne kadar başarılı olunursa, hak sahiplerinin alacağı miktar o oranda kayıplarını telafi edici olur. Ancak burada bankalarda olduğu gibi bir devlet garantisi yok. Bu durumda satışlardan sonra kalan para dağıtılır. Koyduğu paranın yüzde 10’unu alan şanslı sayılır diyebilirim. Çünkü bankaların bu paraların tamamını geri ödemek gibi bir yükümlülüğü olmayacak. Bir tür tasfiye masası gibi hareket edecekler.”

Suriye’de demokrasi kültürü

Biz burada kendi meselelerimizle uğraşırken, galiba yanı başımızda, güney komşumuz hiç beklenmedik ve umulmadık biçimde bir demokrasi olmuş galiba.

Şaka yapmıyorum.

Suriye’de geçen hafta başta akaryakıt fiyatlarına yapılan zam ve genel olarak hayat pahalılığı üzerine halk sokaklara dökülmüş ve tepkisini ortaya koyan gösteriler yapmış.

Şaka maka Suriye bayağı bir demokrasi olmuş da bizim haberimiz olmamış.

Merak etmeyin pistte sorun yok

Sosyal medyada duyurdum ama bir kere de burada tekrarlamakta beis yok.

FiA ve F1 yönetimi 2027 Formula 1 takvimini yayınlarken Türkiye Grand Prix’sinin de 1-3 Ekim tarihleri arasında takvimde yer alacağını duyurdu. Takvimde yer alacağımız zaten belliydi, tarih net değildi. Eylül sonu, en geç ekim ortası gibi hesaplıyorduk, ekim başı oldu.

Çok iyi tarih.

Ancak FiA’nın takvime düştüğü bir not milleti korkuttu.

İstanbul yarışı ile ilgili olarak “Pist homologasyonuna bağlı olarak” diye not düşülmüştü.

Herkes “Ne yani pistte sorun mu var” diye sordu.

Merak etmeyin.

Pistte bir sorun yok. Eski kiracı Intercity pistten çıkarken daha önce de anlattığım gibi epey bir zarar verdi ve TOSFED bu zararların hepsini kayıt altına aldı. Time keeper denilen zaman ölçme cihazını bile sökmüştü eski kiracı. Güvenlik tel örgüleri gibi hayati öneme sahip unsurları da hurdacılara vermişti.

Bu eksiklerin önemli bir bölümü zaten giderilmişti.

Ancak benim de üyesi olduğum FiA pist komisyonuna nisan ayında sunulan raporda, pistin F1 yarışlarına uygun olduğunun kabulü anlamına gelen Grade 1 lisansı alması için birkaç önemsiz eksik tespit edildi.

Bunlar kısa sürede halledilebilecek konular ve zaten TOSFED bunları biliyordu. Bir iki ay içinde tüm bu eksikler giderilir ve yarış rahatça yapılır.

Kimse tedirgin olmasın. Bu pistin zaten Grade 1 lisansı vardı. Kiracının giderayak verdiği zararlar ve değişen bazı güvenlik kuralları nedeniyle bazı iyileştirmeler gerekiyor.

Mesele bundan ibaret.

Ne zaman insan oluruz?

Eleştirinin övgüden daha yararlı olduğunu anladığımız zaman.

FatihAltaylı
X’te yanıtla

X’te yazı hakkında yorumlarınızı paylaşın.

  • Geçmiş yazılar

Tümü
Şimşek akaryakıtta hedefine ulaştı
Köşe Yazıları
Şimşek akaryakıtta hedefine ulaştı

Fatih Altaylı

Eylül 16, 2026

Eklemek için tehlikeli kelime
Köşe Yazıları
Eklemek için tehlikeli kelime

Fatih Altaylı

Eylül 15, 2026

Madring’i görünce İstanbul Park’ın kıymeti anlaşıldı
Köşe Yazıları
Madring’i görünce İstanbul Park’ın kıymeti anlaşıldı

Fatih Altaylı

Eylül 14, 2026

  • Videolar

Tümü
Fatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Yaprak Dökümü hayatımı değiştirdi" & Toygar Işıklı görseli
FatihAltaylı
YouTube
Videolar yorumluyorFatih Altaylı ile Pazar Sohbeti: "Yaprak Dökümü hayatımı değiştirdi" & Toygar IşıklıTeke Tek Bilim ▷ https://www.youtube.com/@TekeTekBilim 00:00 Giriş 02:39 Toygar Işıklı müziğe nasıl başladı? 06:57 Ay Yapım ile işbirlikleri 08:04 Şimdiye kadar kaç diziye müzik yaptı? 08:38 Dizi müzikleri dışında çalışıyor mu? 11:50 Dizi müzikleri sahnelere göre mi yapılıyor? 16:10 Dizi yönetmeni müziklere karışıyor mu? 21:07 "Ezel" dizi müziğinin Galatasaray marşı olarak uyarlanması 22:48 Gölcük depreminde Gölcük'te miydi? 24:14 Grammy nedir? 24:46 Kaç dalda ödül verilmekte? 25:34 Toplam kaç jüri var? 26:50 Grammy jüriliği nasıl oluyor? 30:43 Toygar Işıklı'nın global işleri 32:56 Grammy Ödülleri'nde aday göstermek nasıl oluyor? 35:47 Para kazanabiliyor mu? 37:28 Güncel hedefleri neler? 44:03 Müziği basite indirgemek 46:24 Kapanış YouTube kanalına abone olmak için ▷ http://bit.ly/FatihAltayli Gazeteci - Yazar Fatih Altaylı, Youtube kanalına özel gündemi yorumluyor.
Eylül 13, 2026
Hücreler neden yaşlanır? görseli
FatihAltaylı
YouTube
Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil & Fatih Altaylı - Teke Tek BilimHücreler neden yaşlanır?00:00 Giriş 02:43 Trump ve Amerika'daki üniversiteler arasındaki son durum ne? 13:06 İnsan vücudundaki moleküler mimari 16:15 Hücre restorasyonu nasıl başlıyor? 19:02 Mitokondri nedir? 23:33 Endoplazmik Retikulum nedir? 28:24 Bu bilimsel çalışmalardan ne öğreniyoruz? 30:40 Obezite ve yaşlanma ilişkisi 35:16 Oksidatif stres nedir? 41:29 Koenzim Q10 molekülü ve takviyesi 45:11 Koenzim Q10 obeziteyi engelleyebilir mi? 51:26 En karmaşık organ karaciğer midir? 54:26 İnsan doğasında aç kalmak 1:00:05 Yaptıkları işten kazançları ne? 1:06:25 Şeker vücuda ne kadar zararlı? 1:07:23 Zayıflama iğneleri ile ilgili ne düşünüyor? 1:10:43 Zayıflama ilaçları hücreleri düzeltme açısından vücuda katkı sağlıyor mu? 1:19:55 Kapanış #işbirliği
Eylül 13, 2026
Dünyada IQ sorunu var! görseli
FatihAltaylı
YouTube
Fatih Altaylı & Bedia Ceylan Güzelce - Teke Tek KitapDünyada IQ sorunu var!Kitapyurdu: https://www.kitapyurdu.com/?srsltid=AfmBOorlol9UhdW5ABYzEMpGL1N1tYeOW-RfhiwgTMoyO3DNHb2uF-Z6 00:00 Giriş 01:56 Dünyada IQ problemi var! 05:24 Medrese V. Üniversite 21:58 Hangi Liberal Demokrasi 24:38 Konuşulmayan Erkeklik 26:27 Odysseus 28:50 Girne'deki gemi faciası 33:03 Altın Günlerden Kurşun Gecelere 36:06 Clara'ya Mektuplar 38:08 Hermeneutik Dersleri 40:16 A Line In The Sand 43:12 Fatih Altaylı'nın anjiyo hikayesi 48:00 Bilim Tarihi 52:51 Dış haberler servislerine ne oldu? 55:37 Kapanış 🔎 Teke Tek Kitap’ta her ay farklı kitapları mercek altına alıyor, yazarlarını, konularını ve tartışmaya açtıkları meseleleri konuşuyoruz. #işbirliği
Eylül 9, 2026